
David Hockney: Operayı Yeniden Yazan Sahne Tasarımları
David Hockney: Operayı Yeniden Yazan Sahne Tasarımları
Bir dehanın dehası, sadece tuvale değil, sahneye de sığmaz mı? Sanat dünyasının yaşayan efsanelerinden David Hockney, bu sorunun cevabını opera sahnelerini birer görsel şölen haline getirerek veriyor. Hockney’nin sürükleyici sahne tasarımlarının kalbinde, her biri adeta canlı birer tablo olan capcanlı renkler, cesur perspektifler (forced perspective) ve üç boyutlu mekanlarla dolu fantastik dünyalar yatıyor. 1970’lerden bu yana, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki pek çok büyük opera binasında sahne ve kostüm tasarımlarına imza atan Hockney, sahneyi basit bir dekordan çok daha fazlası haline getirdi. Onun vizyonu, yalnızca bir eskiz bırakıp gerisini prodüksiyon ekibine bırakmaktan ibaret değildi. Aksine, izleyiciyi tamamen içine çeken eksiksiz görsel ortamlar; detaylı boyalı fonlar, boyutlu sahne elemanları ve kapsamlı kostüm şemalarıyla her prodüksiyon, başlı başına bir sanat eseriydi. Bu tasarımlar, Hockney’nin resimlerinde de gördüğümüz, kendi gözleriyle deneyimlediği renk ve perspektif ruhunu taşıyor. Ancak bu sefer tuval bir sahne, ölçek ise mimari boyutlarda. İzleyici de artık sadece seyirci değil, adeta eserin içine yerleşmiş durumda; oyuncular onun sanatının ta kendisi içinde performans sergiliyor.