Ana Sayfa Haberler Moda Tasarım

Ukrayna’nın Zanaat Mirasını Yeniden Yorumlayan Gunia: Gelenek Yaşıyor

Gunia markasının kurucuları Natalia Kamenska ve Maria Gavryliuk, Ukrayna'nın geleneksel zanaat tekniklerini modern tasarımla nasıl birleştirdiklerini anlatıyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Ukrayna’nın Zanaat Mirasını Yeniden Yorumlayan Gunia: Gelenek Yaşıyor

2019’da Ukraynalı moda ve tasarım markası Gunia’nın kurucuları Natalia Kamenska ve Maria Gavryliuk, bir Noel sofra takımı tasarladı. Beyaz seramiklerin üzerinde melekler ve kuzular vardı; ülke genelinde hem günlük hem dini imgelerde karşımıza çıkan figürler. 2020’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Vatikan ziyaretinde bu eserlerden birini Papa Francesco’ya hediye etti. O an, Ukrayna’nın kültürel el sanatlarını koruma ve yeniden yorumlama mirasının bir simgesiydi.

Araştırmadan Anlamaya: Tasarım Felsefesi

Gunia, Ukrayna imgelerini dönen ve renkli illüstrasyonlarla oynamakla kalmıyor; işin maddeselliği de ülkeye bağlı malzeme geleneklerinden türetiliyor. Marka, ‘Gunia evreni’ni tanımlarken ‘dokuz zanaat tekniğini bir araya getiriyoruz: üfleme (guta) cam, dokuma, nakış, ahşap oymacılığı, seramik, gümüş ve boncuk takı, örgü ve sepet örücülüğü’ diyor. Kamenska ve Gavryliuk ile yaptığımız söyleşide, Gunia yolculuklarına ve tarihi uygulamalara çağdaş vizyonlarını nasıl taşıdıklarına derinlemesine bakıyoruz.

Ukrayna’nın Zanaat Mirasını Yeniden Yorumlayan Gunia: Gelenek Canlı Bir Arşivdir

İki kurucu, bu projeye başlamadan önce moda endüstrisinde geleneksel bir geçmişe sahipti. ‘Moda bize tasarım, estetik ve üretim hakkında çok şey öğretti, ancak kendimizi hafıza, anlam ve kültürle daha derin bir bağ taşıyan nesnelere çekilmiş bulduk,’ diye açıklıyor ikili. ‘Gunia Projesi bir iş fikri olarak değil, bir araştırma süreci olarak başladı. Müzeleri ziyaret etmeye, arşivleri incelemeye, Ukrayna’yı dolaşmaya, zanaatkarlarla tanışmaya ve geleneksel kültürde ne kadar bilgi, güzellik ve karmaşıklık olduğunu keşfetmeye başladık. Tasarımla ilişkimiz, yenilik uğruna yeni bir şey yaratmaktan, araştırma yoluyla anlamlı bir şey yaratmaya dönüştü. Bugün, her nesne bir trend tahmininden ziyade bir hikaye, bir sembol, tarihi bir referans veya kültürel bir soruyla başlıyor.’

Zanaatkarlarla İşbirliği: 150’den Fazla Ustadan Oluşan Bir Ağ

Gunia’nın birlikte çalıştığı zanaatkarları konu alan kısa filmlerinden birinde, bizi dokumacı Natalia Kishchuk’un tezgahına götürüyor. Kishchuk’u iş başında izlerken, markanın adını aldığı el dokuması yün palto Gunia’nın bölgede geleneksel bir iş giysisi olduğunu anlatıyor. Marka için çağdaş bir gunia yapmak için kaç koyunun kırkılması gerektiğinden bahsediyor ve ham yünden iplik eğirme yönteminin ona büyükannesinden nasıl aktarıldığını anlatıyor.

Ukrayna’nın Zanaat Mirasını Yeniden Yorumlayan Gunia: Gelenek Canlı Bir Arşivdir

Kishchuk, Gunia’nın ürünlerini geliştirmek için işbirliği yaptığı 150’den fazla Ukraynalı zanaatkardan oluşan ağın sadece bir parçası. ‘Böyle bir ağı yönetmek hem ilham verici hem de karmaşık çünkü her işbirliği farklı işliyor,’ diye açıklıyor Kamenska ve Gavryliuk. ‘Ukrayna genelinde zanaatkarlar, atölyeler ve üreticilerle çalışıyoruz, ancak standart bir süreç yok. Her zanaatkarın kendi hızı, malzemeleri ve teknikleri var. Bizim rolümüz, onların uzmanlığına saygı duyarken, tasarımlarımızı onların diline çevirmek.’

‘Gelenek, statik bir arşiv değildir; yaşayan, nefes alan bir süreçtir. Gunia’nın yaptığı tam da bu: geçmişi bugüne taşımak, onu yeniden yorumlamak ve geleceğe aktarmak.’

Ukrayna’nın Zanaat Mirasını Yeniden Yorumlayan Gunia: Gelenek Canlı Bir Arşivdir

Editörün Yorumu: Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?

Gunia’nın yaklaşımı, Türkiye’deki zanaat ve tasarım dünyası için önemli dersler barındırıyor. Bizde halıcılık, çini, ebru gibi köklü gelenekler var; ama çoğu zaman bu miras ya turistik bir meta haline geliyor ya da atölyeler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Gunia’nın yaptığı gibi, zanaatkarlarla uzun vadeli işbirlikleri kurmak, onların tekniklerini çağdaş tasarımla buluşturmak, hem kültürel mirası canlı tutar hem de ekonomik değer yaratır. Özellikle ‘araştırmadan anlamaya’ felsefesi, Türk tasarımcılar için ilham verici: Bir deseni alıp kullanmak yerine, onun hikayesini öğrenmek, malzemenin kökenine inmek, gerçek anlamda özgün işler çıkarır. Peki bu neden önemli? Çünkü küresel pazarda fark yaratmak istiyorsak, hikayesi olan, bir kültürü yansıtan tasarımlar daha çok konuşuluyor. Gunia’nın 150’den fazla zanaatkarla kurduğu ağ, Türkiye’de de uygulanabilir bir model. Belki de bir sonraki adım, Anadolu’daki ustalarla benzer bir ekosistem kurmak olmalı.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×