#Cagdas-Mimarlik Etiketi

Bu etikete sahip 3 yazı bulundu

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

Piyon Haber |

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

  1. yüzyılın büyük bölümünde mimarlık kültürü, hafiflik arayışıyla şekillendi. Çelik iskeletler ve perde duvarlar, yapı kabuğunu iç ve dış arasında incecik bir zarfa indirgedi; cepheler pürüzsüz, sürekli yüzeylere dönüştü, pencereler soyut bir düzlemde kesilmiş hassas açıklıklar haline geldi. Oysa yüzyıllar boyunca yapılar birer kütle olarak tasarlandı; duvarlar derinlik taşıdı, pencereler kalın masif duvarların içine gömüldü ve mekân, inşaatın katılığından oyulmuş bir boşluk olarak deneyimlendi.

Kütlenin Geri Dönüşü

Son yıllarda birçok çağdaş proje, bu eski mekânsal mantığı yeniden ziyaret ediyor: derin açıklıklar, monolitik hacimler ve ağır kabuklarla kalınlığı mimari bir durum olarak geri getiriyor. Bu değişim, modern inşaat teknolojilerini reddetmek ya da tarihsel biçimlere nostaljik bir dönüş değil. Aksine, malzeme, kütle ve boşluk arasındaki temel ilişkiye yeniden duyulan ilgiyi yansıtıyor. Kalınlığı mimari sözlüğe yeniden dahil ederek, bu yapılar çağdaş pratiği, mekânın inşaatın ağırlığından ve derinliğinden ayrılamaz olduğu köklü geleneklerle buluşturuyor.

Kyoto’nun Sukiya Ruhu Hangzhou’da: Kisu Tempura

Kyoto’nun Sukiya Ruhu Hangzhou’da: Kisu Tempura

Piyon Haber |

Kyoto’nun Sukiya Ruhu Hangzhou’da: Kisu Tempura

Çin’in Hangzhou kentinde, geleneksel Kyoto mimarlığının izlerini taşıyan bir tempura restoranı açıldı. Uchida Shanghai / Mitsuhiro Shoji imzasını taşıyan Kisu, Sukiya mimarlığının temel prensiplerini – sadelik, asimetri, malzeme dürüstlüğü ve ışık-gölge kullanımı – çağdaş bir mercekten yeniden yorumluyor.

Yerel Malzeme, Evrensel Dil

Proje, Japon tasarımının yüzeysel bir kopyasını üretmek yerine, Hangzhou’nun yerel malzemelerini ve işçiliğini ön plana çıkarıyor. Weathered taş yüzeyler ve mevcut malzeme parçaları, mekânda zamanın izlerini taşıyor. Eski ile yeni bir zıtlık yaratmak yerine, bir arada var olmalarını sağlıyor. Bu yaklaşım, Türkiye’deki tarihi dokuların dönüşümünde de sıklıkla arzulanan bir denge.

Smiljan Radić Clarke: Pritzker 2026 ile Mimarlıkta Yeni Bir Soluk

Smiljan Radić Clarke: Pritzker 2026 ile Mimarlıkta Yeni Bir Soluk

Piyon Haber |

Smiljan Radić Clarke: Pritzker 2026 ile Mimarlıkta Yeni Bir Soluk

Mimarlık dünyasının en prestijli ödülü Pritzker, 2026 yılı için Şilili Smiljan Radić Clarke’a verildi. Bu duyuru, mimarisiyle insanları atmosfer, malzemenin gücü ve derin bir keşif duygusuyla buluşturan Radić’in eşsiz kariyerini taçlandırıyor. Smiljan Radić, 2016’da ödülü kazanan Alejandro Aravena’nın ardından ülkesinden bu onura layık görülen ikinci isim oldu.

Mekanın Ruhunu Yansıtan Bir İmza: Radić’in Felsefesi

1965 yılında Şili’nin Santiago şehrinde doğan ve 1995’te kendi stüdyosunu kurduğundan bu yana aktif olan Radić, derinlemesine kişisel ve mekana son derece duyarlı mimarisiyle tanınıyor. Konutlardan kültürel binalara, enstalasyonlardan pavyonlara kadar uzanan projelerinde; malzeme ve peyzaja karşı bitmek bilmeyen bir merak hissedilir. Çoğu zaman ham taşları, yarı saydam yüzeyleri veya temel formları ustalıkla bir araya getirerek hem çağdaş hem de kadim bir hissiyat uyandıran mekanlar şekillendirir. Bu özgün yaklaşım, eserlerini sadece yapılar olmaktan çıkarıp, ziyaretçinin ruhuna dokunan, yaşayan deneyimlere dönüştürüyor.

Diğer Etiketler