#Endustriyel Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 406 yazı bulundu

Mimarın Lambası: 40 Yılda Bir Efsane, Işığın Cesur İmzası

Mimarın Lambası: 40 Yılda Bir Efsane, Işığın Cesur İmzası

Piyon Haber |

Mimarın Lambası: 40 Yılda Bir Efsane, Işığın Cesur İmzası

Bir tasarımın gerçek potansiyelini göstermesi için kırk yıl beklemesi ne anlama gelir? Oliver Michl’in 1980’lerin sembolü haline gelen “Mimar Lambası” (Architect’s Lamp) tam da böyle bir hikayenin baş kahramanı. Bu sadece bir aydınlatma aracı değil; zamanın ötesinde bir düşüncenin, mühendislik hassasiyetinin ve estetik cüretin tavandan sarkan, akıl dolu bir birleşimi. Kökeni, mimarların ve mühendislerin çizim masalarında mükemmel eşit aralıkları belirlemek için kullandığı yaylı, bölücü araçlara dayanıyor. Bu soyut fikir kulağa fazla akademik gelebilir, ancak lambayı gördüğünüz an, her detay yerli yerine oturuyor.

Büyüklerin Reddettiği Cep Linux PC: CyberFold Bir Devrim Mi?

Büyüklerin Reddettiği Cep Linux PC: CyberFold Bir Devrim Mi?

Piyon Haber |

Modern teknoloji, dizüstü bilgisayarları ince ve güçlü hale getirme konusunda büyük adımlar atsa da, gerçek anlamda cepte taşınabilir bir bilgisayar arayanların beklentileri çoğu zaman karşılanamıyor. İşte bu boşluğu doldurmak için, kendin yap (DIY) topluluğu “cyberdeck” adını verdikleri kompakt kişisel bilgisayarları sıfırdan inşa ediyor. DIY topluluğunun gözbebeği: CyberFold. Eggfly ve MeiYao adlı iki anonim tasarımcının eseri olan bu cihaz, dışarıdan bakıldığında büyük bir Nintendo Game Boy Advance SP’yi andıran katlanabilir yapısıyla dikkat çekiyor. Kapağını açtığınızda ise dokunmatik ekranı, tam QWERTY klavyesi, stereo hoparlörleri ve eksiksiz bağlantı noktalarıyla şaşırtıcı derecede yetenekli bir Linux bilgisayarı olduğunu ortaya koyuyor. CyberFold, büyük teknoloji şirketlerinin maliyet veya pazar endişeleriyle çekindikleri bir alanda, bireysel yaratıcılığın ve mühendislik becerisinin neler başarabileceğini somut bir kanıtı niteliğinde.

Pancalpina: Alp’lerin Gizli Kahramanı, Faccin’den Hayatta Kalma Bankı

Pancalpina: Alp’lerin Gizli Kahramanı, Faccin’den Hayatta Kalma Bankı

Piyon Haber |

Pancalpina: Alp’lerin Gizli Kahramanı, Faccin’den Hayatta Kalma Bankı

Bir bank düşünün; sadece yorgun bacaklara dinlence sunmakla kalmıyor, aynı zamanda hayat kurtaran bir sığınağa dönüşebiliyor. İtalyan tasarımcı Francesco Faccin, Trentino’nun zorlu Alp manzaraları için geliştirdiği ‘Pancalpina’ ile bu fikri gerçeğe dönüştürüyor. İlk bakışta sadece estetik ve işlevsel bir dinlenme noktası gibi dursa da, Pancalpina altında gizlediği acil durum barınağı sistemiyle doğaseverlerin güvenliğini artırıyor. Bu hibrit tasarım, sıradan bir oturma elemanının ötesinde, dağ yollarında beklenmedik durumlar için stratejik bir altyapı sunuyor.

Cosquín Rock 2026: La Vuelta Al Monte ile Doğa Sahnede

Cosquín Rock 2026: La Vuelta Al Monte ile Doğa Sahnede

Piyon Haber |

Cosquín Rock 2026: La Vuelta Al Monte ile Doğa Sahnede

Müzik festivalleri denince aklımıza genellikle coşku, enerji ve unutulmaz anlar gelir. Peki ya bu coşkunun arasında, bizi besleyen doğanın fısıltılarını kaçırıyorsak? Arjantin’in yaratıcı ekibi Rare Studio Experimental, Cosquín Rock Festivali 2026 için tasarladığı ‘La Vuelta Al Monte’ adlı çarpıcı enstalasyonla bu soruyu yeniden gündeme taşıyor. Bu özgün çalışma, sadece bir festival dekorasyonu olmanın ötesinde, endüstriyel tasarımın gücüyle yerel bitki türlerine dikkat çekerek festival ruhu ile doğanın kalbi arasında köprü kuruyor. Katılımcılara ilham verici, düşündürücü ve doğayla iç içe bir deneyim vadediyor.

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Piyon Haber |

Marten Anderson’ın Eriyen Anıları: Şekerden Işığa Sanatsal Bir Yolculuk

Bir çocukluk anısı, eriyen şeker misali bir formda ışığa dönüşseydi nasıl görünürdü? Mimar ve mobilya tasarımcısı Marten Herma Anderson, bu sorunun peşine düşerek en yeni lamba serisinde, uçucu bir belleği dokunsal ve atmosferik bir aydınlatma objesine dönüştürüyor. Sıcak bir ampul üzerinde eriyen basit bir şeker parçasından ilham alan bu seri, belleğin, rengin ve ışığın birleştiği sofistike bir malzeme keşfine evriliyor. Anderson, bu anıyı sadece nostaljik bir referans olarak ele almak yerine, formun yumuşaklıktan nasıl doğabileceğini ve malzemelerin dönüşüm anlarını nasıl ölümsüzleştirebileceğini derinlemesine araştırmak için bir başlangıç noktası olarak kullanıyor.

Atık Kağıtların İkinci Hayatı: Issey Miyake Mirasının Yeni Yüzü

Atık Kağıtların İkinci Hayatı: Issey Miyake Mirasının Yeni Yüzü

Piyon Haber |

Atık Kağıtların İkinci Hayatı: Issey Miyake Mirasının Yeni Yüzü

Issey Miyake adı geçtiğinde zihinlerde canlanan ilk imge, markanın ikonik büzgülü (pilili) tasarımları ve ardındaki o büyüleyici üretim sürecidir, değil mi? Kumaşın makineye girip, dokulu ve adeta “canlanmış” bir şekilde dışarı çıkması, yıllardır moda dünyasının en tatmin edici anlarından biri olarak kabul edilir. Ancak MIYAKE DESIGN STUDIO’nun tasarım direktörlerinden Satoshi Kondo, bu alışılagelmiş hikayeye bambaşka bir pencereden baktı. Kondo’nun dikkatini, makineden çıkan göz alıcı giysiler değil, aksine geride kalanlar çekti: Çöp kutusuna gitmek üzere yığılmış, son derece ince kağıtların preslenmiş ruloları.

Raw-Edges’tan Ezber Bozan Sandalye: Sıfır Sabitleme, Yüksek Estetik

Raw-Edges’tan Ezber Bozan Sandalye: Sıfır Sabitleme, Yüksek Estetik

Piyon Haber |

Raw-Edges’tan Ezber Bozan Sandalye: Sıfır Sabitleme, Yüksek Estetik

Döşemeli mobilya üretimi yüzyıllardır adeta donmuş bir gelenek. Süngerler ahşaba yapıştırılır, çivilenir, zımbalanır; işlevseldir, güvenilir, evet, ama hiç sorgulanmaz. Ancak Londra merkezli Raw-Edges Design Studio, bu köklü geleneği masaya yatırmaktan çekinmedi. Yael Mer ve Shay Alkalay ikilisinin kurduğu Raw-Edges, tüm yaratıcı kimliklerini tam da bu tür bir düşünce yapısı üzerine inşa etti. 2007 yılında Royal College of Art’ta tanışmalarının ardından stüdyo, yaklaşık yirmi yıldır günlük objeleri çözülmeyi bekleyen bulmacalar olarak ele alıyor. En yeni deneysel sandalyeleri, çalışma prensiplerinin mükemmel bir yansıması: Herkesin ‘işte bu böyledir’ dediği bir kuralı ele almak, onu en temel unsurlarına ayırıp, daha akıllı bir çözümün aslında burnumuzun dibinde olup olmadığını görmek. Bu durumda, cevabın ta kendisi, küçük bir çentikte gizli.

Anahtar Büyüsü: İyo Hasegawa’nın Endüstriyel Mobilya Sanatı

Anahtar Büyüsü: İyo Hasegawa’nın Endüstriyel Mobilya Sanatı

Piyon Haber |

Anahtar Büyüsü: İyo Hasegawa’nın Endüstriyel Mobilya Sanatı

Tasarım dünyası, sıradanlığın sınırlarını zorlayan vizyonerlerle doludur. Peki ya her gün kullandığımız, çoğu zaman farkına bile varmadığımız bir araç, bir sanat eserine dönüşseydi? Japon sanatçı ve tasarımcı İyo Hasegawa, işte tam da bunu başarıyor: Evimizdeki anahtarları, nefes kesici mobilya parçalarına dönüştürerek endüstriyel estetiğe yepyeni bir soluk getiriyor. Bu çığır açan koleksiyon, sadece birer mobilya değil, aynı zamanda günlük objelerin derin sanatsal potansiyelini keşfe çıkan bir manifesto niteliğinde.

Harmonograf: Ralf Jacobs ile Mobilya Sanatının Yeni Sınırı

Harmonograf: Ralf Jacobs ile Mobilya Sanatının Yeni Sınırı

Piyon Haber |

Harmonograf: Ralf Jacobs ile Mobilya Sanatının Yeni Sınırı

Sıradan bir mobilya parçası, nefes alan bir sanat eserine dönüşebilir mi? Hollandalı sanatçı ve tasarımcı Ralf Jacobs, tam da bu soruya meydan okuyan Harmonograf’ıyla tasarım dünyasını sarsıyor. Kendisini “sanat, tasarım, bilim ve sinyal"in kesişim noktasında konumlandıran Jacobs, geliştirdiği bu dikkat çekici eserle mobilyayı sadece bir eşya olmaktan çıkarıp, yaşam alanlarımıza dinamik bir sanat performansı getiriyor.

Harmonograf’ın Sırrı: Bir Zaman Yolculuğu ve Yeniden Doğuş

Harmonograf, kökenleri 19. yüzyıla dayanan, sarkaçlar veya döner diskler gibi salınımlı hareketlerle karmaşık geometrik desenler çizen mekanik bir cihazdır. Matematikteki harmonik hareketleri görselleştirmek ve sanatsal ifadeler yaratmak için kullanılan bu kadim alet, Jacobs’ın ellerinde çağdaş bir kimlik kazanıyor. O, bu köklü konsepti modern tasarım anlayışıyla birleştirerek, onu sıradan bir çizim aleti olmaktan öteye taşıyor; artık yaşam alanlarımıza entegre olabilen, izleyicisini etkileşime davet eden, estetik ve işlevsel bir objeye dönüşüyor.

Hangeul’un Ruhu, BKID’nin Dokunuşu: Yazı Sanatında Yeni Formlar

Hangeul’un Ruhu, BKID’nin Dokunuşu: Yazı Sanatında Yeni Formlar

Piyon Haber |

Fikirden Forma: BKID’nin “Yaz, Çiz, Düşün” Serüveni

Günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan yazı araçları, sadece birer işlevsel nesne mi, yoksa kültürel birer elçi mi? Güney Kore’nin vizyoner tasarım stüdyosu BKID, Seul’deki Ulusal Hangeul Müzesi için üstlendiği ‘Yaz, Çiz, Düşün’ (Write, Draw, Think) projesiyle bu kadim soruyu yeniden gündeme taşıyor. Kalemden fırçaya, en basit araçların bile ardında yatan tasarım felsefesini, işlevselliği, ergonomiyi ve kültürel derinliği bu özel çalışma ışığında mercek altına alıyoruz. Hangeul’un köklü mirasına adanmış bu müze çatısı altında, el yazısının geleceğini şekillendirecek temel sorulara ışık tutuluyor; inovasyonun ve kullanıcı deneyiminin sınırları zorlanıyor.

Davide Bozzo’dan ZERO Sandalye: Sıfır Bağlantı, Sonsuz Estetik

Davide Bozzo’dan ZERO Sandalye: Sıfır Bağlantı, Sonsuz Estetik

Piyon Haber |

Mobilya tasarımının temel direklerini sarsan bir fikir: Bir sandalye, tek bir malzemeden, sıfır bağlantıyla var olabilir mi? Davide Bozzo’nun ZERO Sandalyesi, bu cüretkar sorunun cevabı. Çoğu sandalye, tasarım sürecinde belirli uzlaşmalarla doğarken – bacaklar üst üste dizilir, oturma alanı vidalanır, sırtlık cıvatalanır – ve orijinal fikrin bir kısmı yapısal zorunluluklara kurban giderken; ZERO Sandalye bu oyunu baştan sona reddediyor. Konsepti, neredeyse meydan okurcasına basit: tek bir metal şerit, bükülerek ve kıvrılarak eksiksiz bir sandalyeye dönüşüyor. Ne kaynak var, ne gizli bir eklem, ne de sahne arkasında ağır işi yapan bir donanım. Sadece tek, kesintisiz bir malzeme parçası; taban, konsol oturma alanı ve sırtlığı aynı anda içeren bir forma dönüştürülmüş. “ZERO” adı, sadece bir marka değil, başlı başına bir felsefe.

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Piyon Haber |

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Bir mutfak taburesinin üzerinde dönen bisiklet tekerleği. Gidecek bir yeri yok, sadece dönüyor. Bu basit ama derin sahne, Marcel Duchamp’ın sanat tarihinin geleneksel sınırlarını aşan en ikonik eserlerinden biri olan “Bisiklet Tekerleği"ni (Bicycle Wheel) akla getiriyor. Geleneksel bir heykel değil, salt bir obje de değil; bu eser, işlevsellik ile düşünce, eylem ile spekülasyon arasında askıda kalmış bir zihin oyunu sunuyor. 1917 tarihli, doksan derece döndürülmüş ve “R. Mutt” takma adıyla imzalanmış porselen pisuvar “Çeşme” (Fountain) ile birlikte, formun, yaratıcılığın ve anlamın nasıl anlaşıldığına dair, asla tam olarak çözülemeyen köklü bir değişimin fitilini ateşledi.

Dozie Kanu x Knoll: Kimlik ve Kültürün Dans Ettiği Masalar

Dozie Kanu x Knoll: Kimlik ve Kültürün Dans Ettiği Masalar

Piyon Haber |

Bir Masa Sadece Bir Masa Değil: Dozie Kanu’dan Knoll’a Kimlik Anlatıları

Bir masa, sadece bir masa mıdır? Yoksa üzerindeki eşyaları taşımaktan çok daha fazlasını, görünmez hikayeleri ve kimlikleri de mi barındırır? Modern tasarım sohbetlerinde sıklıkla malzeme seçimleri ve siluet tartışmalarına boğulup, bir nesnenin aslında neyi ifade ettiğini sormayı unuttuğumuz anlarda, Dozie Kanu’nun Knoll için tasarladığı yeni masa koleksiyonu bu soruyu görmezden gelmeyi imkansız kılıyor. Salone del Mobile 2026’da tasarım dünyasına sunulacak olan bu özel koleksiyon, sadece estetik bir başarı değil, aynı zamanda derin bir otobiyografik anlatımın dışavurumu.

Sıradanlığa Sürtünme: Raw-Edges’in Ezber Bozan Sandalye İnovasyonu

Sıradanlığa Sürtünme: Raw-Edges’in Ezber Bozan Sandalye İnovasyonu

Piyon Haber |

Hiç düşündünüz mü, sevdiğiniz koltuğun döşemesi yıprandığında onu yenilemek neden bu kadar zahmetli? Mobilya dünyasında döşeme, yüzyıllardır yapıştırıcılar, zımbalar veya özel çivilerle iskelete sabitlenen, adeta kaderine terk edilen bir detaydır. Geleneksel yaklaşımlar, zamanla yıpranma, kirlenme veya hasar durumunda döşemenin değiştirilmesini veya temizlenmesini oldukça zorlu, hatta çoğu zaman maliyetli bir kabusa dönüştürebilir. İşte tam da bu noktada, tasarım dünyasının yenilikçi ruhu, ezber bozan çözümler arayışına giriyor. Londra merkezli ünlü Raw-Edges Design Studio, bu geleneksel döşeme anlayışına radikal bir alternatif sunarak mobilya tasarımında yepyeni bir sayfa açıyor.

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

Piyon Haber |

KAN: Dokunuş, Ağırlık ve Hareketle Tasarımı Yeniden Keşfet

Dijitalin hızına kapıldığımız bu çağda, parmak uçlarımızla hissettiğimiz, bedenimizle kurduğumuz o kadim bağları unuttuk mu? Tasarımcı Amit Hadar’ın KAN serisi, işte tam da bu unuttuğumuz duyusal deneyimlere bir davet: materyal, beden ve dikkat arasındaki derin ilişkiyi yeniden keşfetmek için. Üç el objesinden oluşan KAN, günlük yaşamın telaşında gözden kaçırdığımız fiziksel etkileşimlerimize yeniden odaklanmamızı sağlıyor.

KAN: Avuç İçine Sığan Bir Materyal Diyaloğu

KAN serisi, avuç içine mükemmel bir şekilde sığacak ölçekte tasarlanmış objelerden oluşuyor. Her bir parça, tutma, döndürme veya dinlendirme gibi basit eylemleri desteklemek üzere özenle şekillendirilmiş. Minimal etkileşimler, objelerin dokunsal farkındalığı ve fiziksel katılımı vurgulamasını sağlıyor. KAN, objeleri salt birer işlevsel araç olmaktan çıkarıp, onlarla kurduğumuz bağı adeta bir keşif yolculuğuna dönüştürüyor.

Sınırları Zorlayan Renkler: Fala’dan Bütçe Dostu Fuar Standı Devrimi

Sınırları Zorlayan Renkler: Fala’dan Bütçe Dostu Fuar Standı Devrimi

Piyon Haber |

Bütçe Kısıtlaması Değil, Yaratıcılık Manifestosu: Fala’dan Fuar Standı Devrimi

Kısıtlı bütçeler ve standart kalıplar, tasarımın önünde birer engel mi, yoksa yaratıcılığın ateşleyicisi mi? Lizbon merkezli mimarlık ofisi fala, Circo de Ideias için tasarladığı fuar standıyla ikinci seçeneğin güçlü bir kanıtını sunuyor. Sadece bir sergi alanı olmanın ötesinde, bu stand, sıradan bileşenlerin fala’nın usta ellerinde nasıl bir sanat eserine ve fuarın en dikkat çekici enstalasyonlarından birine dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.

Fuarın Monotonluğuna Meydan Okuyan Bir Manifest

Kitap fuarları gibi etkinlikler, ne yazık ki genellikle birbirini tekrar eden, seri üretim standlarla doludur. Çoğu zaman 3x3 metrelik standart bir alana sığdırılan bu yapılar, raflar ve basit bir tezgahtan öteye pek bir şey sunmaz. Amaçları bellidir: ürünleri sergilemek ve potansiyel müşterilerle etkileşim kurmak. Ancak bu durum, ne yazık ki tasarımsal bir tekdüzeliğe yol açar. Circo de Ideias standı da bu genel çerçevenin içindeydi; küçük bir ayak izine ve öngörülebilir şekilde kısıtlı bir bütçeye sahipti. Projenin brifingi (kapsam özeti) neredeyse jenerikti ve fala ekibi, bu ‘kurulum’ koşulunu kabul etmekle birlikte, ondan beklenen nötr ve sıkıcı duruşu kararlı bir şekilde reddetti.

Antik Japon Sürgülü Panjurlar: Modern Tasarımcının Gizli İlhamı

Antik Japon Sürgülü Panjurlar: Modern Tasarımcının Gizli İlhamı

Piyon Haber |

Antik Japon Sürgülü Panjurlar: Modern Tasarımcının Gizli İlhamı

Geleceğin tasarımlarını kovalamak uğruna, geçmişin derinliklerindeki basit ama dahiyane çözümleri gözden kaçırıyor olabilir miyiz? Antik Japonya’nın zengin mimari mirası, doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşayan felsefesiyle, modern dünyamıza ilham veren zamansız bir bilgeliği saklı tutuyor. Sürdürülebilirlik, işlevsellik ve minimalist estetiği bir araya getiren bu kadim tasarımlar arasında, özellikle sürgülü panjur sistemleri, günümüz endüstriyel tasarımcılarına paha biçilmez dersler sunuyor.

Japon Mimarisinin İlk Adımları: Koruyan ve Nefes Aldıran Shitomi Panelleri

Modern fırtına pencerelerinin ataları sayılabilecek paneller, kadim Japonya’da “shitomi” veya “hajitomi” olarak biliniyordu. Bu menteşeli ahşap paneller sadece birer koruyucu değil; aynı zamanda bir evin dış yüzeyini rüzgardan, yağmurdan ve güneşten ustaca korurken, iç mekanın havalandırmasını ve ışık kontrolünü de sağlıyorlardı. Genellikle ahşap kafeslerden oluşan bu yapılar, saçaklardan sarkan kancalarla desteklenerek dışarı doğru açılıp sabitlenebilirdi. Estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiren bu paneller, iç mekanlara yumuşak ve filtrelenmiş bir ışık sağlarken, yapıya derinlik katan bir görsel zenginlik sunuyordu. Kapalıyken güvenli bir sığınak, açıkken doğayla bütünleşme vadeden bu tasarımlar, zanaatkarlığın mühendislik dehasıyla buluştuğu eşsiz örneklerdi.

Fransa’da Steampunk Rüyası: Mekaniklerle Lezzet Şöleni

Fransa’da Steampunk Rüyası: Mekaniklerle Lezzet Şöleni

Piyon Haber |

Fransa’da Steampunk Rüyası: Mekaniklerle Lezzet Şöleni

Bir restoran hayal edin; duvarları değil, menüsü değil, bizzat yemek servisi sizi zamanda, bambaşka bir dünyanın tam ortasına ışınlıyor. İşte Fransa’nın Toulouse şehrinde yer alan Compagnie La Machine, estetiği ve fonksiyonelliği sadece ürünlerin değil, deneyimlerin de kalbine yerleştirerek, tasarımın sınırlarını yeniden çiziyor. Kendini bir sokak tiyatrosu şirketi olarak tanımlasa da, bünyesinde barındırdığı güçlü tasarım ve üretim ekibi sayesinde, kinetik sanat eserlerini günlük yaşamın bir parçası haline getirerek geleneksel sınırları ustalıkla yıkıyor.

Dijital Değil, Dokunuş: Sandalye Tasarımının Gerçek Kahramanı ‘Buck’

Dijital Değil, Dokunuş: Sandalye Tasarımının Gerçek Kahramanı ‘Buck’

Piyon Haber |

Dijital Değil, Dokunuş: Sandalye Tasarımının Gerçek Kahramanı ‘Buck’

Tasarım dergilerinde, galerilerde ya da sosyal medyada gördüğünüz o yüzlerce kusursuz sandalye fotoğrafını düşünün. Mükemmel bir açı, doğru ışıklandırma, göz alıcı bir dekor… Peki, tüm bu bitmiş ürünlerin ardında yatan gerçek süreci hiç merak ettiniz mi? Çizimlerden ya da CAD render’larından çok daha fazlasından, bir sandalyenin adı bile konulmadan önce stüdyoda başlayan o fiziksel düşünme sürecinden bahsediyorum. İşte tam da burada, Paris merkezli endüstriyel tasarımcı Timothée Mion’un “chair buck” (sandalye iskeleti) adını verdiği o büyüleyici araç devreye giriyor.

Scarpa İmzalı İkonik Seki-Han: FLOS Mirası Yeniden Doğuyor

Scarpa İmzalı İkonik Seki-Han: FLOS Mirası Yeniden Doğuyor

Piyon Haber |

Scarpa İmzalı İkonik Seki-Han: FLOS Mirası Yeniden Doğuyor

Tasarım tarihinin tozlu raflarından çıkan bir efsane yeniden doğuyor: Afra ve Tobia Scarpa imzalı FLOS Seki-Han lambası, 1963’teki çıkışının ardından adeta bir mit haline gelmişti. İtalyan tasarımının önde gelen isimleri Afra ve Tobia Scarpa, deneysel yaklaşımları ve cesur vizyonlarıyla çağları aşan bir etki bıraktılar. Malzemelerin estetik ve teknik sınırlarını zorlayan ikili, FLOS için geliştirdikleri yaklaşık 30 aydınlatma armatürüyle adlarını tasarım dünyasına altın harflerle yazdırdılar. Şimdi ise, uzun süredir gölgede kalmış ancak sembolik değeri yüksek Seki-Han, güncel dokunuşlarla yeniden hayat buluyor.

Diğer Etiketler