#Endustriyel-Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 523 yazı bulundu

DTILE ile Karolar Artık Üç Boyutlu: Tasarımda Devrim

DTILE ile Karolar Artık Üç Boyutlu: Tasarımda Devrim

Piyon Haber |

Düz karolarla kavisli bir duvar kaplamak, tasarımcıların en büyük kabuslarından biri. Ölçü hataları, kesim israfı ve bitmek bilmeyen derzler… Peki ya karolar da bükülebilseydi? Hollandalı üç tasarımcı—Arnout Visser, Erik Jan Kwakkel ve Peter van der Jagt—DTILE adını verdikleri modüler karo sistemiyle bu soruna kökten çözüm bulmuş. Sistem; düz karoların yanı sıra kavisli, köşe, kenar ve geçiş parçaları barındırdığı için yüzeyler kesintisiz bir biçimde üç boyutlu formlara uyum sağlıyor.

Düz Yüzeylere Veda: Üç Boyutlu Karolar

Geleneksel seramik karolar yalnızca düz zeminlerde iş görür. Kavisli bir duvar ya da yuvarlatılmış bir mutfak adacığı tasarlamak istediğinizde devreye özel üretim ve zanaatkâr marifeti girer. DTILE ise tüm bu sorunları modüler parçalarla çözüyor. Sistemin içindeki kavisli ve köşe elemanları, karoların bükülmeden yüzeyi takip etmesini sağlıyor. Bu sayede sıradan bir banyo duvarı bile heykelsi bir görünüme kavuşabiliyor.

Kafa Tıraşında Devrim: Duşta Güvenli ve Hızlı Twinshaver

Kafa Tıraşında Devrim: Duşta Güvenli ve Hızlı Twinshaver

Piyon Haber |

Kafa Tıraşında Devrim: Duşta Güvenli ve Hızlı Twinshaver

Kellik, birçok erkeğin hayatında kabullenmesi zor bir süreçtir; kimi için ise tüm saçları tıraşlayıp “gururlu kel” olmanın kapısını aralar. Kafa tıraşı, sakal tıraşından çok daha meşakkatlidir. Jiletle yapılan tıraş kesik riski ve dağınıklık getirirken, elektrikli makineler duşta kullanılamadığı için özellikle kış aylarında işkenceye dönüşür. İşte Alman mucit Ziggy Storbeck, tam da bu sorunu kökten çözmek için Twinshaver’ı geliştirmiş.

“Gururlu bir kel adam olarak, mağazalardaki kafa tıraşı ürünlerinden hiç memnun değildim. Kafa tıraşını kökten değiştirecek, kapsamlı, hızlı ve kesinlikle güvenli, üstelik kolu gereksiz yere zorlamayan çift bıçaklı yenilikçi bir tıraş makinesi geliştirmek istedim.” — Ziggy Storbeck

3D Baskı, Memphis’i Lambalara Taşıyor: Heykelsi Tasarımlar

3D Baskı, Memphis’i Lambalara Taşıyor: Heykelsi Tasarımlar

Piyon Haber |

Memphis hareketinin geometrik cesareti ile 3D baskının teknik izleri aynı lambada buluşabilir mi? Güney Batı Galler’de yaşayan ürün ve mobilya tasarımcısı Charlie Firth, bu soruya kendi tasarım diliyle cevap veriyor. Onun 3D baskılı masa lambaları, Memphis’in doygun renklerini ve desenlerini çağdaş iç mekanlara taşırken, işlevsel aydınlatmayı heykelsi bir varlıkla birleştiriyor.

Kağıttan Katmanlara: Bir Tasarımın Yolculuğu

Firth’in süreci, şekillerin ve desenlerin katmanlanıp kolajlandığı iki boyutlu çizimlerle başlıyor. Çevresinden topladığı blok formlar ve grafik motifleri defterlerine aktarıyor, zamanla bunları kompozisyonlar halinde birleştiriyor. Bu çizimler daha sonra modüler 3D modellere dönüştürülüyor; böylece tek tek bileşenler, dizilimler ve renkler dijital ortamda değiştirilip test edilebiliyor. Bu dijital iş akışı, Firth’in mobilya tasarımı geçmişinden gelen fiziksel prototip geliştirme sürecinin yavaşlığını ortadan kaldırıyor. Dijital araçlar sayesinde formları hızla üretip değiştirebiliyor, farklı kombinasyonları üretimden önce deneyebiliyor.

ALIT: Seramik, Ahşap ve Işıkla Kurulan Sessiz Diyalog

ALIT: Seramik, Ahşap ve Işıkla Kurulan Sessiz Diyalog

Piyon Haber |

ALIT: Seramik, Ahşap ve Işıkla Kurulan Sessiz Diyalog

Bir lamba ne zaman sadece bir lamba olmaktan çıkar? Seul merkezli tasarımcı Byunggwon Na, ALIT ile bu soruyu malzemelerin diliyle yanıtlıyor. Seramik ve ahşabın buluştuğu noktada ışık, üçüncü bir katman olarak devreye giriyor. Na, seramiğin yarı saydam yapısını inceliyor; ışığın yüzeyde nasıl süzüldüğünü, yansıdığını ve dağıldığını test ediyor. Ardından bu araştırmayı, yalnızca bir kare kesitli ahşap sütunla buluşturuyor. Ortaya çıkan şey, “aydınlatma aracı” etiketini fazlasıyla sığ bırakan bir nesne.

Şeffaf Teknoloji Geri Döndü: Retro Tasarımın Yeni Yüzü

Şeffaf Teknoloji Geri Döndü: Retro Tasarımın Yeni Yüzü

Piyon Haber |

Şeffaf Teknoloji Geri Döndü: Retro Tasarımın Yeni Yüzü

Bir süredir telefonlarımız, kulaklıklarımız ve oyun konsollarımız pürüzsüz, opak kabukların ardına saklanıyor. Ama 80’lerin ve 90’ların transparan tasarım dili, bu kez “dijital detoks” kılıfıyla geri döndü. Design Milk’te yayımlanan kapsamlı bir analiz, bu eğilimin yalnızca nostalji olmadığını; ekran yorgunluğu, sosyal medya bağımlılığı ve dijital doygunluğa karşı bir denge arayışı olduğunu gösteriyor. Hem köklü markalar hem de yeni girişimler, “her şeyi tek cihazda toplama” anlayışından vazgeçerek daha amaca yönelik ve karakteristik ürünlere yöneliyor.

Vida ve Dübel Yerine Halat: 77 Dolarlık Katlanır Tabure

Vida ve Dübel Yerine Halat: 77 Dolarlık Katlanır Tabure

Piyon Haber |

Vida ve Dübel Yerine Halat: 77 Dolarlık Katlanır Tabure

Vida, dübel ve yapıştırıcılar, mobilyaların görünmez kahramanlarıdır. Sandalyeler ve tabureler çoğunlukla bu donanımlar sayesinde ayakta kalır. Rope Stool (Halat Taburesi) ise bu alışkanlığı tek bir halatla yıkıyor. Japon sedirinden kesilmiş düz tahtaları halatın gerginliğiyle bir arada tutan tasarım, kullanılmadığında düz bir bohçaya dönüşüyor ve herhangi bir çantaya sığacak kadar kompakt. Bu haliyle endüstriyel tasarımda malzeme ekonomisi ve sürdürülebilirlik adına önemli bir örnek.

Loewy & Exner: Endüstriyel Tasarımın Unutulmaz Rekabeti

Loewy & Exner: Endüstriyel Tasarımın Unutulmaz Rekabeti

Piyon Haber |

Loewy ve Exner: Endüstriyel Tasarımın Unutulmaz Rekabeti

Savaş sonrası Amerikan otomobil endüstrisi, askeri makinelerden ‘geleceğin otomobillerine’ dönüşmek zorundaydı. 1942’den beri tasarımları dondurulan markalar, ilk yeni modelin kimin olacağını görmek için adeta yarışıyordu. Bu yarışın ortasında Studebaker, işleri büyütecek bir hamle yaptı: Ünlü tasarım ofisi Raymond Loewy Associates’i tuttu. Ama kimsenin beklemediği şey, bu ofisin içinde alevlenen ölümcül bir rekabetti.

Bir Ofiste İki Ego

Raymond Loewy, kapıdaki ismiyle her işin kredisini üstlenen bir otoriteydi. Virgil Exner ise General Motors’tan gelme, hırslı ve yetenekli bir genç tasarımcı. Studebaker projesinin başına getirilen Exner, yeteneklerinin gölgede kalmasından nefret ediyordu. Çünkü Loewy, şirketin adını taşımanın getirdiği avantajla, her çizimin altına kendi imzasını atıyordu. Ofisteki tansiyon her geçen gün yükseliyordu.

Quest: Çocukları Ekrandan Doğaya Çeken Yapay Zeka Rehberi

Quest: Çocukları Ekrandan Doğaya Çeken Yapay Zeka Rehberi

Piyon Haber |

Quest: Çocukları Ekrandan Doğaya Çeken Yapay Zeka Rehberi

Çocuklara yönelik çoğu teknoloji, onları ekrana bakmaya yönlendirir. Quest ise başlarını kaldırıp çevrelerine bakmalarını sağlıyor. Yapay zekâ kullanarak çocukların ekran süresini azaltma fikri ilk anda çelişkili görünebilir. Ancak bu çelişki, Quest’i ilginç kılan şeyin ta kendisi. Fiziksel dünyayla dikkat yarışına girmek yerine, bu yapay zekâ destekli doğa arkadaşı, dikkati yapraklara, böceklere, kuşlara, taşlara ve çoğu zaman gözden kaçan detaylara yönlendiriyor.

6-11 yaş arası çocuklar için tasarlanan Quest, açık hava keşiflerini devam eden bir öğrenme macerasına dönüştürüyor. Geleneksel bir eğitim cihazı değil, yalnızca nesneleri tanımlayan bir kamera da değil. Amacı daha iddialı: teknolojiyi, merak ile doğal dünya arasında sessiz bir köprü haline getirmek. Tasarımcı: Viraj Gapchoop.

Alüminyum Sandalye: Yastıksız, Çerçevesiz, Özürsüz

Alüminyum Sandalye: Yastıksız, Çerçevesiz, Özürsüz

Piyon Haber |

Alüminyum Sandalye: Yastıksız, Çerçevesiz, Özürsüz

Mobilya tasarımının çoğu katmanlı bir hikaye anlatır: iskelet, sünger, döşeme, kaplama… Oturduğunuzda, çoğunu hiç görmediğiniz kararların üstünde dinlenirsiniz. Atina merkezli OFAA’nın 010 Lounge Sandalyesi ise bunun tam tersini yapıyor. Sandalyeye dair tüm varsayımları soyuyor ve size 5 mm katlanmış alüminyum veriyor. Kulağa soğuk geliyor, biliyorum. Belki de mesele tam olarak bu.

OFAA: İnşaat Neden Görünür Kalmalı?

OFAA, Yunanistan’ın Atina kentinde Christos Kalientzidis tarafından kurulmuş bir tasarım ofisi. Stüdyo çoğunlukla paslanmaz çelik ve alüminyumla çalışıyor. Rehber felsefeleri ise neredeyse rahatsız edici derecede net: inşaat görünür kalır.

Sırtındaki Cesur Metal Detayla Ödül Toplayan Koltuk: Jacob

Sırtındaki Cesur Metal Detayla Ödül Toplayan Koltuk: Jacob

Piyon Haber |

Jacob Koltuğu: Tek Bir Metal Detayın Gücü

Bir koltuk, yalnızca oturma aracı değil; aynı zamanda bir duruştur. Jacob, Endonezya merkezli Blackwood için Pepê Lima’nın tasarladığı ve 2025 Avrupa Ürün Tasarım Ödülü’nde üç ödül birden kazanan bir duruş. “Home Furniture” kategorisinde Top Design Winner ve “Best Furniture Design of 2025” unvanlarını alan koltuk, yumuşak döşemesiyle sert ahşap iskeletin dansını, sırtındaki cesur metal detayla tamamlıyor.

Yumuşaklık ve Yapı: Bir Kontrast Hikayesi

Jacob’u ilk gördüğünüzde fark ediyorsunuz: Odaya sessizce süzülmüyor, adeta geliyor. Tasarım, temel bir gerilim üzerine kurulu: yumuşaklık ve yapı. Döşeme yuvarlak hatlı ve cömert; oturmaya karar vermeden önce bile sizi içine çeken bir koltuk. Altındaki masif ahşap iskelet, vücudun kendi kıvrımlarını yansıtan kavislerle hassas biçimde işlenmiş. Her yarıçap özenle hesaplanmış, her malzeme geçişi bilinçli. Sıradan bir silüet değil bu; her açıdan bakıldığında yeni bir ayrıntı keşfediyorsunuz.

Joystick Devri Bitti: MIT ve Sumitomo’dan Sezgisel Arayüz

Joystick Devri Bitti: MIT ve Sumitomo’dan Sezgisel Arayüz

Piyon Haber |

Joystick Devri Bitti: MIT ve Sumitomo’dan Sezgisel Arayüz

Ekskavatör kullanmayı hiç denediniz mi? Eğer denemediyseniz, şanslısınız. Çünkü bu makineleri kontrol etmek, dört joystick ile sürüş, dönüş, bom, kol ve kepçe hareketlerini aynı anda yönetmeyi gerektiriyor. Üstelik bu kontroller hiç de sezgisel değil; uzmanlaşmak için yüzlerce saat pratik şart. Peki ya bu kadar zor olmasına gerek yoksa? MIT ve Sumitomo mühendislerinin geliştirdiği yeni arayüz tam da bu soruya cevap veriyor.

Joystick’in Sınırları

İnsan kolu doğal bir hareket aralığına sahip. Ancak joystick ile bu hareketleri makineye aktarmak, dolaylı bir eşleme gerektiriyor. Operatör, kolunun hareketini joystick’in hareketine, joystick’in hareketini de makinenin hidrolik sistemine çevirmek zorunda. Bu süreç, beynin sürekli olarak karmaşık bir dönüşüm yapmasını gerektiriyor. Aslında sorunun temelinde, insan vücudunun esnekliği ile makinenin mekanik kısıtları arasındaki uyumsuzluk yatıyor. MIT’nin araştırmacılarından Hermano Krebs, bu durumu şöyle özetliyor:

Ukrayna’ya Şerit Metreyle Destek: Tasarımcının Savaş Direnci

Ukrayna’ya Şerit Metreyle Destek: Tasarımcının Savaş Direnci

Piyon Haber |

Ukrayna’ya Şerit Metreyle Destek: Tasarımcının Savaş Direnci

Bir şerit metre, savaşın ortasında nasıl bir umut ışığına dönüşür? Kievli endüstriyel tasarımcı Vitaly Fedorchuk, el yapımı şerit metreleriyle bu soruya hem estetik hem de etik bir cevap veriyor. Instagram’da paylaştığı her parça, kısa sürede tükeniyor; çünkü bu metreler yalnızca ölçmekle kalmıyor, aynı zamanda bir direniş hikâyesi anlatıyor. Son parti de tükenince tasarımcı, yeni bir seri için hazırlıklara başladığını duyurdu.

Fedorchuk’un üretimleri, sıradan bir ölçü aleti olmaktan çıkıp koleksiyonerlerin gözdesi haline geldi. Her birine benzersiz numara verilen metreler, tasarımın yalnızca işlevsel değil, duygusal bir nesne olabileceğini kanıtlıyor. Savaşın getirdiği karanlıkta, bu küçük metal parçalar bir dayanışma ve yaratıcılık ışığı gibi parlıyor. Bence asıl mesele, bir tasarımcının yeteneğini böyle bir amaç için seferber etmesi; bu, “tasarım nedir?” sorusunu yeniden düşündürüyor.

Bisikleti Bahçede Saklayan Pratik ve Şık Çözüm: BikeBox

Bisikleti Bahçede Saklayan Pratik ve Şık Çözüm: BikeBox

Piyon Haber |

Bisikleti Bahçede Saklayan Pratik ve Şık Çözüm: BikeBox

Bisikletinizi nerede tutacağınız, şehirde yaşayan her bisikletlinin kâbusudur. Özellikle Türkiye gibi apartman kültürünün hâkim olduğu yerlerde, koridorda bisikletle yan yana yaşamak neredeyse bir ritüel. Londra merkezli tasarım stüdyosu Nomad Workshop, bu sorunu kökten çözen bir saksı tasarlamış: BikeBox. Üstünde bitkilerin olduğu bir bahçe saksısının içinde bisikletinizi saklıyor; böylece depolama sorunu dekoratif bir öğeye dönüşüyor.

Bir Duvar, Bir Saksı, Bir Bisiklet

Nomad Workshop, Lawrence Friesen ve Tracey Bendrien tarafından kurulmuş; mimari ve iç mekân ürünlerine odaklanan bir stüdyo. Tasarım anlayışları, mevcut yapıyı iyileştirmek ve çok işlevli çözümler üretmek üzerine kurulu. BikeBox da bu felsefenin bir ürünü. Viktorya dönemi sıra evleri için tasarlanan sistem, aslında yıkılmaya başlayan bahçe duvarlarından ilham almış. Ürün, aynı zamanda bir bahçe duvarı işlevi görebiliyor. Kendi bahçe duvarlarının yıkılması ve bisikletlerin koridorları işgal etmesi, çift taraflı bir çözümü doğurmuş.

Watti: Ne İstediğinizi Önceden Bilen Robotik Masa Lambası

Watti: Ne İstediğinizi Önceden Bilen Robotik Masa Lambası

Piyon Haber |

Watti: Ne İstediğinizi Önceden Bilen Robotik Masa Lambası

Edison’dan bu yana masa lambası aslında çözülmüş bir problem olarak görülüyordu: Bir ışık kaynağı, onu yönlendiren bir abajur ve bir açma/kapama düğmesi. Yirminci yüzyıl boyunca yapılan tasarım evrimleri çoğunlukla estetik dokunuşlardan ya da dimmer gibi küçük işlevsel eklemelerden ibaretti. Lambanın pasif bir nesne olarak masada durup, kullanıcı onu yönlendirene kadar beklemesi yüz yılı aşkın süredir değişmedi. Watti ise bu önermeyi kökten sorguluyor: Ya bir masa lambası, ne yaptığınızı anlayıp ışığı siz istemeden önce kendiliğinden yönlendirseydi?

Katlanır Sandalyenin Sırtlığında Gizli Mekanizma: Backflip

Katlanır Sandalyenin Sırtlığında Gizli Mekanizma: Backflip

Piyon Haber |

Katlanır Sandalyenin Sırtlığında Gizli Mekanizma: Backflip

Katlanır sandalye denince akla gelen ilk şey genellikle “fedakârlık"tır: konfordan ödün verir, estetikten uzaktır, taşınabilirlik uğruna görsel bütünlüğünü kaybeder. Bu klişeyi yıkmak hiç kolay değil. Ama İzlandalı tasarımcı Gudmundur Ludvik, HAY için tasarladığı Backflip ile tam da bunu yapıyor. Katlanır sandalyenin neden bir uzlaşma olması gerektiğini sorguluyor ve cevabı mekanizmanın tamamını sırtlığın içine gizleyerek veriyor.

Ludvik’in mesleki geçmişi, bu cesur yaklaşımın arkasındaki düşünceyi anlamak için önemli ipuçları sunuyor. Danimarka’nın Vejle şehrinde yaşayan tasarımcı, önce marangoz ve mobilya ustası olarak eğitim aldı. Ardından İzlanda Sanat Akademisi’nde heykel eğitimi gören Ludvik, Danimarka Tasarım Okulu’nda mobilya tasarımı üzerine çalıştı ve 2002’de mezun oldu. Zanaat, sanat ve tasarımın iç içe geçtiği bu eğitim süreci, Backflip’in sadece işlevsel bir nesne değil, aynı zamanda sanatsal bir ifade biçimi olarak görülmesini sağlıyor.

10/10 Bank: İsviçre’de Kendiliğinden Kapanan Akıllı Banklar

10/10 Bank: İsviçre’de Kendiliğinden Kapanan Akıllı Banklar

Piyon Haber |

10/10 Bank: İsviçre’de Kendiliğinden Kapanan Akıllı Banklar

Yağmurlu bir günde parka gidip kuru bir bank bulmak, şehir hayatının küçük zaferlerindendir. İsviçre’nin Lozan kentinde bu zaferi sürekli kılan bir tasarım var: 10/10 Bank. Adını aldığı “10/10” puanı, sadece bir beğeni notu değil; aynı zamanda bu bankın kamusal alan sorunlarına verdiği net cevabın da özeti. Peki, bu tasarımı bu kadar özel kılan ne?

Basit Bir Yay, Büyük Bir Fark

Bankın sırrı, içinde gizli bir yay mekanizması. Normalde oturma yüzeyleri, bu yaylar sayesinde sürekli kapalı duruyor. Yani bank, kullanılmadığında üstteki metal çatının altında katlanmış bir şekilde bekliyor. Oturmak istediğinizde bankı açıyorsunuz; vücut ağırlığınız mekanizmayı açık tutuyor. Kalktığınız anda ise yaylar devreye girip bankı yeniden kapatıyor. Bu mekanik çözüm, elektronik sistemlere kıyasla hem daha güvenilir hem de çok daha ekonomik. Üstelik yağmur suyunun ahşaba temasını engellediği için malzeme ömrünü de ciddi şekilde uzatıyor.

Kırsal İskandinavya’nın Tamir Edilebilir Aracı: ANURA

Kırsal İskandinavya’nın Tamir Edilebilir Aracı: ANURA

Piyon Haber |

Kırsal İskandinavya’nın Tamir Edilebilir Aracı: ANURA

Kırsal Amerika’da eski Ford F-150’lerin hâlâ bu kadar değerli olmasının sırrı basit: İnsanlar onları kendi başlarına tamir edebiliyor. Parçalar bol, maliyet düşük, yöntemler biliniyor. Peki ya kırsal İskandinavya? İsveç’teki Umeå Institute of Design’da okuyan Love Björklund, tam da bu kültürden beslenen bir araç tasarlamış: ANURA.

Björklund, büyüdüğü kırsal bölgenin tamir kültürünü, günümüzün “her şeyi kapalı kutu” araçlarına karşı bir manifestoya dönüştürmüş. Ona göre kırsalda yaşayan insan yalnızca aracını değil, yaşamını da idare eder; arıza anında servis beklemek yerine kendi çözümünü üretir. Ne var ki yeni nesil araçlar, karmaşık elektronikler ve “şık” detaylarla bu kültürün tam karşısında duruyor. Örneğin Tesla’nın gösterişli gömme kapı kolları, dondurucu soğukta donup kalabiliyor. İşte ANURA, bu tür kırılgan “mucizelerden” arındırılmış bir alternatif.

Emeco Donanma Koltuğu: 75 Yıllık Tasarım Direnişi

Emeco Donanma Koltuğu: 75 Yıllık Tasarım Direnişi

Piyon Haber |

Emeco Donanma Koltuğu: 75 Yıllık Tasarım Direnişi

Bazı eşyalar vardır, üzerine oturduğunuzda geçmişin ağırlığını hissedersiniz. Emeco Donanma Subay Koltuğu, fırçalanmış alüminyum iskeletinde 75 yıllık bir hikâye taşıyor. Ama Jasper Morrison’ın ‘Süper Normal’ felsefesiyle buluşunca, o geçmiş nostaljiye değil, geleceğe bakan bir tasarım argümanına dönüşüyor.

1948’den Bugüne: Bir İkonun Doğuşu

Orijinal Donanma Subay Koltuğu, 1948’de ortaya çıktı. O dönemde ABD Donanması subayları savaş gemilerinden karadaki tesislere taşınıyordu. Standart olarak kullanılan 1006 Donanma Koltuğu artık yeni yaşam ortamına ayak uyduramıyordu; subaylar daha fazla konfor ve rahatlık istiyordu. Pennsylvania merkezli Emeco, bu ikonik askeri koltuğu bir adım ileri taşıyarak onu biraz daha büyük, biraz daha yumuşak bir forma kavuşturdu. Tasarım o kadar tuttu ki onlarca yıl kullanılmaya devam etti ve bugün hâlâ üretiliyor.

Japonya’nın Terk Edilmiş Raylarında E-Bisiklet Macerası

Japonya’nın Terk Edilmiş Raylarında E-Bisiklet Macerası

Piyon Haber |

Japonya’nın Terk Edilmiş Raylarında E-Bisiklet Macerası

Terk edilmiş bir demiryolu hattının sessizliğini hiç düşündünüz mü? Çoğu zaman paslanmış raylar ve yosun tutmuş traversler… ama Gifu’da bu manzara bambaşka bir hikayeye dönüşmüş. 2006’da kapanan Kamioka Demiryolu hattı, 2012’den bu yana Gattan Go! adlı bir projeyle e-bisiklet tutkunlarının gözdesi. Bu yazıda, endüstriyel bir kalıntıyı doğayla iç içe bir deneyime çeviren bu tasarımı masaya yatırıyoruz.

Gattan Go! Nedir?

Gattan Go!, eski raylara uyarlanmış elektrik destekli platformlar üzerinde bisiklet sürmenizi sağlayan bir sistem. Kullanıcılar, raylara monte edilmiş kızak benzeri bir düzeneğe oturup pedal çeviriyor; elektrik motoru da yokuşlarda devreye giriyor. Rota boyunca köprüler, tüneller ve vadi manzaraları eşlik ediyor. Toplam iki farklı parkur sunan proje, 1 saat ile 1 saat 15 dakika arasında süren keyifli bir yolculuk vadediyor.

Satın Alır mıydınız? Alex Pearce ile Tasarımın Gerçek Testi

Satın Alır mıydınız? Alex Pearce ile Tasarımın Gerçek Testi

Piyon Haber |

Bir konseptin peşinde koşmaya değip değmeyeceğini hiç düşündünüz mü? Alex Pearce’ın yöntemi çok basit: Onu gerçekten satın alır mıydınız? Bir sunumda hayranlıkla izlemek, bir toplantıda onaylamak değil; satın almak, kullanmak ve onunla yaşamak. Bu soru kulağa basit gelse de, bir tasarım fikrinin bu sınavdan geçerek üretime ulaşması şaşırtıcı derecede zor. Core77’nin Autodesk Fusion ile düzenlediği Fusion Forward: Design for Home yarışmasında jüri üyesi olarak Pearce, üç kategoride tam da bu tür konseptleri arayacak.

Diğer Etiketler