#Kavramsal-Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 3 yazı bulundu

Dooal Sandalye: Bir Kürenin Ağırlığıyla Şekillenen Tasarım

Dooal Sandalye: Bir Kürenin Ağırlığıyla Şekillenen Tasarım

Piyon Haber |

Dooal Sandalye: Bir Kürenin Ağırlığıyla Şekillenen Tasarım

Çoğu mobilya tasarımı “İnsanlar nasıl oturur?” sorusuyla başlar. Aleks Forystek Studio ise tamamen farklı bir soruyla yola çıkmış: “Ağır bir küre yapısal bir halkaya baskı yaparsa ne olur?” Cevap, ortaya bir sandalye çıkıyor. Ama sıradan bir sandalye değil. Dooal, bu yıl gördüğüm en kavramsal olarak doyurucu mobilya olabilir.

Tek Bir Fikrin Anatomisi

Dooal’ın başlangıç noktası neredeyse fazla basit: Bir küre bir halkayla buluşuyor. Halka, ağırlığın altında esneyerek sıkışıyor ve kıvrılarak aynı anda sırtlık, oturma yüzeyi, ayak dayanağı ve sallanan bir taban haline geliyor. Tek bir jest, tek bir neden-sonuç dizisi ve karşınızda tamamen çözümlenmiş bir obje. Bu ekonomideki cesaret hayranlıktan başka bir şey uyandırmıyor.

Sebastian Bergne: Sıradan Deliklere Olağanüstü Bir Gözlem

Sebastian Bergne: Sıradan Deliklere Olağanüstü Bir Gözlem

Piyon Haber |

Sebastian Bergne: Sıradan Deliklere Olağanüstü Bir Gözlem

Hiç düşündünüz mü, her gün yüzlerce kez yanından geçip gittiğimiz sıradan bir delik, aslında ne kadar derin bir hikaye fısıldar? Bir anahtar deliği, lavabo gideri ya da bir düğme iliği… Gündelik yaşamımızın her köşesinde, farkında bile olmadan yanından geçip gittiğimiz, göz ardı ettiğimiz sayısız detay bulunur. Bunlar, varlıklarıyla işlevsellik sunan, ancak estetik veya kavramsal derinlikleri üzerine pek düşünmediğimiz “sıradan” deliklerdir. Peki ya bu delikler, profesyonel bir tasarımcının keskin gözleriyle incelense, bambaşka bir dünyanın kapılarını aralasa?

Superstudio: Ütopik Bir Ayna, Modern Mimariye Radikal Bakış

Superstudio: Ütopik Bir Ayna, Modern Mimariye Radikal Bakış

Piyon Haber |

Superstudio: Ütopik Bir Ayna, Modern Mimariye Radikal Bakış

Bir ızgara düşünün: 1969 yılında mimarlık dergilerinin sayfalarına adeta bir kıyamet gibi inen, bembeyaz, kusursuz bir ızgara… Manhattan üzerinde kayıyor, çölleri aşıyor, uçurumlara kuruluyor ve okyanusların üzerinde uzanıyordu. Çevresindeki her şeyi yok sayan bu devasa ızgara, Superstudio adlı İtalyan kolektifinin belki de en ikonik projesi olan “Sürekli Anıt” idi. İlk bakışta, mutlak bir düzen içinde sonsuz bir altyapı, gezegenin tek bir mimari sistem olarak yeniden tasarlandığı nihai modernist rüya gibi görünüyordu. Ancak bu basit görüntü bile, Superstudio’nun sarsıcı eleştirel mesajının habercisiydi.

Diğer Etiketler