#Biyofilik-Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 12 yazı bulundu

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Piyon Haber |

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Bir ofis binası düşünün; nefes alan, dokununca sıcaklık hissettiren, hatta karbonu tutan bir yapı. Bevel, tam da bu iddiayla Bellevue’da, Washington’da yükseliyor. 12 katlı, 55 metrelik masif ahşap kule, Waugh Thistleton Architects ve Mithun ortaklığının imzasını taşıyor; Skanska ise geliştirici koltuğunda. Ağustos 2026’da kapılarını açtığında, Kuzey Amerika’nın en yüksek masif ahşap ticari ofis binası unvanını alacak. Bu rekor tek başına bile kıtada bir ilke işaret ediyor: Çok katlı ahşap yapılar şu ana dek çoğunlukla konut ve öğrenci yurtlarında boy gösterdi. Bevel ise Type IVB yapı kodunun (ABD’de ahşap yapıların yangın dayanımına göre sınıflandırıldığı sistem) sınırlarını zorlayarak ticari ofis yapısında çıtayı yükseltiyor.

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Piyon Haber |

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

British Columbia’nın Victoria kentine kısa bir mesafede, Saanich Inlet’e bakan bir yarımadada yükselen Little Giant Stüdyosu, ilk bakışta bir ağaç evi gibi görünüyor. Ancak bu izlenim, rastlantısal değil; yapının mimari kavramının doğrudan bir sonucu. Sedir ve Douglas köknarlarının arasında, yosunlu orman zemini üzerinde oturan 967 metrekarelik iki katlı yapı, doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünüyor. Little Giant’ın kurucusu ve yönetici ortağı Mark Burkart, projenin arkasındaki felsefeyi şöyle özetliyor:

Obsidiyen Ev: Los Angeles’ta Doğanın Mimari Şaheseri

Obsidiyen Ev: Los Angeles’ta Doğanın Mimari Şaheseri

Piyon Haber |

Obsidiyen Ev: Los Angeles’ta Doğanın Mimari Şaheseri

Los Angeles’ın gözlerden uzak Studio City semtinde, doğanın ve mimarinin iç içe geçtiği bir sığınak duruyor: Obsidiyen Ev. İki katlı, 515 metrekarelik bu konut, iç mekanı çevreleyen peyzajla bütünleşerek sıradan bir evden çok özel bir tatil köyünü andırıyor. SLS Properties’in geliştirdiği, Avi Galili’nin mimarlığını ve Studio Elico’nun peyzaj tasarımını üstlendiği proje, Nils Timm’in fotoğraflarıyla belgelenmiş.

İç Mekanda Doğanın Ta Kendisi

Projenin kalbinde, mutfağın yanında yükselen 7,3 metrelik dev bir bitki kutusu (planter) var. Tasarımın ilk kıvılcımı olan bu öğe, açık planlı yaşam alanını mutfak, yemek ve oturma bölümleri arasında kesintisiz bir akışla birbirine bağlıyor. Büyük cam paneller ve sürgülü kapılar, doğal ışığın ve yeşilliğin içeriye derinlemesine nüfuz etmesine olanak tanıyor. Sanki evin içinde küçük bir orman var; dışarıdaki bahçe, içerideki yaşamın bir parçası oluyor.

Kuğu Kanatlı Pavyon: Ormanda Biyofilik Bir Kaçış

Kuğu Kanatlı Pavyon: Ormanda Biyofilik Bir Kaçış

Piyon Haber |

Kuğu Kanatlı Pavyon: Ormanda Biyofilik Bir Kaçış

Pavyonlar genellikle çevrelerinden sıyrılan, dikkat çekici mimari ifadeler olarak tasarlanır. Oysa Kuğu Pavyonu, mimari ve peyzaj arasında farklı bir ilişki öneriyor. Etrafındaki yemyeşil ormanla rekabet etmek yerine, doğal malzemeler, organik formlar ve açık bir mekan dili kullanarak manzaranın bir parçası haline geliyor.

Bambudan Doğan Bir Kuğu

Ağırlıklı olarak bambudan inşa edilen pavyon, ağaçların arasında huzurla dinlenen dev bir kuğu formunu alıyor. Uzun boynu çevredeki bitki örtüsünün üzerinde zarifçe yükselirken, kıvrımlı kanatları merkezi toplanma alanını sarıyor. Sonuç, hem heykelsi hem de mimari: tanınabilir bir doğal formun, meditasyon, yoga ve sessiz düşünce için sürükleyici bir ortama dönüşümü. Tasarım: Thilina Liyanage.

Oasi Koleksiyonu: Doğayla Bütünleşen Modüler Oturma Deneyimi

Oasi Koleksiyonu: Doğayla Bütünleşen Modüler Oturma Deneyimi

Piyon Haber |

Oasi Koleksiyonu: Doğayla Bütünleşen Modüler Oturma Deneyimi

Mobilya markaları genellikle ürünlerini doğal bir fon önünde sergiler, ancak İtalyan markası Saba, Oasi koleksiyonu için farklı bir yaklaşım benimsiyor. Robin Rizzini tarafından tasarlanan modüler açık hava oturma sistemi, Puglia’daki Giardino Botanico La Cutura’da, adeta manzaranın bir parçasıymış gibi fotoğraflanmış.

Doğayla Diyalog Kuran Tasarım

Fotoğrafçı Piergiorgio Sorgetti’nin objektifinden, koleksiyon çevresinden fırlamış gibi görünüyor. Uzun sukulentler, nadir kaktüsler ve yemyeşil tropikal bitkiler arasında, Oasi adeta doğal yaşam alanında. Bu yaklaşım, bahçeyi sadece bir fon olarak kullanmak yerine, hikayenin aktif bir katılımcısı haline getiriyor. Tasarımın doğayla kurduğu bu diyalog, formun ötesine geçiyor.

Küf Mimarisi: Binaların Kontrol Edemediği Canavar

Küf Mimarisi: Binaların Kontrol Edemediği Canavar

Piyon Haber |

Küf Mimarisi: Binaların Kontrol Edemediği Canavar

Günümüz mimarlığı canlı maddeyi kutlamayı öğrendi. Miselyum paneller, alg sistemleri, yeşil duvarlar… Artık yaşam, inovasyon adı altında binalara davet ediliyor. Oysa aynı disiplin, bu organizmaları överken küfü bir kontaminasyon olarak görüyor. Oysa ikisi de biyolojik. İkisi de nem, sıcaklık ve malzeme koşullarına tepki veriyor. Fark bilimsel değil; bu, mimarlığın hangi yaşam formlarını kabul etmeye istekli olduğu ve hangilerini uzaklaştırmayı tercih ettiğiyle ilgili.

Küf Neden Sadece Bir Sorun Değil?

Küf, sadece terk edilmiş binalarda veya bakımsız iç mekanlarda görülmez. Evlerde, okullarda, ofislerde, tarihi yapılarda ve yeni inşaatlarda, farklı iklim ve bağlamlarda ortaya çıkar. Bu da onu küçük veya izole bir sorun olarak görmezden gelmeyi zorlaştırıyor. Eğer küf sürekli geri dönüyorsa, binaların yarattığı ortamlar hakkında bize ne söylüyor?

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Piyon Haber |

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Perakende tasarımı artık sadece ürün sergilemekten ibaret değil; bir deneyim yaratmak, ziyaretçiyi duygusal bir yolculuğa çıkarmak gerekiyor. Sinchugova Antonina imzalı Inside the Bloom projesi, işte bu anlayışın en çarpıcı örneklerinden biri. Geleneksel mağaza düzenini reddeden bu biyofilik konsept, doğanın sessiz mantığını mekana taşıyarak ziyaretçiyi dönüşümün bir parçası haline getiriyor.

Doğayı Dekorasyon Değil, Yapı Olarak Kullanmak

Projede doğa, bir süs unsuru değil; mekanın iskeleti ve kavramsal temeli olarak karşımıza çıkıyor. Yosun kaplı yüzeyler, mineral benzeri dokular, yarı saydam katmanlar ve açan çiçekleri andıran öğeler, teknolojiyle harmanlanarak hem organik hem de fütüristik bir atmosfer yaratıyor. Antonina, bu yaklaşımıyla biyofilik tasarımın sadece bir trend olmadığını, aksine mekanın ruhunu şekillendiren bir felsefe olduğunu kanıtlıyor.

Clerkenwell Tasarım Haftası: Son Günün En Çarpıcı 8 Anı

Clerkenwell Tasarım Haftası: Son Günün En Çarpıcı 8 Anı

Piyon Haber |

Clerkenwell Tasarım Haftası: Son Günün En Çarpıcı 8 Anı

Design Milk editörleri, İngiltere’nin önde gelen tasarım festivali Clerkenwell Design Week’in son gününde görülmesi gerekenleri seçti. İşte 21 Mayıs Perşembe için öne çıkanlar.

Renk Körlüğüne Dikkat Çeken Boncuk Çeşmesi

onebite design studio, Leigei Stone iş birliğiyle Clerkenwell Green’deki açık alanı “The Fountain of Technicolor Beads” (Teknirengi Boncuk Çeşmesi) adlı canlı bir duyusal deneyime dönüştürdü. Bu enstalasyon, tasarımda kapsayıcılık konusunda bir eylem çağrısı niteliği taşıyor ve özellikle renk körlüğü (CVD) konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Milan 2026: Electrolux ve Veneta Cucine’den Mutfakta Doğal Devrim

Milan 2026: Electrolux ve Veneta Cucine’den Mutfakta Doğal Devrim

Piyon Haber |

Milan 2026: Electrolux ve Veneta Cucine’den Mutfakta Doğal Devrim

Mutfaklar artık sadece yemek pişirilen alanlar değil; ruhumuzu dinlendiren, doğayla buluştuğumuz yaşam merkezleri haline geldi. Milan Tasarım Haftası 2026, bu anlayışı İsveçli Electrolux ve İtalyan mutfak uzmanı Veneta Cucine’nin çığır açan iş birliğiyle bambaşka bir boyuta taşıyor. Özellikle İskandinav kışlarının insanları yılın yaklaşık altı ayında kapalı mekanlara hapsettiği göz önüne alındığında, mutfak yüzeylerinin nasıl hissedilmesi gerektiği üzerine derinlemesine düşünmek adeta bir zorunluluk haline geliyor. Electrolux, bu kısıtlılığı akıllıca bir fırsata çevirerek doğrudan doğadan ilham alan, sakinlik ve bütünlük vadeden bir renk paleti sundu.

Sağlık Eğitiminde Yeni Çağ: Évreux’nün Yaşayan Sistemler Okulu

Sağlık Eğitiminde Yeni Çağ: Évreux’nün Yaşayan Sistemler Okulu

Piyon Haber |

Sağlık Eğitiminde Yeni Çağ: Évreux’nün Yaşayan Sistemler Okulu

Geleceğin sağlık kahramanlarını yetiştiren bir eğitim kurumu, sadece duvarlardan ve dersliklerden mi ibaret olmalı? Veya daha iddialısı: Mimari, öğrencilerin ruh hallerini, öğrenme motivasyonlarını ve hatta empati yeteneklerini şekillendirebilir mi? Fransa’nın Évreux kentinde VIB Architecture tarafından tasarlanan Eure Paramedikal Eğitim Enstitüsü (IFPE) ve otopark yapısı, bu sorulara “Evet!” cevabını veriyor. Bu proje, sıradan bir bina olmanın ötesine geçerek, yaşayan sistemlere duyarlı, teknolojiyle entegre ve insan odaklı bir eğitim felsefesini somutlaştıran, geleceğin sağlık kahramanlarına ilham veren bir yaşam alanı sunuyor.

Mimarlık ve Sağlık: Yaşam Alanları Refahımızı Nasıl Şekillendiriyor?

Mimarlık ve Sağlık: Yaşam Alanları Refahımızı Nasıl Şekillendiriyor?

Piyon Haber |

Mimarlık ve Sağlık: Yaşam Alanları Refahımızı Nasıl Şekillendiriyor?

Günümüz dünyasında, sağlık sadece doktor odalarında konuşulan bir konu olmaktan çıktı. Yaşadığımız, çalıştığımız, nefes aldığımız her mekan, farkında olmasak da genel refahımızı derinden etkiliyor. Sağlık genellikle hastane koridorlarında ve politika masalarında konuşulsa da, aslında dört duvar arasında örülü yaşamlarımızla, yani inşa edilmiş çevreyle de derinden bağlıdır. Her yıl 7 Nisan’da kutlanan Dünya Sağlık Günü, küresel sağlık önceliklerini çevresel ve toplumsal bağlamlar içinde ele alırken, mimarlığın bu denklemdeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Mimarlık, gündelik yaşam alanlarımızdaki hava kalitesinden gün ışığına erişime, malzeme seçiminden termal konfora ve yeşil alanlara olan yakınlığa kadar pek çok faktör aracılığıyla refahımızı sürekli olarak şekillendirir. Mimarların ve tasarımcıların rolü, estetik ve fonksiyonelliğin ötesine geçerek, insan sağlığı ve gezegenin iyiliği için hayati bir sorumluluk üstlenmektedir.

Çin’de Her Katta Gıda Yetiştiren Sürdürülebilir Bir Bina Yükseliyor

Çin’de Her Katta Gıda Yetiştiren Sürdürülebilir Bir Bina Yükseliyor

Piyon Haber |

Çin’de Tarım Arazisinde Yükselen, Her Katta Gıda Yetiştiren Sürdürülebilir Yapı

Küresel şehirleşme, tarım arazilerini tehdit eden en büyük unsurlardan biri. Özellikle Çin gibi hızlı büyüyen ülkelerde, bu durum planlamacıları endişelendiren bir hızda ilerliyor. Genellikle mimari tepki, beton döküp ilerlemekten öteye geçmezken, tasarımcı Wei Dou, bu kadere meydan okuyan benzersiz bir yaklaşımla ortaya çıktı: Henan’daki Verdant Syndicate adlı karma kullanımlı kompleks. Bu proje, bir arazinin tarımsal kimliğinin, yeniden yapılanmaya rağmen hayatta kalması gerektiği fikri üzerine inşa edildi. Peki, bir bina hem modern bir yapı hem de kendi kendine yeten bir gıda üretim merkezi olabilir mi?

Diğer Etiketler