#Cagdas-Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 5 yazı bulundu

Milan’da Kayısı Çiçek Açıyor: Özbek Zanaatının Küresel Yükselişi

Milan’da Kayısı Çiçek Açıyor: Özbek Zanaatının Küresel Yükselişi

Piyon Haber |

Milan’da Zamansız Miras: Özbek Sanatı Yeniden Doğuyor

Milan Tasarım Haftası 2026’nın kalbinde, tarihin tozlu sayfalarından günümüze uzanan bir nefes gibi: Özbekistan Sanat ve Kültür Geliştirme Vakfı’nın (ACDF) sunduğu ‘Kayısı Çiçek Açarken’ sergisi, Doğu’nun kadim ve gizemli kültürel mirasını modern estetikle harmanlayarak ziyaretçileri benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Brera’daki tarihi Palazzo Citterio’nun görkemli atmosferinde ev sahipliği yapan bu özel seçki, Karakalpakistan bölgesinin dokumalarından yemek kültürüne ve barınma biçimlerine kadar uzanan canlı bir keşfi gözler önüne seriyor.

Yerçekimine Meydan Okuyan Mimarinin Hafiflik Tutkusu

Yerçekimine Meydan Okuyan Mimarinin Hafiflik Tutkusu

Piyon Haber |

Yerçekimine Meydan Okuyan Mimarinin Hafiflik Tutkusu

Gökyüzüne yükselme ve yerçekiminin kısıtlamalarından kurtulma arzusu, insanlık tarihi boyunca mitlerden sanata, bilimden mimariye ilham veren kadim bir tutku olagelmiştir. Bu büyüleyici arayış, mimarlığın en temel prensiplerinden biri olan strüktürü (yapı iskeleti) yeniden tanımlamaya, hatta ona meydan okumaya itti. Peki, insanlık neden ‘yüzmek’ istiyor? Mimarlıkta hafifliğin psikolojisi, bizi binlerce yıldır büyüleyen bu sorunun peşine düşüyor.

Buckminster Fuller’ın Yüzen Şehir Hayali: Bulut Dokuz

1962 yılında vizyoner mimar Buckminster Fuller, insanlığı Dünya’ya olan bağımlılığından kurtaracak yüzen bir şehir hayal etti. Spekülatif bir proje olan “Bulut Dokuz” (Cloud Nine), devasa jeodezik kürelerden (üçgen ve çokgen yüzeylerden oluşan küresel yapılar) oluşuyordu. Bu küreler, güneş tarafından ısıtılan hava sayesinde doğal olarak havada kalacak ve dağ zirvelerine demirlenecekti. Binlerce kişiyi barındırmak üzere tasarlanan bu iddialı vizyon, toprak mülkiyeti üzerindeki baskıyı hafifletmeyi, konut sıkıntısına çözüm bulmayı ve çevresel korumaya katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Fuller’ın bu fütüristik bakış açısı, sadece mimari bir çözüm değil, aynı zamanda yeni bir yaşam felsefesini de temsil ediyor; geleceğe dair sınırsız bir potansiyelin müjdecisiydi.

Barber ve Osgerby: Milano Triennale’de 30 Yıllık Tasarım Zirvesi

Barber ve Osgerby: Milano Triennale’de 30 Yıllık Tasarım Zirvesi

Piyon Haber |

Barber ve Osgerby: Milano Triennale’de 30 Yıllık Tasarım Zirvesi

Tasarım dünyasının zirvesindeki iki isim, Londra merkezli Edward Barber ve Jay Osgerby, Milano Triennale’de retrospektif bir sergiye ev sahipliği yapan ilk İngiliz tasarımcılar olarak tarihe geçiyor. Bu dönüm noktası niteliğindeki sergi, ikilinin “serserilikten” sektör liderliğine uzanan otuz yıllık eşsiz yolculuğunu gözler önüne seriyor. Milan Tasarım Haftası kapsamında kapılarını açan “Alphabet” başlıklı sergi, Barber Osgerby stüdyosunun kırk yıla yayılan evrimini takip eden 230’dan fazla obje ve prototipi bir araya getiriyor. Bu kapsamlı koleksiyonda, ikonik Tip Ton sandalye, zarif Bellhop lamba ve 2012 Londra Olimpiyat Meşalesi gibi tasarım tarihine damga vuran eserler yer alıyor.

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Piyon Haber |

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Bir çocukluk anısı, eriyen şeker misali bir formda ışığa dönüşseydi nasıl görünürdü? Mimar ve mobilya tasarımcısı Marten Herma Anderson, bu sorunun peşine düşerek en yeni lamba serisinde, uçucu bir belleği dokunsal ve atmosferik bir aydınlatma objesine dönüştürüyor. Sıcak bir ampul üzerinde eriyen basit bir şeker parçasından ilham alan bu seri, belleğin, rengin ve ışığın birleştiği sofistike bir malzeme keşfine evriliyor. Anderson, bu anıyı sadece nostaljik bir referans olarak ele almak yerine, formun yumuşaklıktan nasıl doğabileceğini ve malzemelerin dönüşüm anlarını nasıl ölümsüzleştirebileceğini derinlemesine araştırmak için bir başlangıç noktası olarak kullanıyor.

Kelly Wearstler: Hint Zanaatıyla Yeniden Tasarlanan Bir Miras

Kelly Wearstler: Hint Zanaatıyla Yeniden Tasarlanan Bir Miras

Piyon Haber |

æquō: Kadim Sanatlara Yeni Bir Bakış

Tasarım dünyasında köklü gelenekler ve yenilikçi bakış açıları nadiren bu denli büyüleyici bir kesişim noktası bulur. 2019’da Mumbai’de kurulan æquō galerisi, tam da bu kesişimi hedefleyerek, genellikle göz ardı edilen Hint el sanatlarına çağdaş formlar aracılığıyla yeni bir ışık tutma vizyonuyla yola çıktı. Bu platform, kadim gelenekleri korumanın, onlara yeni bir anlam katmanın ve potansiyellerini açığa çıkarmanın peşinde. æquō – Latince’de “eşit” anlamına gelir – tasarımcıların gelip sadece yeni eserlerin üretimini sipariş ettiği, ne yazık ki sıkça rastlanan durumu aşmayı hedefliyor. Bunun yerine, galeri, büyük isimli yeteneklerin yaratıcı dürtülerini, zanaatın özgünlüğü ve kültürel kökleri derinlere uzanan bilgeliğiyle dikkatlice dengeliyor. Ortaya çıkan eserler, yoğun iş birliği ve fikir birliğinin bir sonucu olarak doğuyor.

Diğer Etiketler