Ana Sayfa Haberler Moda Tasarım

Vollebak Sonic Ceket: Sesle Gelen Duygusal Bir Kucak

Vollebak'ın 180 hoparlörlü Sonic Ceketi, sesi dokunsal bir deneyime dönüştürüyor. Tasarımın duygusal ve fiziksel etkilerini inceliyor, teknolojinin insanileşmesine dair ipuçları arıyoruz.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Vollebak Sonic Ceket: Sesle Gelen Duygusal Bir Kucak

Son yıllarda teknoloji ve beden arasındaki ilişki, büyük ölçüde optimizasyon fikri etrafında şekilleniyor. Cihazlar uykuyu, stresi, üretkenliği, iyileşmeyi ve hareketi izliyor; beden ölçülecek, geliştirilecek ve düzenlenecek bir nesne haline geliyor. Ancak tasarım, moda ve çağdaş kültürde daha sessiz bir karşı akım yükselmeye başladı: Performans yerine duyarlılığı, verimlilik yerine duygusal uyumu önemseyen bir yaklaşım. Bu değişimde yumuşaklık, yalnızca estetik bir tercih değil; dünyayla hissetme ve duyusal farkındalık yoluyla ilişki kurma biçimi haline geliyor.

Vollebak’ın yeni Sonic Ceketi işte bu alana yerleşiyor. Londra merkezli marka, aşırı ortamlar ve spekülatif gelecekler için giyilebilir teknolojiler tasarlamasıyla tanınıyor; yıllardır giysilerin bedeni radyasyondan, iklim çöküşünden ve uzay yolculuğundan nasıl koruyabileceği üzerine çalışıyor. Sonic Ceket ise bu sert geleceklerden uzaklaşıp içe dönüyor. Prototip, kullanıcıyı dış dünyadan korumak yerine, içeriden nasıl hissettiğini değiştirmeyi hedefliyor.

Vollebak’ın Sonic Ceketi: Beden İçin Duygusal Bir Rezonans Odası

İçe Dönük Ses: 180 Hoparlörle Bedeni Sarmalamak

Ceket, doğrudan vücuda frekans gönderen 180 adet içe bakan hoparlörle donatılmış. ‘Dune’, ‘Prometheus’, ‘Marslı’ ve ‘Project Hail Mary’ gibi yapımların özel efekt stüdyosu FBFX ile geliştirilen giysi, sesi dokunsal ve sarmalayıcı bir deneyime dönüştürüyor. Geleneksel bir giyilebilir cihazdan çok, bedeni titreşim, rezonans ve duyumla çevreleyen, tepkisel bir atmosfer gibi çalışıyor.

Vollebak Yaratıcı Direktörü ve kurucu ortağı Nick Tidball’a göre fikir, sesin bedeni duygusal ve fiziksel olarak nasıl etkilediğine dair görünmez yollara duyulan meraktan doğmuş. ‘Kedimiz Baltie’nin mırıldarken 90 hertz frekansında olduğunu fark ettiğimde fikir mümkün göründü,’ diyor Tidball. ‘Bazı çalışmalar bu frekansın size iyi geldiğini ve kemikleriniz için faydalı olduğunu söylüyor.’

Vollebak’ın Sonic Ceketi: Beden İçin Duygusal Bir Rezonans Odası

Bu merak, sesi hem güç hem de şefkat olarak ele alan daha geniş bir düşünceye dönüşmüş. Tidball şöyle açıklıyor: ‘Bunu düşündükten sonra, bunun zıttı olan ama benzer bir fikri, yani sonik silahları da düşündüm. Eğer sonikler kötü şeyler için kullanılabiliyorsa, iyi şeyler için de kullanılabilir olmalı. Yani iyilik için sonikler ve kötülük için sonikler.’

Veri Toplamak Yerine Duygu Değiştirmek

Sonic Ceket, çoğu giyilebilir sistemin veri çıkarma ve analiz üzerine kurulu olduğu bir dönemde, teknoloji ve beden arasında daha yumuşak bir ilişki önerdiği için önemli. Kullanıcıdan kendini ölçmesini istemek yerine, doğrudan frekans yoluyla duygusal ve fizyolojik durumları değiştirmeye çalışıyor. Gösterge paneli, puan veya performans metriği yok. Teknoloji, bilgi yerine sarmalama yoluyla çalışıyor.

Vollebak’ın Sonic Ceketi: Beden İçin Duygusal Bir Rezonans Odası

Ses dışarıdan duyulmuyor; giysi, bedeni bir rezonans odasına çeviriyor. Bu, giyilebilir teknolojinin bugüne kadarki en insani yorumlarından biri olabilir.

Duyarlılık mı, Optimizasyon mu?

Vollebak’ın bu hamlesi, tasarım dünyasında giderek büyüyen bir eğilimin parçası: Teknolojiyi daha az müdahaleci, daha sezgisel ve daha duygusal kılmak. Akıllı saatlerin ve sağlık takip cihazlarının egemen olduğu bir pazarda, Sonic Ceket gibi ürünler alternatif bir yol çiziyor. Performansı artırmak yerine, anlık deneyimi zenginleştirmeyi hedefliyor. Bu, özellikle tükenmişlik ve dijital yorgunluğun arttığı bir çağda, tasarımcılar için ilham verici bir perspektif.

Editörün Yorumu

Sonic Ceket, teknolojiyi bir araç olmaktan çıkarıp bir deneyim nesnesine dönüştürüyor. Ancak burada kritik bir soru var: Bu tür bir ‘duygu mühendisliği’, etik sınırları nerede çiziyor? Kullanıcıyı bilinçli bir seçim olmadan belirli bir ruh haline sokmak, manipülasyon mu yoksa terapi mi? Türkiye’de özellikle pandemi sonrası artan kaygı bozuklukları göz önüne alındığında, bu tür giyilebilirlerin duygusal destek amaçlı kullanımı potansiyel taşıyor. Vollebak’ın spekülatif yaklaşımı, moda ve teknolojinin kesiştiği noktada yeni bir alan açıyor: Tasarım artık sadece işlev değil, duygu da üretiyor. Bu ceket, belki de geleceğin ‘duygusal giyim’ trendinin ilk sinyali.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 19 Mayıs 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×