#mekan-tasarimi Etiketi

Bu etikete sahip 16 yazı bulundu

Pekin’de Geri Dönüşüm Mağazası: Eski ile Yeninin Dansı

Pekin’de Geri Dönüşüm Mağazası: Eski ile Yeninin Dansı

Piyon Haber |

Pekin’de Geri Dönüşüm Mağazası: Eski ile Yeninin Dansı Pekin’in Elektromekanik Enstitüsü kampüsü, terk edilmiş fabrikaların arasında yükselen trendy mağazalar ve yaratıcı stüdyolarla dikkat çekiyor. Solmuş sarmaşıkların gölgesinde yürüyen şık gençler, bu çelişkiler diyarında yeni bir hikayeye tanıklık ediyor. İşte tam bu noktada, Offhand Practice imzasını taşıyan Deja Vu Recycled Store, ’eski’ ve ‘yeni’ kavramlarını fiziksel bir deneyime dönüştürüyor. Mekanın Ruhu: Harabe ve Işığın Buluşması Mimarlar ilk kez mekanı gördüklerinde, bir harabe hissine kapılmışlar.

Empati ve Yapay Zeka: Mekan Tasarımında Yeni Dönem

Empati ve Yapay Zeka: Mekan Tasarımında Yeni Dönem

Piyon Haber |

Empati ve Yapay Zeka: Mekan Tasarımında Yeni Dönem Yapay zeka, uzamsal bilişim ve sürükleyici teknolojiler artık sadece deneysel değil; günlük hayatın dokusuna işliyor. Peki, giderek daha sürükleyici bir dünyada insan için tasarlamak gerçekte ne anlama geliyor? Tasarımcılar, mimarlar ve teknoloji uzmanları bu soruya empati odağında yanıt arıyor. Clerkenwell Design Week 2026’da Önemli Bir Tartışma Design Milk tarafından düzenlenen “Design Dialogues” kapsamında, Clerkenwell Design Week 2026’da gerçekleşen “Sürükleyici Mekanlar: Teknoloji, Empati ve İnsan Deneyimi” başlıklı söyleşi, halihazırda yaşanan bir dönüşüme odaklanıyor: Sadece bakılan mekanlardan, duygusal olarak yaşanılan mekanlara geçiş.

Barbican Lavabosu: Kısıtlamanın Tasarım İkonuna Dönüşüm Hikayesi

Barbican Lavabosu: Kısıtlamanın Tasarım İkonuna Dönüşüm Hikayesi

Piyon Haber |

Barbican Lavabosu: Kısıtlamanın Tasarım İkonuna Dönüşüm Hikayesi Her büyük tasarım hikayesinin ardında, genellikle zorlu bir kısıtlama yatar. Londra’nın brutalist devi Barbican Estate’in geleceğe dönük vizyonu, 1960’larda beklenmedik bir mevzuat engeliyle karşılaştığında, işte tam da böyle bir hikaye başladı: Lavabo meselesi. Bugün “Barbican Lavabosu” olarak bildiğimiz bu sıra dışı parça, sadece bir banyo elemanı olmanın ötesinde, tasarımcının kısıtlamaları nasıl birer yaratıcılık motoruna dönüştürebileceğinin ve kalıcı bir ikonun nasıl doğabileceğinin canlı bir örneği.

The Bread Club: Dallas’ta Paris Ruhuyla Yeniden Yaratılan Fırın Deneyimi

The Bread Club: Dallas’ta Paris Ruhuyla Yeniden Yaratılan Fırın Deneyimi

Piyon Haber |

The Bread Club: Dallas’ta Paris Ruhuyla Yeniden Yaratılan Fırın Deneyimi Paris’in taş sokaklarından yükselen taze bir bagetin karşı konulmaz kokusu… Dünya çapında lezzet tutkunları için bu koku, bir seyahatin en unutulmaz anlarından biridir. Peki ya aynı otantik ve sanatsal deneyimi, klasik Fransız fırını taklitlerinden sıkılan Amerika’da yaşamak mümkün mü? Dallas’taki The Bread Club, işte tam da bu algıyı kökten değiştirmek için yola çıkıyor. Geleneksel fırıncılık ruhunu modern bir dokunuşla harmanlayarak, ekmek yeme deneyimini adeta bir sanat eserine dönüştürüyor.

Banyo Tasarımında Devrim: Duyuların Orkestrası Milan’dan Yükseliyor

Banyo Tasarımında Devrim: Duyuların Orkestrası Milan’dan Yükseliyor

Piyon Haber |

Banyo Bir Sığınak Olabilir mi? Duyusal Tasarımın Yükselişi Banyo, günlük rutinlerin ötesinde bir sığınak olabilir mi? Sen Piyon olarak biz, tasarımın sadece göze hitap etmediği, tüm duyularımızı harekete geçiren bir deneyime dönüşebileceği fikrini uzun süredir savunuyoruz. İşte Villeroy & Boch ve Ideal Standard, Milan Tasarım Haftası’nda sundukları “Design Continuum” sergisiyle, bu felsefeyi banyo tasarımına taşıyarak adeta bir devrime imza atıyor. Geleneksel banyo tasarımları genellikle statik formlar ve görsel estetik üzerine odaklanırken, günümüz tasarım dünyasında mekanların sadece göze hitap etmesi yetmiyor; tüm duyularımızı harekete geçiren, bütünsel deneyimler sunması gerektiği anlayışı giderek güçleniyor.

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya

Piyon Haber |

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya Mimarlık sadece taş ve çelikten ibaret sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Zihnimizde canlanan o heybetli yapılar, sağlam duvarlar ve ağırlığı taşıyan kirişler… Geleneksel mimarlık, katı olanın kalıcılığı ve kütlenin direnci üzerinden tanımlanır. Yapılar genellikle ağırlıkları, dirençleri ve somut formlarıyla öne çıkar. Hafiflikten bahsedildiğinde bile, bu çoğu zaman bir kesitin inceltilmesi veya yükün riskli bir şekilde azaltılması gibi “çıkarma” eylemi olarak anlaşılır. Ancak, mimarlığın daha az görünür, izlemesi daha zor olan paralel bir tarihi daha var: İnşaatın ana malzemesinin mekanı doldurmak yerine içinden akıp geçen bir element olduğu, pek de bilinmeyen bir geçmişi var.

Daryan Knoblauch: Mekanları Gerilim ve Işıkla Dönüştürmek

Daryan Knoblauch: Mekanları Gerilim ve Işıkla Dönüştürmek

Piyon Haber |

Daryan Knoblauch: Kalıcılığa Meydan Okuyan Bir Mimarlık Felsefesi Kalıcılık üzerine kurulu mimarlık anlayışının sınırları zorlanıyor: Günümüz mimarlık dünyası, ‘geçici’ olana kalıcı bir ciddiyetle yaklaşan yeni tanımlar arayışında. Bu arayışın öncülerinden Daryan Knoblauch, mimarlık ile canlı kültürel üretimi kesiştiren çalışmalarıyla öne çıkıyor. Onun felsefesinin kalbinde, mekanı gerilim ve atmosferle nasıl okunabilir kıldığı sorusu yatıyor. Knoblauch, geçici yapıları yalnızca kısa ömürlü bir kategori olarak görmek yerine, onları bir binanın çözülmesi gereken tüm disipliner problemlerini barındıran kapsamlı tasarım meydan okumaları olarak ele alıyor.

Tarkett iQ Motion: İsveç’ten Zeminlere Sürdürülebilir Tasarımın Fısıltısı

Tarkett iQ Motion: İsveç’ten Zeminlere Sürdürülebilir Tasarımın Fısıltısı

Piyon Haber |

Tarkett iQ Motion: İsveç’ten Zeminlere Sürdürülebilir Tasarımın Fısıltısı Tasarım dünyasında yankılanan büyük sözlerin aksine, gerçek inovasyon bazen mütevazı bir fısıltıyla başlar. İsveç’in pitoresk Ronneby kasabası, Tarkett’in iQ Motion serisiyle işte böyle bir fısıltının, sürdürülebilir zeminlerde sessiz bir devrimin kalbi haline geliyor. Ortak iyilik ahlakıyla şekillenen ilerlemenin, Nobel Barış Ödülü ideallerinin pragmatik tasarımla buluştuğu ve Volvo’nun üç noktalı emniyet kemeri gibi buluşların evrensel kullanım için serbestçe yayıldığı bir ülkede, inovasyon nadiren ayrıcalıkla değil, daha çok yaratılan etkiyle ilgilidir.

Hermi Evi: Pencereyi Mimariye Dönüştüren Yoğun Bir Eşik

Hermi Evi: Pencereyi Mimariye Dönüştüren Yoğun Bir Eşik

Piyon Haber |

Hermi Evi: Pencereyi Mimariye Dönüştüren Yoğun Bir Eşik Pencereye sadece bir açıklık gözüyle bakmayı bırakalı çok oldu, ancak Superestudio imzalı Hermi Evi, bu temel mimari ögeyi adeta yeniden icat ediyor. Geleneksel algıları yıkan bu çarpıcı tasarım, bir yapının en sıradan unsurlarından biri olan pencereyi, ışığın, hareketin ve gündelik hayatın mimariyle bütünleştiği “yoğun bir eşik” olarak tanımlıyor. Hermi Evi, sadece bir form ve fonksiyondan ibaret değil; o, deneyim ve duygunun mimariye dönüştüğü eşsiz bir sanat eseri.

Nöroestetik: Mekanlar İnsan Zihnine Nasıl Dokunur, Neden Önemli?

Nöroestetik: Mekanlar İnsan Zihnine Nasıl Dokunur, Neden Önemli?

Piyon Haber |

Nöroestetik: Mekanlar Zihnimize Nasıl Fısıldar? İç mimarlık dünyasında rüzgarlar sürekli eser, trendler gelip geçicidir. Peki ya mekanların sadece görsel birer podyumdan ibaret olmadığını bilseydik? Evlerimiz, ofislerimiz ve kamusal alanlarımız; yani hayatımızın sahnesi olan her bir köşe, gelip geçici modaların ötesinde, zihnimizi ve ruhumuzu gerçekten besleyecek bir derinlikle tasarlanamaz mı? Bir mekana adım attığımızda hissettiğimiz dinginlik veya ilham, duvarların renginden, ışığın gelişinden mi ibaret? Yoksa bilim, bu hislerin ardındaki gizli mimarı bize mi fısıldıyor?

Diğer Etiketler