#Malzeme Etiketi

Bu etikete sahip 9 yazı bulundu

Elliot March: Tasarımda Manzarayı Öncü Yapmak

Elliot March: Tasarımda Manzarayı Öncü Yapmak

Piyon Haber |

Elliot March: Tasarımda Manzarayı Öncü Yapmak

Mimarlık ve iç mekân tasarımı dünyasında, bazı isimler sadece projeleriyle değil, tasarıma yaklaşımlarıyla da iz bırakır. MAWD | March and White Design’ın kurucu ortağı Elliot March, işte tam da bu isimlerden biri. Edinburgh Üniversitesi’nde tesadüfi bir karşılaşmayla başlayan hikâyesi, bugün küresel ölçekte tanınan bir tasarım pratiğine dönüşmüş durumda. March, tasarım felsefesini “Manzaranın öncülük etmesine izin vermek” olarak özetliyor.

Tesadüflerle Başlayan Yolculuk

Elliot March ve James White, Edinburgh Üniversitesi’nde aynı derse geç kaldıklarında tanışırlar. “Mimarlık ve tasarıma duyduğumuz ortak merak sayesinde hemen bağ kurduk,” diyor March. İkili, kariyerlerinin başlarında büyük firmalarda çalışarak deneyim kazanır. White, iç mekân tasarımına ve mekânın birey üzerindeki etkisine odaklanırken, 2010 yılında birlikte MAWD | March and White Design’ı kurarlar. Bu yeni özgürlük, projelere daha bütüncül bakmalarını ve kendi bakış açılarını geliştirmelerini sağlar.

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

Piyon Haber |

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

New York merkezli Young Projects, Art Omi’de sergilenen Match House ile mimarlıkta malzeme kullanımına dair bildiklerimizi sarsıyor. Kibrit çöpünden mi esinlendi, yoksa birleşim noktalarından mı? Yanıtı projenin kendisinde saklı. Stüdyo, prototipten mobilyaya, süslemeden mimarlığa uzanan bir ölçek yolculuğunda, malzemeyi yeniden hayal etmenin peşinde. Uzmanlarla kurulan işbirlikleri ise bu arayışı somut bir deneyime dönüştürüyor.

Malzemenin Poetikası: Birleşim Noktaları

Match House, adını kibrit çöplerinden alıyor olabilir mi? Aslında proje, malzemelerin bir araya gelme biçimini ve birleşim noktalarını sorguluyor. Young Projects, sıradan malzemeleri alışılmadık şekillerde kullanarak izleyiciyi şaşırtmayı ve düşündürmeyi amaçlıyor. Enstalasyon, geçici olmasına rağmen kalıcı bir etki bırakıyor; malzemenin doğasını, taşıyıcılığını ve estetiğini yeniden tanımlıyor.

Tek Renk Görünen Ama Dokuyla Derinleşen Los Angeles Evi

Tek Renk Görünen Ama Dokuyla Derinleşen Los Angeles Evi

Piyon Haber |

Lidan Sfadia’nın Toluca Lake Evi: Sınırlı Palet, Derin Doku

İlk bakışta neredeyse tek renk gibi görünen bu Los Angeles evi, aslında doku ve malzeme katmanlarıyla derinlik kazanıyor. Toluca Lake’teki projede off-white duvarlar, greige (gri-bej) İtalyan kireç taşı döşemeler, Calacatta mermer tezgâhlar ve koyu lake Avrupa meşesi dolaplar, Lidan Sfadia’nın bilinçli sınırlamasıyla bir araya geliyor. Renk çeşitliliği en aza indirilmiş; ama mekân, her yüzeyin farklı bir doku hikâyesi anlatmasıyla asla tekdüze hissettirmiyor.

Yu Yi Eğitim Araştırma Merkezi: Şanghay’da Eğitim ve Mimari

Yu Yi Eğitim Araştırma Merkezi: Şanghay’da Eğitim ve Mimari

Piyon Haber |

Yu Yi Eğitim Araştırma Merkezi: Şanghay’da Eğitim ve Mimari

Bir eğitim yapısı dersliklerden ibaret olmak zorunda değil. Yu Yi Eğitim Düşüncesi Araştırma Merkezi, bu savı mimariyle kanıtlıyor: Pedagojinin izini taşıyan, kentle konuşan bir yapı olarak Şanghay’ın dokusuna yerleşiyor. Yangpu Lisesi’nin köşesinde yükselen bu merkez, yalnızca bir araştırma binası değil; aynı zamanda eğitim felsefesinin mekânsal bir tezahürü.

Bir Eğitim Felsefesinin Mimari Karşılığı

Yu Yi, modern Çin eğitim tarihinin en önemli isimlerinden. Onun eğitim anlayışı; sevgi, öğrenciye saygı ve eleştirel düşüncenin geliştirilmesi üzerine kurulu. Bu felsefe, doğal olarak mimari programa da yansımış. Araştırma merkezi, yalnızca bir kütüphane ya da arşiv değil; öğretmenleri, akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getiren bir buluşma noktası. Yapının programı, bu işlevi öne çıkaracak şekilde kurgulanmış.

Banyo Tasarımında Hijyen, Verimlilik ve Estetik Dengesi

Banyo Tasarımında Hijyen, Verimlilik ve Estetik Dengesi

Piyon Haber |

Banyo Tasarımında Hijyen, Verimlilik ve Estetik Dengesi

Islak hacimler, mimarinin en kritik alanlarından biri haline geldi. Artık sadece temel ihtiyaçların karşılandığı mekanlar değil; kullanıcının ruh halini, konforunu ve hatta mekan kalitesi algısını doğrudan etkileyen tasarım nesneleri olarak karşımıza çıkıyor. Peki, banyo tasarımı kullanıcı deneyimini nasıl dönüştürüyor?

Fonksiyon ve Estetiğin Kesişimi

Günümüzde banyo tasarımı, aydınlatmadan malzemeye, renkten dokuya kadar her detayın özenle küratörlüğünü yaptığı bir alan. Her bir tasarım kararı, insanların mekanı algılama ve etkileşim biçimini şekillendiriyor. Bu seçimler artık salt estetik ya da işlevsel olarak görülmüyor; konfor, davranış, ruh hali ve mekan kalitesi değerlendirmesini etkiliyor.

Malzemenin Ruhu: SIN’in FIELD Koleksiyonu ile Aydınlatma Sanatı

Malzemenin Ruhu: SIN’in FIELD Koleksiyonu ile Aydınlatma Sanatı

Piyon Haber |

Malzemenin Ruhu: SIN’in FIELD Koleksiyonu ile Aydınlatma Sanatı

Hepimiz çevremizin, seçimlerimizin ve içsel kodlamamızın bir ürünüyüz. Peki ya evlerimiz? SIN’in FIELD koleksiyonu, tam da bu sorudan yola çıkıyor: Işığı bir prensip olarak ele alan abajurların malzemeselliğini sorguluyor ve belki de bizi kendi ışığımızı nasıl yaydığımızı düşünmeye davet ediyor.

Sistemin Sadeliği, Sonsuz Olasılıklar

FIELD sistemi ilk bakışta yalın: Duvara monte edilen bir panel, arkasında bir aydınlatma elemanı barındırıyor. Montaj sonrası, çeşitli malzemelerden üretilmiş abajur, bir pul ve vida sistemiyle yerine oturtuluyor. Bu basit mekanizma, düzlem olabilecek her şeyi abajura dönüştürme potansiyeli sunuyor. 120 farklı kombinasyonla, bu iddialı parçaların sınırı yok. SIN’in detaylara verdiği önem ve uzun ömürlülük anlayışı, zamanla değişen zevklere de saygı duyuyor.

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

Piyon Haber |

Kalın Duvarlar ve Derin Açıklıklar: Mimarlık Kütleyi Geri Getiriyor

  1. yüzyılın büyük bölümünde mimarlık kültürü, hafiflik arayışıyla şekillendi. Çelik iskeletler ve perde duvarlar, yapı kabuğunu iç ve dış arasında incecik bir zarfa indirgedi; cepheler pürüzsüz, sürekli yüzeylere dönüştü, pencereler soyut bir düzlemde kesilmiş hassas açıklıklar haline geldi. Oysa yüzyıllar boyunca yapılar birer kütle olarak tasarlandı; duvarlar derinlik taşıdı, pencereler kalın masif duvarların içine gömüldü ve mekân, inşaatın katılığından oyulmuş bir boşluk olarak deneyimlendi.

Kütlenin Geri Dönüşü

Son yıllarda birçok çağdaş proje, bu eski mekânsal mantığı yeniden ziyaret ediyor: derin açıklıklar, monolitik hacimler ve ağır kabuklarla kalınlığı mimari bir durum olarak geri getiriyor. Bu değişim, modern inşaat teknolojilerini reddetmek ya da tarihsel biçimlere nostaljik bir dönüş değil. Aksine, malzeme, kütle ve boşluk arasındaki temel ilişkiye yeniden duyulan ilgiyi yansıtıyor. Kalınlığı mimari sözlüğe yeniden dahil ederek, bu yapılar çağdaş pratiği, mekânın inşaatın ağırlığından ve derinliğinden ayrılamaz olduğu köklü geleneklerle buluşturuyor.

Hazır Karışım Kaplamalar: Kuru Tozların Sonu mu?

Hazır Karışım Kaplamalar: Kuru Tozların Sonu mu?

Piyon Haber |

Hazır Karışım Kaplamalar: Kuru Tozların Sonu mu?

Mühendislik toleransları ve performans kesinliğiyle tanımlanan bir sektörde, iç mekan bitirme işleri hâlâ her projeye değişkenlik sokan bir sürece dayanıyor. Deneyimli uygulayıcılar bile çoğu zaman sezgisel karışıma güveniyor: su oranını tahmin ediyor, malzeme kıvam alana kadar dokunarak ayarlıyor. Beceri değişkenliği azaltsa da ortadan kaldırmıyor. Sonuç, bitmiş yüzeye doğrudan yansıyan doğal bir tutarsızlık.

Şantiyede Karışımın Getirdiği Riskler

Çimento ve alçı bazlı kuru toz dolgular, tesviye ve sıva işlerinde uzun süredir standart kabul ediliyor. Ekonomik ve tanıdık görünseler de bu model sistematik olarak yeniden işçilik ve kalite riski doğuruyor. Su oranları uygulayıcılar ve partiler arasında değişiyor; viskozite, açık süre, büzülme, gözeneklilik ve genel performans aynı bina içinde bile farklılık gösteriyor. Kritik aydınlatma altında bu farklılıklar görünür derzler, yamalı yüzeyler ve düzensiz emilim olarak ortaya çıkıyor; bu da ek sıva ve boya katmanlarını zorunlu kılıyor.

Çamurdan Yosuna: i/thee Mimarlığı Nasıl Dinliyor?

Çamurdan Yosuna: i/thee Mimarlığı Nasıl Dinliyor?

Piyon Haber |

Çamurdan Yosuna, Ahşaptan Havaya: i/thee Mimarlığı Dinliyor

Deneysel tasarım stüdyosu i/thee, “yumuşaklığı” dünyayla çalışmanın bir yolu olarak benimsiyor. Çamura, yosuna, kağıda, ahşaba, havaya ve oyuna faillik tanıyan bu yaklaşım, komut vermek yerine alışveriş yoluyla inşa ediyor. Kamusal enstalasyonlar, deneysel barınaklar ve peyzaj pavyonları aracılığıyla malzemeler dökülüyor, aşındırılıyor, lamine ediliyor, istifleniyor veya toprağa dökülüyor; ardından yerçekimi, dokunuş, iklim ve şansın izlerini taşımalarına izin veriliyor.

Kozensiyans: Canlı ve Cansızı Birleştiren Duyarlılık

Ekip, pratiğini “kozensiyans” (cosentience) kavramıyla tanımlıyor. Bu terim, canlı ve cansız şeyleri birbirine bağlamak için kullanılıyor. Bu duyarlılık, çalışmalara alışılmadık bir hassasiyet kazandırıyor. Bir pavyon bir su birikintisi gibi davranabiliyor; bir oyun yapısı yetişkinleri bedensel meraka davet edebiliyor; bir kağıt barınak, toprağa kazılmış bir çukurda başlayabiliyor. Her durumda, stüdyonun mimarisi formunu temas yoluyla kazanıyor.

Diğer Etiketler