Ana Sayfa Haberler İç Mimarlık

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Otel: Elizabeth Unique

Cannaregio'da 17. yüzyıl sarayında açılan Elizabeth Unique, Cristina Celestino'nun imzasıyla Venedik ihtişamına çağdaş bir yorum getiriyor.

· Piyon Haber · Design Milk

Share:

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Otel: Elizabeth Unique

Venedik deyince aklınıza ne gelir? San Marco’nun güvercinleri, Dükler Sarayı’nın ihtişamı, gondollar… Ama şehrin gerçek ruhu, turist kalabalığının uğramadığı Cannaregio’nun arka sokaklarında, yerel halkın günlük telaşında saklı. İşte tam bu noktada, 17. yüzyıldan kalma bir palazzoda kapılarını açan Elizabeth Unique Venice, Design Hotels’in Venedik’teki ilk üyesi olarak karşımıza çıkıyor. Otel, şehrin ağır Barok ihtişamından sıyrılıp iddiasız ama bir o kadar da çağdaş bir zarafet sunuyor.

Venedik’in Hafif ve Çağdaş Yorumu

Cannaregio Kanalı kıyısındaki bu yeni otel, tarihi dokuyu koruyarak modern bir soluk getiriyor. Bölge, turist yoğunluğundan uzak; köklü şarap barları, rustik trattorialar ve tarihi Venedik Gettosu ile günlük hayatın ritmini koruyor. Bu yerel karakter, otelin iç mimarisine ve atmosferine de yansımış.

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Bir Otel: Elizabeth Unique

Milanlı ünlü mimar Cristina Celestino, iç mekan tasarımını üstlenmiş. Celestino, restore edilmiş dekoratif tavanlar ve ahşap kirişler gibi mevcut unsurları koruyarak, parlak bir renk paletiyle çağdaş bir dokunuş katmış. Geçmişi yeniden yaratmak yerine, korunan unsurları çağdaş renk, malzeme ve mobilyalar için bir arka plan olarak kullanmış.

“Venedik’in ihtişamını taklit etmek yerine, onu hafifleterek yeniden yorumlamak, şehrin ruhunu daha samimi bir şekilde yansıtıyor.” — Cristina Celestino

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Bir Otel: Elizabeth Unique

Renk ve Malzeme Uyumu

14 oda ve süitten oluşan otelde, Venedik terrazzo’su üç farklı renkte karşımıza çıkıyor: lagün yeşili, koyu kırmızı ve yumuşak kum tonları. Bu renkler, marmorino duvarlar, ceviz kaplamalar ve CEDIT’in Policroma duvar kaplamalarıyla devam ediyor. Renkli duvar panelleri, yastıklı başlıklarla uyum içinde.

Detaylarda ince bir dokunma hissi var: Carrara ve Fior di Pesco mermer vurguları, Rubelli ve Dedar’ın lüks tekstilleri, Celestino’nun tasarladığı özel halılar. Heykelsi aynalar ve özel yapım komodinler, Pianca’nın Calatea koltuğu ve Pulpo’dan temin edilen alçak cam masalar gibi iddialı parçalarla bir araya geliyor. Aydınlatmada Moooi avizeler, Fontana Arte zemin lambaları ve Oluce sarkıtlar dikkat çekiyor. Banyolarda Kaldewei küvetler ve Zucchetti armatürler sade bir şıklık sunuyor.

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Bir Otel: Elizabeth Unique

Sanat ve Kamusal Alanlar

Nötr duvarlar, otelin etkileyici çağdaş sanat eserlerine nefes alanı bırakıyor. Tarihi Galleria Russo, otel genelinde çağdaş İtalyan sanatından bir seçki hazırlamış.

Zemin kattaki resepsiyon alanları, sıcak ahşap paneller, Venedik terrazzo zemin ve metalik çıtalarla vurgulanmış bir check-in bankosuyla karşılıyor. İç mekanların ötesinde, restoran verandası ve çim alanıyla vaha gibi bir bahçe, öğleden sonra aperitivo keyfi için ideal.

Venedik’te 17. Yüzyıl Sarayında Modern Bir Otel: Elizabeth Unique

Mutfak ve Hikaye

Mutfak programı da bu çizgiyi takip ediyor: da GrandMa Restaurant, sahibi Vittorio Curatella’nın büyükannesi Elisabetta’nın adını taşıyor ve otelin ismine de ilham vermiş. Geleneksel alçak tavanlar, antika camlar ve lagünden ilham alan yumuşak mavi-sarı tonlarla zenginleştirilmiş. Şef Riccardo Pepe yönetiminde menüler, klasik İtalyan mutfağı, bölgesel spesiyaliteler ve aile tariflerine odaklanıyor.


Editörün Yorumu:

Elizabeth Unique Venice, Venedik’in ağır Barok ihtişamına bir alternatif sunması bakımından cesur bir proje. Cristina Celestino’nun renk paleti ve malzeme seçimi gerçekten ustaca; özellikle terrazzo’nun üç farklı tonda kullanımı, mekana hem süreklilik hem de dinamizm katıyor. Ancak, otelin “modern ama yerel” duruşu, Türkiye’deki butik otel projeleri için de ilham verici. Örneğin, İstanbul’un tarihi yarımadasında veya Alaçatı’da benzer bir yaklaşımla, geleneksel dokuyu koruyup çağdaş bir yorum getiren projeler görmek mümkün. Ne yazık ki çoğu proje ya aşırı restorasyonla ruhunu kaybediyor ya da modern eklemelerle bağlamından kopuyor. Celestino’nun “hafifletme” stratejisi, bu dengeyi iyi kurmuş. Gelecekte, sürdürülebilirlik ve yerel zanaatı öne çıkaran benzer projelerin artacağını öngörüyorum. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece estetik değil; bir kentin hafızasını yaşatma biçimi.

Kaynak: Design Milk | Yayın Tarihi: 20 Eylül 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×