#Atik-Malzeme Etiketi

Bu etikete sahip 6 yazı bulundu

İnşaat Atıkları Kent Mobilyasına Dönüşüyor: Re:Stockholm

İnşaat Atıkları Kent Mobilyasına Dönüşüyor: Re:Stockholm

Piyon Haber |

Re:Stockholm: İnşaat Atıkları Kent Mobilyasına Dönüşüyor

Stockholm’ün sokakları, her yaz olduğu gibi bu yaz da farklı bir deneyime sahne oluyor. Kentin atık depolarından çıkan taşlar, beton bloklar ve rögar kapakları, tasarımcı Nicholas Niemen’in öncülüğünde yeniden hayat buluyor. Re:Stockholm projesi, kentsel dönüşümün görünmeyen yüzünü — yıkım atıklarını — kamusal alanın işlevsel parçalarına dönüştürüyor. Levande Stockholm girişimi kapsamında Stockholm Belediyesi ile ortaklaşa yürütülen bu proje, yaz boyunca yayalaştırılan Hornstulls Strand caddelerine yerleştirilen oturma grupları ve masalardan oluşuyor. Ancak bu mobilyalar, sıradan kent mobilyalarından çok daha fazlasını ifade ediyor. Her bir parça, şehrin altyapı çalışmaları sırasında sökülen ve yapısal açıdan hâlâ sağlam olan kaldırım taşları, beton kuyular ve diğer kentsel öğelerden üretilmiş. Tasarım süreci, yeni malzeme spesifikasyonu yapmak yerine, kentin mevcut malzeme stoğunu analiz ederek başlamış.

Hastane Dolabından Şık Ev Eşyası: Artefilo’nun Atık Tasarımı

Hastane Dolabından Şık Ev Eşyası: Artefilo’nun Atık Tasarımı

Piyon Haber |

Hastane Dolabından Şık Ev Eşyası: Artefilo’nun Atık Tasarımı

Hastane dolapları, fil otu ve tuğla tozu… Bu malzemelerin ortak noktası ne olabilir? Artefilo’ya göre hepsi birer tasarım potansiyeli taşıyan atık. Sürdürülebilir ev eşyaları pazarı çoğu zaman yüzeysel dokunuşlarla yetinirken, bu Hollandalı atölye, hammaddesini doğrudan atık akışından seçerek gerçek bir dönüşüm vaat ediyor.

Eko-bilinçli olarak pazarlanan ürünlerin çoğu, küçük ayarlamalarla yetiniyor: daha az plastik kullanmak, geri dönüştürülebilir kutuya geçmek, tedarik zincirini biraz kısaltmak. Bu, sertifikasyon şartlarını karşılayan ama nesnelerin neyden yapıldığını veya eve nasıl girdiğini temelden değiştirmeyen bir ‘sürdürülebilirlik tiyatrosu’na dönüşüyor. Artefilo ise bu soruna farklı yaklaşıyor: Süreç, ’ne satabilirim’ yerine ’ne zaten var ve değerlendirilmeyi bekliyor’ sorusuyla başlıyor.

Atık Alüminyumdan Vazo: Endüstriyel Artıkların Şiirsel Dönüşümü

Atık Alüminyumdan Vazo: Endüstriyel Artıkların Şiirsel Dönüşümü

Piyon Haber |

Atık Alüminyumdan Vazo: Endüstriyel Artıkların Şiirsel Dönüşümü

Vazolar, ürün tasarımının en sıkışık köşelerinden biridir. Çoğu, işlevsel ve dekoratif arasında takılıp kalır. Seramik olanlar gelenek taşır, cam olanlar renge yaslanır, yenilikçi olanlar heykelsi olmaya çalışır ama inandırıcılıktan yoksundur. İşte bu kalabalıkta, Raphael Klug’un Offcut Alüminyum Vazosu bambaşka bir soruyla başlıyor: Ya bir vazonun formu, bir vazo çizmekten değil de, endüstriyel bir malzeme yığınının ucuna bakmaktan doğarsa?

Bir Profil Yığınının Sıradışı Güzelliği

Klug, vazonun formunu bulmak için alüminyum profillerin, boruların ve kesitlerin bir rafın ucundaki görüntüsüne odaklanmış. O genelde kimsenin fark etmediği üstten görünüm, bir demet halindeki profillerin kesit deseni, tüm tasarımın çıkış noktası olmuş. Bu, alışılmışın dışında bir yaklaşım: form, işlevden değil, malzemenin kendi dilinden doğuyor.

Yumurta Kabuklarından Heykelsi Lamba: Mod-u ile Sürdürülebilir Tasarım

Yumurta Kabuklarından Heykelsi Lamba: Mod-u ile Sürdürülebilir Tasarım

Piyon Haber |

Yumurta Kabuklarından Heykelsi Lamba: Mod-u ile Sürdürülebilir Tasarım

Joanne Odisho’nun Mod-u lambası, dokunmadan anlayamayacağınız türden bir obje. Modüler, Jenga benzeri bloklardan oluşan bu lamba, aydınlatma, mobilya ve heykel arasında bir yerde duruyor. Sürpriz ise malzemesi: Melbourne merkezli tasarımcı, yerel kafelerden topladığı binlerce atık yumurta kabuğunu kullanarak kırılgan bir mutfak atığını dayanıklı, dokunsal ve ödüllü bir tasarıma dönüştürmüş.

Malzemenin Sessiz Gücü: Kafe Mutfağından Tasarım Stüdyosuna

Süreç oldukça sıradan bir yerde başlıyor: kafe mutfakları. Odisho, kullanılmış yumurta kabuklarını topluyor, sterilize ediyor, kurutuyor ve bir Nutribullet ile ince toz haline getiriyor. Toz haline getirilmiş kabuklar, biyolojik olarak parçalanabilen bir biyopolimer ile karıştırılarak ıslak, kum benzeri bir kompozit oluşturuluyor. Bu karışım kalıplara dökülüyor ve yaklaşık bir hafta doğal olarak kurumaya bırakılıyor. Pişirme işlemi, sentetik boya veya karmaşık endüstriyel düzenek yok. Kürlendikten sonra malzeme sert ve kaya gibi olurken, yumurta kabuklarının yumuşak doğal tonlarını koruyor.

Sokaktan Milan’a: Atık Bambuyla Yaratılan Sosyal Satranç Devrimi

Sokaktan Milan’a: Atık Bambuyla Yaratılan Sosyal Satranç Devrimi

Piyon Haber |

Milan’da Bir Devrim: Hong Kong Sokaklarından Yükselen Sosyal Satranç Felsefesi

Milan Tasarım Haftası 2026, sadece yenilikçi tasarımlarla değil, aynı zamanda köklü bir felsefeyle geldi. Döngüsel tasarım stüdyosu reEDIT, Avrupa’daki ilk çıkışını yaparak “The Upcycled Gambit – Bamboo & Brew Satranç Masası Seti” ile satranç tahtasına bambaşka bir gözle bakmamızı sağladı. Isola’nın “No Space for Waste” (Atığa Yer Yok) sergisinde sergilenen reEDIT’in bu çalışması, Hong Kong sokaklarında günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş Xiangqi (Çin satrancı) oyunlarından ilham alıyor. Bu oyunların bir ritüele dönüştüğü ve kamusal alanların toplumsal etkileşimin merkezi haline geldiği sahneler, reEDIT’in tasarım felsefesinin kalbinde yer alıyor. Fabbrica Sassetti’de kurulan bu özel eser, kolektif hafızayı somutlaştırarak ziyaretçilerini bir araya gelmeye, oturmaya ve etkileşim kurmaya davet eden yaşanabilir bir objeye dönüşüyor.

Aatismo: Japonya’da Seramik Sırlarından İlham Alan Çarpıcı Ev Eklentisi

Aatismo: Japonya’da Seramik Sırlarından İlham Alan Çarpıcı Ev Eklentisi

Piyon Haber |

Aatismo’dan Toprakla Bütünleşen Bir Başyapıt: Haniyasu Evi

Japonya’nın huzurlu kıyı kasabası Kamakura’da, geleneksel ile modernin, doğa ile sanatın kusursuz birleşimini sergileyen Haniyasu Evi, mimari dünyasında yeni bir soluk getiriyor. Yerel mimarlık stüdyosu Aatismo’nun kurucuları Keita Ebidzuka ve Eriko Masunaga’nın, aynı zamanda seramik sanatçısı olan Ebidzuka’nın ebeveynleri için tasarladığı bu proje, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir sanat eseri.

Ev, adını Japon mitolojisindeki toprak, kil ve çömlek tanrılarından alıyor ve bu referansı her santimetresinde hissettiriyor. Çamur, toprak ve metal tozlarıyla sıvanmış pürüzlü duvarlar, seramik sırlarının büyüleyici akışını anımsatan çizgili dokularıyla ziyaretçileri kendine hayran bırakıyor. Bu sadece estetik bir tercih değil; aynı zamanda evin temel felsefesini oluşturan topraktan filizlenme ve atıktan sanata dönüşüm temasının güçlü bir ifadesi.

Diğer Etiketler