Ana Sayfa › Haberler › Mimarlık

Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

Julia Lohmann'ın dev yosun heykelleri, tasarımın insan merkezli geleceğini sorguluyor. Kelp Council, doğayı malzeme değil, canlı bir özne olarak ele alıyor.

· Piyon Haber · Designboom

Share:

Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

Londra Tasarım Müzesi’nde 2025’te düzenlenen More than Human sergisinde Alman tasarımcı Julia Lohmann, beş dev yosun heykelini bir daire şeklinde yerleştirdi. Yarı saydam zarları kaburgalı iskeletler üzerinde gerilen bu formlar, okyanus tabanından çıkarılmış tanıdık olmayan canlıları andırıyor. Kelp Council (Yosun Konseyi) adını taşıyan yerleştirme, kendi çevrelerinin durumunu tartışan deniz canlılarının bir toplantısını hayal ediyor ve ziyaretçileri de bu sohbete katılmaya davet ediyor.

Malzemenin Ardındaki Canlıyı Görmek

Lohmann’ın işleri, tasarım dünyasının son yıllarda yosuna yönelik artan ilgisine farklı bir açıdan bakıyor. Deniz yosunu, konvansiyonel malzemelere alternatif olarak giderek daha fazla gündeme geliyor; ancak Lohmann şu soruyu soruyor: Bu kaynağı besleyen ekosistemlere ne olacak? Bir doğal kaynak, büyüyen endüstriyel talebin odağına girdiğinde neler yaşanır? Tasarımcı, heykelleri ve malzeme denemeleri üzerinden, tasarımın doğayla birlikte nasıl çalışabileceğini ve malzemelerin arkasındaki canlı sistemleri nasıl hesaba katabileceğini araştırıyor.

Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

Lohmann’ın gündelik malzemelerin kökenine duyduğu ilgi, yosun denemelerinden çok önce başladı. 2004’te, yatan bir ineğe benzeyecek şekilde tasarlanmış deri kaplı bir mobilya olan Waltraud Cow-Bench‘i üretti. Tanıdık malzemeyi, geldiği hayvanın formuna geri döndürerek, üretim sürecinde genellikle görünmez olan bir ilişkiye dikkat çekti.

Deniz Yosunu Bölümü: Bir Araştırma Girişimi

Bu düşünce onu zamanla deniz alglerine yönlendirdi. 2013’te Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde misafir sanatçı olarak bulunduğu sırada, yosunun özelliklerini ve tasarımdaki potansiyel uygulamalarını inceleyen ortak bir araştırma girişimi olan Department of Seaweed‘i (Deniz Yosunu Bölümü) kurdu. Bilim insanları ve diğer uzmanlarla çalışan tasarımcı, malzemenin doğal özelliklerinin heykelsi formlarını şekillendirmesine izin veren teknikler geliştirmeye başladı.

Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

Kombu Ahtola (2020) adlı çalışmada, yosun parçaları bir rattan iskeletinin kaburgaları arasına geriliyor. Yosun kurudukça büzülüyor ve yapıyı kavisli formuna doğru çekiyor. Malzeme, heykelin nihai geometrisini belirlemeye yardımcı oluyor ve üretim sürecine belirli bir öngörülemezlik katıyor. 2020’de sunulan Hidaka Ohmu pavyonu ise bu denemeleri mimari ölçeğe taşıyor. Yaklaşık altı metre genişliğindeki yapı, kavisli iç mekânına ışık süzen yarı saydam yosun panelleriyle kaplı. Ziyaretçiler, okyanusla daha çok özdeşleşen bir malzemenin sıra dışı dokusunu ve fiziksel varlığını deneyimleyebiliyor.

Ekoloji ve Tasarım Arasındaki Denge

Yosun ormanları, pek çok türe yaşam alanı sağlayan karmaşık deniz ekosistemlerini destekliyor. Deniz yosunu malzeme geliştirme için umut verici olanaklar sunsa da, üretiminin ve hasadının genişlemesi kendi ekolojik sorularını beraberinde getiriyor. Lohmann’ın araştırması, bu kaynakların onları yaşatan çevreleri koruyarak nasıl kullanılabileceğini ele alıyor. Kelp Council, bu kaygıyı sergi mekânına taşıyarak izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp tartışmanın parçası hâline getiriyor.

Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

“Bir malzemeyi tasarıma dönüştürürken, aslında hangi canlı sistemlerden borç alıyoruz? Bu soruyu sormayan her tasarım, geleceğin ekolojik borç hanesine bir satır daha ekliyor.”


Yosun Heykelleri: Tasarımın İnsan Merkezli Geleceğine İtiraz

Editörün Yorumu:

Julia Lohmann’ın işleri, tasarımın doğayla kurduğu ilişkiyi sorgularken, malzemenin ardındaki canlıyı görmemizi sağlıyor. Türkiye’de de son yıllarda doğal malzemelerle üretim yapan tasarımcılar artıyor; ancak çoğu zaman bu malzemelerin ekosistem üzerindeki etkisi göz ardı ediliyor. Lohmann’ın yaklaşımı, yerel tasarımcılar için ilham verici: Malzemenin hikâyesini anlatmak, onu sürdürülebilir kılmanın ilk adımı. Gelecekte, benzer sorgulamaların Türkiye’deki tasarım okullarında ve stüdyolarında daha fazla yer bulacağını öngörüyorum. Peki bu neden önemli? Çünkü tasarım, sadece estetik değil, aynı zamanda etik bir sorumluluktur.

Kaynak: Designboom | Yayın Tarihi: 7 Kasım 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×