Ana Sayfa › Haberler › Mimarlık

Sifnos’ta Pembe Ev: Manzaraya Değil İçe Bakan Yedi Avlu

MOLD Architects'in Sifnos'taki M Residence'ı, toprak pembesi sıvaları ve yedi gizli avlusuyla manzaralı ev mitine meydan okuyor. Detaylar Piyon'da.

· Piyon Haber · Yanko Design

Share:

Sifnos’ta Pembe Ev: Manzaraya Değil İçe Bakan Yedi Avlu

Manzaralı ev denince aklımıza hep aynı şey gelir: her odadan denize bakan dev camlar, sonsuzluk hissi, kesintisiz bir panorama. Atina merkezli MOLD Architects’in Sifnos adasındaki Lia köyünde tamamladığı M Residence ise bu ezberi sessizce bozuyor. Evin terracotta tonundaki çatısına baktığınızda, bir kurabiye kalıbıyla delinmiş gibi duran yedi düzensiz açıklık görüyorsunuz. Bu delikler sadece havadan bakınca etkileyici değil; aslında evin tüm mimari mantığını taşıyan küçük avlulara açılıyor.

Manzaraya Değil, İçe Bakan Bir Ev

M Residence’ın çıkış noktası tanıdık bir gerilim: doğayla iç içe olmak isterken her mekânı teşhir etmemek. MOLD Architects bu sorunu, dış mekânı binanın ayak izinin içine alarak çözüyor. Odalar böylece hem bahçeye hem gün ışığına erişiyor, ama koruyucu duvarlar yerinde kalıyor. Mimarların panoramik manzarayı her sorunun cevabı saymaması takdire değer. Bazen denizi görmek istersiniz, bazen sadece bir parça gökyüzü ve biraz ayrılık yeter.

Yunan Adasında Pembe Bir Evde Yedi Gizli Avlu

Eğrisel Duvarlar ve Ada Hafızası

Sıkı çevre duvarlarının içinde kavisli duvarlar, odalar ile avlular arasındaki güzergâhı yönlendiriyor. Tasarımın referansları yerel manastırlar, ada köylerinin kübik yapıları, kırsal yapıların yumuşak hatları ve kuru taş duvarlar. Bu karışım eve alışılmadık bir ritim veriyor. Dışarıdan tek ve oldukça ketum bir blok gibi okunan ev, içeride bitkili cepler ve örtülü geçitlerle bir dizi mekâna dönüşüyor; manzaralar bir anda değil, açıklıklardan parça parça geliyor.

Pembenin Gücü ve Malzeme Dili

Renk burada ciddi iş yapıyor. Toprak pembesi sıva duvarlardan tavanlara kadar uzanıyor ve geometri karmaşıklaştığında bile mekânları görsel olarak birbirine bağlıyor. Tatil evi hayalinde neredeyse kutsal sayılan o keskin beyaz bitişe kıyasla bu sıcak ton, Sifnos’un kuru topoğrafyasında yamaçlara bırakılmış steril bir obje gibi durmuyor. Saçak altındaki derin gölgelere de beyazın asla veremeyeceği bir zenginlik katıyor.

Yunan Adasında Pembe Bir Evde Yedi Gizli Avlu

Delikli Tuğla ve Mutfaktaki Manzara

Delikli tuğla paneller, masif duvarları daha ince bir ızgara ile bölüyor. Mutfak ise bambaşka bir çerçeve sunuyor: açık ahşap dolaplar ve suya bakan geniş bir pencere. Giorgos Sfakianakis’in fotoğraflarında tezgâh bu manzara boyunca uzanıyor, altına tabureler gizlenmiş. Bu çok güzel bir ev içi detay; deniz, oturma odasına ayrılmış bir gösteri değil, sıradan bir oturma yerinin parçası oluyor.

Bir çizim güçlü bir kimliğe sahip olabilir ve yine de birinin gündelik çevresine dönüşmeden önce ayarlamalara ihtiyaç duyabilir. M Residence’ın en sevdiğim yanı, ilk fikri düzenlemeye açık olması.

Yunan Adasında Pembe Bir Evde Yedi Gizli Avlu

On Yıl Bekleyen Bir Proje

Projenin bilinmeye değer bir geçmişi var. MOLD’un kurucusu Iliana Kerestetzi tasarımı ilk kez 2011’de geliştiriyor, ancak proje on yıldan fazla bir süre inşa edilmeden kalıyor. Yeni sahipleri süreci yeniden başlatınca stüdyo şemayı gözden geçiriyor; odaları avlulara daha cömertçe açıyor ve malzeme paletini ısıtıyor. Dışarıda yapı, kenarlarının altında ince bir gölge çizgisi oluşturan yükseltilmiş bir kaide üzerinde duruyor. Ana kare kütlenin ötesinde ise dikdörtgen bir yüzme havuzu yer alıyor. Her iki hamle de kompozisyonu keskinleştiriyor; ama havada asılı durma etkisi, açık ara en teatral olanı.


Yunan Adasında Pembe Bir Evde Yedi Gizli Avlu

Editörün Yorumu

Bu projeyi ilk gördüğümde içimden “işte bu” dedim. Manzaralı ev denince hep aynı cam kutuya hapsoluyoruz; oysa M Residence, denizi bir vitrin malzemesi olmaktan çıkarıp gündelik hayatın sessiz bir parçası haline getiriyor. Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyılarında da benzer bir açmaz var: ya otel gibi parlayan betonarme yığınları ya da içe kapanık taş evler. Oysa buradaki gibi avlulu, içe dönük ama ferah bir mimari, hem mahremiyeti hem de iklimi dengeliyor. Malzeme seçimi de ders niteliğinde: yerel sıva ve toprak tonları, bakım maliyetini düşürürken doğayla bütünleşiyor. Sektör için öngörüm şu: önümüzdeki beş yılda “manzara” tek başına satmayacak; yerine “iç mekân deneyimi” ve “mahremiyet” geçecek. Bu proje, o geleceğin habercisi.

Kaynak: Yanko Design | Yayın Tarihi: 27 Ekim 2026

Yazar
Piyon Haber
Tüm yazıları gör →

Yazıya Yorum Yapın



Yazıya Gelen Yorumlar 🎊

×