#Duyusal-Deneyim Etiketi

Bu etikete sahip 14 yazı bulundu

Sergideki Oyunbozan: Takako Saito’nun Dokunulabilir Sanatı

Sergideki Oyunbozan: Takako Saito’nun Dokunulabilir Sanatı

Piyon Haber |

Sergideki Oyunbozan: Takako Saito’nun Dokunulabilir Sanatı

Yüzyıllardır müzeler bize şu kuralı öğretti: Bak, dokunma. Sanat eseri biz gelmeden önce tamamlanmıştır; bizim görevimiz sadece onu seyretmektir. Takako Saito ise 70 yılı aşkın kariyerinde bu kuralı sessizce yıktı. Fluxus hareketiyle yakından ilişkili ama asla onunla sınırlı kalmayan Japon sanatçı, malzeme merakı, gündelik ritüeller ve oyunun basit neşesi üzerine bir pratik inşa etti. Eserleri dokunulmayı, yeniden düzenlenmeyi, koklanmayı, dinlenmeyi ve paylaşılmayı talep ediyor. ‘İnteraktif tasarım’ kavramı kültürel sözlüğe girmeden çok önce, Saito katılımın bizzat sanat eseri olabileceğini anlamıştı.

Wellness Uzay Gemisi: Solis East’te Tasarım ve Işık Dansı

Wellness Uzay Gemisi: Solis East’te Tasarım ve Işık Dansı

Piyon Haber |

Wellness Uzay Gemisi: Solis East’te Tasarım ve Işık Dansı

Toronto’nun doğu yakasında açılan yeni pilates stüdyosu Solis East, daha kapısından girmeden bir yolculuğa çıkarıyor sizi. 7750 metrekarelik bu sığınağa asansörle çıkarken St. Lawrence Caddesi’ne tepeden bakıyorsunuz, ardından bir gökyüzü köprüsünü geçip girişe ulaşıyorsunuz. Stüdyo müdürü Blessing Adedijo’nun deyimiyle burası adeta bir “wellness uzay gemisi”.

Mekanın Ruhu: Malzeme ve Işık

Kapıdan içeri adım atar atmaz sizi sıcak mermer desenli monolitik bir resepsiyon masası karşılıyor. Tavandan süzülen bir tavan penceresiyle yumuşakça aydınlatılan bu alan, Molo Designs’ın bulut benzeri sarkıt lambalarıyla taçlandırılmış. Simone Ferkul Projects, sakinleştirici bu girişten soyunma odalarına geçişe kadar her detayda malzeme ve ışığı bedenin hareketiyle koreografe etmiş. Abet Laminati kaplamalı dolaplara entegre edilmiş hafifçe aydınlatılmış nişler, depolama, perakende ve sirkülasyon arasındaki çizgileri bulanıklaştırıyor.

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Piyon Haber |

Biyofilik Perakende: Doğayla Dans Eden Mekan Tasarımı

Perakende tasarımı artık sadece ürün sergilemekten ibaret değil; bir deneyim yaratmak, ziyaretçiyi duygusal bir yolculuğa çıkarmak gerekiyor. Sinchugova Antonina imzalı Inside the Bloom projesi, işte bu anlayışın en çarpıcı örneklerinden biri. Geleneksel mağaza düzenini reddeden bu biyofilik konsept, doğanın sessiz mantığını mekana taşıyarak ziyaretçiyi dönüşümün bir parçası haline getiriyor.

Doğayı Dekorasyon Değil, Yapı Olarak Kullanmak

Projede doğa, bir süs unsuru değil; mekanın iskeleti ve kavramsal temeli olarak karşımıza çıkıyor. Yosun kaplı yüzeyler, mineral benzeri dokular, yarı saydam katmanlar ve açan çiçekleri andıran öğeler, teknolojiyle harmanlanarak hem organik hem de fütüristik bir atmosfer yaratıyor. Antonina, bu yaklaşımıyla biyofilik tasarımın sadece bir trend olmadığını, aksine mekanın ruhunu şekillendiren bir felsefe olduğunu kanıtlıyor.

Delcy Morelos: Barbican’da Toprakla Brütalizme Duyusal Dokunuş

Delcy Morelos: Barbican’da Toprakla Brütalizme Duyusal Dokunuş

Piyon Haber |

Delcy Morelos: Barbican’da Toprakla Brütalizme Duyusal Dokunuş

Londra’nın ikonik Barbican Merkezi’nin heykel avlusu, 15 Mayıs 2026’da kapılarını açacak olağanüstü bir dönüşüme hazırlanıyor. Kolombiyalı sanatçı Delcy Morelos’un “origo” adlı anıtsal enstalasyonu, brütalist mimarinin soğuk ve güçlü betonunu toprak, koku, karanlık ve dokunuşun sıcaklığıyla saracak. Neredeyse on yıldır kullanılmayan Heykel Avlusu’nu ilk kez bu denli kapsamlı şekilde canlandıran bu eser, Morelos’un İngiltere’deki ilk büyük kamusal çalışması olma niteliği taşıyor. Ziyaretçiler, kendilerini yaşayan bir bedenin içinde hissettiren, kilden, samandan, tohumlardan ve baharatlardan oluşan tünellerin içinden geçmeye davet ediliyor.

Gerçekliğin Rönesansı: USM & Snøhetta’dan Duyusal Uyanış

Gerçekliğin Rönesansı: USM & Snøhetta’dan Duyusal Uyanış

Piyon Haber |

Gerçekliğin Rönesansı: USM ve Snøhetta’dan Duyusal Bir Uyanış

Ekranlara bağımlı bir çağda, gerçeklikle bağımız ne kadar güçlü? Hızla dijitalleşen dünyamızda, tasarım da bu derin soruyu sorguluyor ve fiziksel duyularımıza hitap eden, daha anlamlı deneyimler sunma arayışında. İşte tam bu noktada, İsviçreli modüler mobilya devi USM Modular Furniture ve disiplinlerarası (birden fazla alanı bir araya getiren) mimarlık stüdyosu Snøhetta, 2026 Milano Tasarım Haftası’nın en ses getirecek projelerinden birine imza atıyor: “Gerçekliğin Rönesansı” (Renaissance of the Real).

Iris Van Herpen: Sınırları Aşan Moda, Duyuları Şekillendiren Sanat

Iris Van Herpen: Sınırları Aşan Moda, Duyuları Şekillendiren Sanat

Piyon Haber |

Iris Van Herpen: Moda, Bilim ve Doğanın Duyusal Kesişimi

Moda, sanat ve bilimin alışılmadık kesişimini deneyimlemeye hazır mısınız? Hollandalı dahi tasarımcı Iris Van Herpen, “Sculpting the Senses” (Duyuları Şekillendiren) başlıklı çığır açan sergisiyle Brooklyn Müzesi’nin kapılarını araladı. Yüksek moda (couture) yaratımlarını, yenilikçi malzeme araştırmalarını ve bilimsel işbirliklerini bir araya getiren bu büyüleyici gösterim, 16 Mayıs 2026 – 6 Aralık 2026 tarihleri arasında ziyaretçilerini bekliyor.

Serginin özel ön gösteriminde, Iris Van Herpen’in bizzat rehberliğinde eserlerinin derinliklerine inme fırsatı bulan şanslı ziyaretçiler, tasarımcının mikro ve makro dünyalardan aldığı ilhamı, malzeme deneyleriyle nasıl karmaşık, giyilebilir heykellere dönüştürdüğüne yakından şahit oldu. “Radikal Yumuşaklık” (Radical Softness) merceğinden sunulan bu büyüleyici seçki, dokunmaya ve evrensel bağımlılığa gösterdiği özenle güçlü bir etki yaratıyor. Her bir parçanın ardındaki sabırlı işçilik, el emeği, ileri teknoloji ve doğal sistemlerin eşsiz alışverişi, Piyon Editör olarak bizleri de büyüledi.

Banyo Tasarımında Devrim: Duyuların Orkestrası Milan’dan Yükseliyor

Banyo Tasarımında Devrim: Duyuların Orkestrası Milan’dan Yükseliyor

Piyon Haber |

Banyo Bir Sığınak Olabilir mi? Duyusal Tasarımın Yükselişi

Banyo, günlük rutinlerin ötesinde bir sığınak olabilir mi? Sen Piyon olarak biz, tasarımın sadece göze hitap etmediği, tüm duyularımızı harekete geçiren bir deneyime dönüşebileceği fikrini uzun süredir savunuyoruz. İşte Villeroy & Boch ve Ideal Standard, Milan Tasarım Haftası’nda sundukları “Design Continuum” sergisiyle, bu felsefeyi banyo tasarımına taşıyarak adeta bir devrime imza atıyor. Geleneksel banyo tasarımları genellikle statik formlar ve görsel estetik üzerine odaklanırken, günümüz tasarım dünyasında mekanların sadece göze hitap etmesi yetmiyor; tüm duyularımızı harekete geçiren, bütünsel deneyimler sunması gerektiği anlayışı giderek güçleniyor. Bu büyüleyici dönüşümün öncülerinden Villeroy & Boch ve Ideal Standard, banyo mekanlarını adeta birer sanat eserine dönüştürüyor.

Snøhetta ve USM’den Milano’ya Nefes Veren Bulut Deneyimi

Snøhetta ve USM’den Milano’ya Nefes Veren Bulut Deneyimi

Piyon Haber |

Snøhetta ve USM’den Milano’ya Nefes Veren Bulut Deneyimi

Tasarım dünyasının kalbinin attığı Milano Tasarım Haftası, her yıl olduğu gibi bu sene de ezber bozan ve ruhu besleyen projelere ev sahipliği yapıyor. Bu yılın en dikkat çekici deneyimlerinden biri, global mimarlık ofisi Snøhetta, zamansız mobilya markası USM ve sanatçı Annabelle Schneider’ın iş birliğinden doğan, adeta yaşayan bir bulutu andıran “Renaissance of the Real” (Gerçekliğin Rönesansı) enstalasyonu. Dijital çağın baş döndürücü hızına ustaca bir mola sunan bu çok katmanlı deneyim, ziyaretçilerini duyusal bir keşfe davet ediyor; huzur ve derin bir bağ arayan modern insana çağdaş bir yanıt fısıldıyor.

Milano’da Şişme Formlar: USM ve Snøhetta’dan Duyusal Bir Rönesans

Milano’da Şişme Formlar: USM ve Snøhetta’dan Duyusal Bir Rönesans

Piyon Haber |

Milano’nun Kalbinde Duyusal Bir Rönesans

Milano Tasarım Haftası, her zaman sınırları zorlayan yenilikçi projelere ev sahipliği yapmıştır. 2026 yılı ise, modüler mobilya devi USM Modular Furniture ve dünyaca ünlü mimarlık ofisi Snøhetta’nın “Renaissance of the Real” (Gerçeğin Rönesansı) adlı sıra dışı enstalasyonuyla akıllarda kalacak. Fondazione Luigi Rovati’nin yemyeşil bahçesinde hayat bulan bu çalışma, hafif ve davetkar bir mekân kurgulayarak yapı, beden ve algı arasındaki derin ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Bu eser, adeta inşa edilmiş bir peyzaj gibi yükseliyor ve ziyaretçilerini alışılmışın dışında, duyusal bir keşfe davet ediyor.

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

Piyon Haber |

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

Dijitalin hızına kapıldığımız bu çağda, parmak uçlarımızla hissettiğimiz, bedenimizle kurduğumuz o kadim bağları unuttuk mu? Tasarımcı Amit Hadar’ın KAN serisi, işte tam da bu unuttuğumuz duyusal deneyimlere bir davet: materyal, beden ve dikkat arasındaki derin ilişkiyi yeniden keşfetmek için. Üç el objesinden oluşan KAN, günlük yaşamın telaşında gözden kaçırdığımız fiziksel etkileşimlerimize yeniden odaklanmamızı sağlıyor.

KAN: Avuç İçine Sığan Bir Materyal Diyaloğu

KAN serisi, avuç içine mükemmel bir şekilde sığacak ölçekte tasarlanmış objelerden oluşuyor. Her bir parça, tutma, döndürme veya dinlendirme gibi basit eylemleri desteklemek üzere özenle şekillendirilmiş. Minimal etkileşimler, objelerin dokunsal farkındalığı ve fiziksel katılımı vurgulamasını sağlıyor. KAN, objeleri salt birer işlevsel araç olmaktan çıkarıp, onlarla kurduğumuz bağı adeta bir keşif yolculuğuna dönüştürüyor.

FRAMA: Duyusal Minimalizmle Mekanlara Ruh Katan Tasarım

FRAMA: Duyusal Minimalizmle Mekanlara Ruh Katan Tasarım

Piyon Haber |

FRAMA: Duyusal Minimalizmle Mekanlara Ruh Katan Tasarım

Minimalist tasarım, özellikle de yüzyıl ortası modern stilinin devam eden etkisiyle, bazen soğuk, mesafeli ve hatta sıradan gelebilir. Peki ya minimalizmin bir ruhu, bir kokusu olsa? Danimarka tasarım ekolünün köklü etkisi altında şekillenen FRAMA, işte tam da bu soruyu cevaplıyor. Özgün ve sade mobilyalarına sadece görsel değil, duyusal bir derinlik katarak benzersiz bir kimlik ve esneklik sunuyor. Piyasayı dolduran ‘mütevazı’ Danimarka tasarım klasiklerinin kopyalarından ve yeniden yorumlarından sıyrılan FRAMA, hassas mühendislikle üretilmiş ürünlerini; hafifçe eskitilmiş ve cilalanmış metaller, özenle işlenmiş ahşaplar ve dokunsal döşemelik tekstillerle bambaşka bir seviyeye taşıyor.

FOG Architecture’dan Pekin YUSPA: Duyusal Bir Şifa Mabeti

FOG Architecture’dan Pekin YUSPA: Duyusal Bir Şifa Mabeti

Piyon Haber |

FOG Architecture’dan Pekin YUSPA: Duyusal Bir Şifa Mabeti

Günümüzün yoğun temposunda, bir spa sadece bedenimizi dinlendirdiğimiz sakin bir köşe olmaktan çıktı; artık zihnimizi ve ruhumuzu da besleyen bütünsel bir deneyim arıyoruz. Bu dönüşümün öncülerinden biri olan Çinli FOG Architecture stüdyosu, Pekin’deki YUSPA için tasarladığı iç mekanlarla, geleneksel spa anlayışını çok duyulu bir şifa yolculuğuna dönüştürüyor. Bu proje, mimarinin sadece estetik değil, aynı zamanda ruhsal ve fiziksel iyilik halimize nasıl derinden etki edebileceğini gözler önüne seriyor.

“Patlamış Mısır Beyni"ne Mimari Çözüm: Pavilion TEUM Deneyimi

“Patlamış Mısır Beyni"ne Mimari Çözüm: Pavilion TEUM Deneyimi

Piyon Haber |

“Patlamış Mısır Beyni"ne Mimari Çözüm: Pavilion TEUM Deneyimi

Günümüz dünyasında, bireyler her an yoğun bir uyaran bombardımanına maruz kalıyor. Akıllı telefon ekranlarından sosyal medya bildirimlerine, hızlı tempolu yaşamın getirdiği her türlü dışsal etkiye kadar, zihnimiz sürekli yeni bir şey arayışında. Bu durum, psikologlar tarafından “patlamış mısır beyni” olarak adlandırılan bir fenomene yol açıyor: daha güçlü, daha anlık ve daha keskin deneyimler peşinde koşan, ancak aynı zamanda gerçeklik algısı giderek körelen bir zihin hali. Bu dijital çağın yan etkisi, çevremizdeki fiziksel dünyanın inceliklerini takdir etme yeteneğimizi azaltıyor. Peki, mimarlık bu çağdaş zorluğa nasıl bir cevap verebilir? one-aftr tarafından tasarlanan Pavilion TEUM projesi, konut tipolojisi içinde yaşam alanı algısının nasıl yeniden şekillendirilebileceğini ve bu körelmiş gerçeklik algısının nasıl onarılabileceğini araştıran çarpıcı bir deneyim sunuyor.

Amazon Pavyonu: Bambu ve Biyomimikriyle Doğayla Yeniden Bağ Kurun

Amazon Pavyonu: Bambu ve Biyomimikriyle Doğayla Yeniden Bağ Kurun

Piyon Haber |

Amazon Pavyonu: Doğayla Derinlemesine Bir Bağ Kurmak İçin Bambu ve Biyomimikri

Teknolojinin hızla ilerlediği ve günlük hayatın doğal çevreden giderek daha fazla koptuğu modern dünyamızda, Amazon Daldırma Pavyonu (Amazon Immersion Pavilion) sessiz, ancak güçlü bir karşı nokta sunuyor. Varlığı, atmosferi ve ekolojik saygısıyla topraklanmış bu kavramsal proje, Peru’nun Iquitos kenti için tasarlandı ve ziyaretçileri yağmur ormanlarını ses, doku, ışık ve hareket aracılığıyla deneyimlemeye davet eden nazik bir mimari müdahale öneriyor.

Diğer Etiketler