Toprak ve Kültür İçin Bir Araya Gelmek: Santa Catarina Quiané’de İkinci Faz
Meksika’nın Oaxaca eyaletindeki Santa Catarina Quiané topluluğu, Kültür ve Ekoloji Merkezi’nin ilk fazının ardından, ortak toprak mülkiyeti mücadelesiyle harmanlanan bir ikinci fazı hayata geçiriyor. Bu kez, Toprak Savunma Cephesi, ejido ve komünal yönetimler, CAMPO ve Münih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (HM) bir araya geliyor. HM’nin 1:1 akademik atölyesi ve misafir eğitmen Atarraya, tasarım sürecine katkı sağlıyor.
Tasarım ve Direnişin Kesiştiği Nokta
Bu proje, tasarımın sadece estetik bir çaba değil, aynı zamanda politik ve sosyal bir eylem olduğunu kanıtlıyor. Topluluk üyeleri, kendi kültürel ve ekolojik geleceklerini şekillendirirken, akademik dünyanın teknik bilgisiyle buluşuyor. Atarraya ve CAMPO gibi oluşumlar, yerel bilgiyi küresel tasarım pratiğiyle harmanlıyor.

“Tasarım, bir topluluğun kendini ifade etme biçimidir. Santa Catarina Quiané örneği, katılımcı süreçlerin nasıl güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor.”
İkinci Fazda Neler Yeni?
İlk fazda temelleri atılan merkez, ikinci fazda daha kapsamlı bir programa ev sahipliği yapacak. Atölye çalışmaları, yerel malzeme kullanımı ve iklimle uyumlu tasarım stratejileri ön planda. Proje, aynı zamanda toprak hakları mücadelesine görünürlük kazandırarak, tasarımın aktivizmle nasıl iç içe geçebileceğini sorguluyor.

Öğrenciler Sahada: Teoriden Pratiğe
Münih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi öğrencileri, 1:1 ölçekli atölyede teorik bilgilerini pratiğe döküyor. Bu, tasarım eğitiminde sıkça eksik olan bir bağ: gerçek dünya sorunlarına dokunmak. Öğrenciler, toplulukla birlikte çalışarak hem teknik becerilerini geliştiriyor hem de etik bir tasarım anlayışı kazanıyor.
Türkiye’ye Ne Düşüyor?
Türkiye’de de benzer topluluk temelli projelerin sayısı artıyor. Özellikle kırsal alanlarda, ortak toprak kullanımı ve kültürel mirasın korunması konularında tasarımcılara büyük rol düşüyor. Santa Catarina Quiané örneği, tasarımın sadece kentli elitler için değil, herkes için bir araç olabileceğini hatırlatıyor.

Editörün Yorumu: Bu proje beni iki açıdan etkiledi. Birincisi, tasarımın politik bir eylem olarak ele alınışı; ikincisi ise akademi ile topluluk arasındaki bu organik iş birliği. Ancak, projenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerim var. İlk fazın ardından ikinci faza geçilmesi olumlu, ama bu tür girişimlerin uzun vadede finansmanı ve topluluk katılımının devamlılığı kritik. Türkiye’de de benzer bir yaklaşım, örneğin Karadeniz’deki yayla evleri veya Güneydoğu’daki ortak tarım alanlarında uygulanabilir. Bu trend, önümüzdeki yıllarda tasarımın aktivizmle daha da iç içe geçeceğini gösteriyor. Tasarımcılar olarak, sadece nesne değil, süreç tasarlamayı da öğrenmeliyiz.



Kaynak: ArchDaily | Yayın Tarihi: 29 Mayıs 2026

























