#Mimarlık Etiketi

Bu etikete sahip 27 yazı bulundu

İsveç Dağlarında Modern Kütük Ev: Van Peborgh Lodge

İsveç Dağlarında Modern Kütük Ev: Van Peborgh Lodge

Piyon Haber |

İsveç Dağlarında Modern Kütük Ev: Van Peborgh Lodge

İsveç’in Dalarna bölgesi, yüzyıllardır ahşap kütük ev geleneğiyle anılan bir coğrafya. Şimdi ise Claesson Koivisto Rune Architects’in tasarladığı Van Peborgh Lodge, bu geleneği alıp çağdaş bir ski lodge’a dönüştürüyor. Proje, sadece kışın değil, dört mevsim boyunca kullanılmak üzere kurgulanmış. Manzara yıl boyunca dramatik biçimde değişirken, evin açık görüşleri bu değişimi içeri taşıyor.

Geleneksel Ama Bağımsız Bir Yaklaşım

Mimar ekibin brief’i oldukça net: “İsveç dağlarında çağdaş bir kütük ev yaratın. Kışın bir kayak evi, ama diğer mevsimler için de. Dalarna bölgesinin yerel yapı geleneklerine dayansın, ama onun kölesi olmasın. Yıl boyunca değişen manzaraya açık görüşler sunsun.” Claesson Koivisto Rune, bu dengeyi kurmakta oldukça başarılı görünüyor. Kütük ev formunu reddetmiyor, ancak onu modern bir dille yeniden yorumluyor. Cephede kullanılan ahşap dokusu, bölgenin malzeme paletini sürdürürken, geniş cam yüzeyler ve açık plan şeması çağdaş bir yaşam vaat ediyor.

Rotterdam’da Halı Kaplı Galeri: Space Popular’dan Sıcak Bir Müdahale

Rotterdam’da Halı Kaplı Galeri: Space Popular’dan Sıcak Bir Müdahale

Piyon Haber |

Rotterdam’da Halı Kaplı Galeri: Space Popular’dan Sıcak Bir Müdahale

Mimarlık ve tasarım stüdyosu Space Popular, Rotterdam’daki Nieuwe Instituut için renkli, halı kaplı bir galeri alanı tasarladı. Müzenin uzun ve dar bir bölümünü kaplayan Koleksiyon Galerisi, Hollanda mimarlık tarihini belgeleyen fiziksel ve dijital koleksiyonu sergilemek üzere kalıcı bir mekân olarak hizmet verecek.

Alışılmadık Bir Galeri Deneyimi

Galeri, neredeyse tamamen yumuşak döşemelerle kaplanmış durumda. Space Popular, ziyaretçilere tipik çağdaş galerilerin “parlak minimalizmine” karşı samimi bir alternatif sunmayı amaçlamış. Stüdyo, Dezeen’e yaptığı açıklamada, “Galeri mekânlarının olağan parlak minimalizminin tam tersi bir şey yaratmak ve daha çok bir kulüp veya dinlenme salonu gibi hissettiren bir mekân oluşturmak istedik” diyor. “İnsanların bir galeride genellikle harcadıklarından daha fazla zaman geçirecekleri bir alan yaratmak istedik.” diye ekliyor.

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Piyon Haber |

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Son yıllarda müzeler, alıştığımız ‘koleksiyon’ anlayışından sıyrılıp interaktif deneyim alanlarına dönüşüyor. Illusion Museum veya Ice Cream Museum gibi mekânlar, ziyaretçilere bir yetişkin oyun parkını andıran, fotoğraf çekmeye ve sosyal medyada paylaşmaya odaklı deneyimler sunuyor. Peki bu dönüşüm sanat eserinin kendisine ne yapıyor? Designboom’da Thomai Tsimpou’nun kaleme aldığı haber, bu soruyu mimarlık ve tasarım perspektifinden ele alıyor.

Müze Formatı: Deneyim mi, Gösteri mi?

Geleneksel müze, koruma, araştırma, eğitim ve tarihi nesnelerle karşılaşma vaadi taşır. Oysa yeni nesil sergiler, katılım, oyun ve görsel paylaşım üzerine kurulu. Ziyaretçi artık pasif bir izleyici değil, deneyimin bir parçası; hatta çoğu zaman eserin tamamlayıcısı. Optik illüzyonlar, aynalar, dev objeler ve renkli enstalasyonlar, doğru açıyı ve anı yakalamak için tasarlanmış. Bu mekânlarda fotoğraf, deneyimin kanıtı ve aynı zamanda pazarlama aracı haline geliyor.

Chalet des Huarts: Yıkmadan Dönüşümün Gücü

Chalet des Huarts: Yıkmadan Dönüşümün Gücü

Piyon Haber |

Mevcut Yapıya Saygı: Chalet des Huarts’ta Dönüşümün Gücü

Mimarlık dünyası yeni inşa etmenin cazibesine kapılmışken, Kanada’nın Quebec kentindeki Memphremagog Gölü kıyısında yer alan Chalet des Huarts, bambaşka bir hikaye anlatıyor. Atelier MAa architecture + tarafından yenilenen bu 105 metrekarelik yapı, yıkım ve genişleme yerine mevcut olanın potansiyelini keşfe çıkıyor. Proje, bir zamanların mütevazı yazlık kaçamağını, ölçeğini ve samimiyetini koruyarak çağdaş bir eve dönüştürüyor.

Yıkımın Reddi, Dönüşümün Kabulü

Günümüzde birçok mimari müdahale, mevcut yapıyı yok sayıp sıfırdan başlamayı tercih ediyor. Ancak Chalet des Huarts, tam tersi bir yaklaşımla, eldeki yapının neyi barındırabileceğini ve sunabileceğini araştırıyor. 105 m²’lik alan, yıkılmak yerine yeniden yorumlanıyor. Bu, sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda mimari bir zeka göstergesi.

Sınırların İçinde Özgürlük: Cabreira Evi

Sınırların İçinde Özgürlük: Cabreira Evi

Piyon Haber |

Sınırların İçinde Özgürlük: Cabreira Evi

Mimarlık, bazen en katı sınırlar içinde en yaratıcı çözümleri üretmekle ilgilidir. Portekizli ARE Architects Studio’nun tasarladığı Cabreira Evi, tam da bunu yapıyor: bir yanda banliyö imar planının çizdiği katı çerçeve, diğer yanda doğanın organik varlığı… Peki bu ikisi arasında nasıl bir denge kurulur?

Arsa: Sınırlar ve Fırsatlar

Projenin çıkış noktası, arsanın sunduğu “rigorous constraints” yani katı kısıtlamalar. Banliyö imar planının belirlediği çekme mesafeleri ve mülkiyet sınırları, tasarımın ilk verileri. Ancak bu sınırlar, aynı zamanda birer fırsata dönüşüyor. Arsanın güneyinde uzanan okaliptüs ormanı, sadece bir manzara değil; aynı zamanda bir iklimlendirme elemanı, bir gölgelik, bir ses perdesi. Öğleden sonra güneşinin “uzun ve derin ışığı” ise, mekânların ruhunu belirliyor. Uzaklardaki kıyı şeridinin yataylığı, ufuk çizgisini vurguluyor.

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

Piyon Haber |

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

1925 yılında Le Corbusier, Paris’in tarihi dokusunu yıkıp yerine devasa haç biçimli ofis kuleleri dikmeyi hayal etti. Plan Voisin, şehri bir makine gibi düzenleyecek, verimliliği ve hijyeni merkeze alacaktı. Ancak yalnızca 28 yıl sonra, Ivan Chtcheglov (Gilles Ivain takma adıyla) bu vizyona sert bir eleştiri getirdi: Şehir fabrika ya da hastane değildi; duyguların, rüyaların ve keşfin mekânı olmalıydı. Peki, bugünün tasarımcıları bu iki kutuptan hangisine daha yakın?

Arnavutluk’un Mimarlık Dosyaları: Betonun Ardındaki İktidar

Arnavutluk’un Mimarlık Dosyaları: Betonun Ardındaki İktidar

Piyon Haber |

Arnavutluk’un Mimarlık Dosyaları: Betonun Ardındaki İktidar

Son yirmi yılda Arnavutluk, Avrupa’nın en hareketli inşaat sahalarından biri haline geldi. Peki bu dönüşümün arkasında yatan hikâyeler ne? Anneke Abhelakh’ın derlediği The Albanian Files, tam da bu sorunun peşine düşüyor.

Arnavutluk’ta Mimarlık: Bir Dosya Olarak Ülke

Lars Müller Publishers tarafından yayımlanan ve Başbakan Edi Rama’nın önsözünü yazdığı kitap, Arnavutluk’ta çalışan altmış uluslararası mimarlık ofisinin yirmi yıllık üretimini yoğun bir ciltte topluyor. Formatı, rengi ve fiziksel varlığıyla başlı başına bir açıklama niteliğinde. Kitap, bir belge olmanın ötesinde, bu süreçlerin geride bıraktıklarının haritasını çıkarıyor.

Vancouver’da Yalnızlığa Çare: Kelebek Kulesi

Vancouver’da Yalnızlığa Çare: Kelebek Kulesi

Piyon Haber |

Vancouver’da Yalnızlığa Çare: Kelebek Kulesi

Vancouver’ın silüetine 556 feet yükseklikten eklenen The Butterfly, sadece bir gökdelen değil; şehrin yalnızlık sorununa mimari bir yanıt. Revery Architecture tarafından tasarlanan ve Westbank tarafından geliştirilen 57 katlı kule, şehrin en yüksek üçüncü yapısı olmasının ötesinde, bir skyscraper’ın nasıl hissettirmesi gerektiğini yeniden tanımlıyor.

Formun Şiiri: Dört Silindirik Hacim

Dört iç içe geçmiş silindirik hacim, merkezi bir asansör çekirdeğinde birleşerek binaya kendine özgü siluetini kazandırıyor. Bu form, bulutların geçici doğasından ilham alıyor ve geleneksel yüksek yapı mimarisinin katı gramerini çözmeyi amaçlıyor. Cephe, yalıtımlı prefabrik paneller ve beyaz prekast beton kanatçıklardan oluşan sıkı bir kompozisyonla her silindiri dalgalı bir ritimle sarıyor. Uzaktan tek bir jest gibi okunan yapı, yakından bakıldığında çok daha karmaşık parçalara ayrılıyor.

Vermont’ta Yakisugi Kaplamalı Milo Evi | Elizabeth Herrmann

Vermont’ta Yakisugi Kaplamalı Milo Evi | Elizabeth Herrmann

Piyon Haber |

Vermont’ta Yakisugi Kaplamalı Milo Evi: Elizabeth Herrmann İmzası

Mimar Elizabeth Herrmann, Cornwall, Vermont’ta yoğun ağaçların arasında konumlanan Milo Evi’nde geleneksel Japon yanık sedir kaplama tekniği yakisugi kullandı. Nakamoto Forestry’nin Gendai adlı ürününü tercih eden Herrmann, bu malzemeyle hem düşük bakım gerektiren hem de doğayla bütünleşen bir dış cephe yarattı.

Yakisugi Nedir? Geleneksel Tekniğin Modern Yorumu

Yakisugi, Japon sediri (sugi) ağacının yüzeyinin yoğun alevle işlenmesiyle elde edilen bir kaplama yöntemidir. Bu işlem, ahşabın dayanıklılığını artırır, boyutsal stabilite sağlar ve çürümeye karşı direnç kazandırır. Milo Evi’nde kullanılan Gendai kaplama, alevle işlendikten sonra bir kez fırçalanarak is tabakası yumuşatılmış ve altındaki damar dokusu ortaya çıkarılmış.

Cincinnati’de Beaux-Arts Mirası: Fidelity Hotel’e Yeni Hayat

Cincinnati’de Beaux-Arts Mirası: Fidelity Hotel’e Yeni Hayat

Piyon Haber |

Cincinnati’de Beaux-Arts Mirası: Fidelity Hotel’e Yeni Hayat

Cincinnati’nin kalbinde, 20. yüzyıl başlarının ünlü mimarı Ernest Flagg tarafından tasarlanan tarihi Gwynne Binası, artık Fidelity Hotel olarak misafirlerini ağırlıyor. Procter & Gamble’ın eski genel merkezi olan bu Beaux-Arts şaheseri, Dallas merkezli Looney & Associates’in dokunuşuyla yeniden hayat buldu. Otel, marka standartlarının ötesine geçen, yere özgü bir tasarım anlayışını benimsiyor. 165 odalı tesis, geçmişin ihtişamını modern konforla harmanlayarak konaklama sektöründe yeni bir soluk getiriyor.

Kintsugi’den İlham Alan Restorasyon: Menokin Evi

Kintsugi’den İlham Alan Restorasyon: Menokin Evi

Piyon Haber |

Kintsugi’den İlham Alan Restorasyon: Menokin Evi

Mimarlık dünyası, kırılanı onarma sanatından ilham alan sıra dışı bir projeye tanıklık ediyor. ABD’nin Virginia eyaletinde, Richmond yakınlarındaki Menokin Evi, 1960’larda üniversite öğrencilerinin keşfettiği bir harabeydi. Ancak bu yapı sıradan bir parti mekânı değil, tarihi bir mirastı: 1769’da Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayan Francis Lightfoot Lee tarafından inşa edilmişti. 1930’lardaki bir kasırgadan sonra terk edilen ev, 1970’lerde büyük bir yapısal çöküş yaşadı. 1990’larda kurulan Menokin Vakfı, yapıyı kurtarmak için harekete geçti. 2000’li yıllarda ise çılgın bir fikir ortaya çıktı: eksik parçaları taşla değil, camla tamamlamak. Bu, mimari ölçekte bir kintsugi uygulamasıydı.

Japonya’da Kömürleşmiş Ahşap Ev: Kısıtlar Sanata Dönüşüyor

Japonya’da Kömürleşmiş Ahşap Ev: Kısıtlar Sanata Dönüşüyor

Piyon Haber |

Japonya’da Kömürleşmiş Ahşap Ev: Kısıtlar Sanata Dönüşüyor

Japonya’nın Tochigi bölgesinde, bir aile arazisinin arka bahçesine sıkıştırılmış 108 metrekarelik bir ev düşünün. Kobe merkezli Tato Architects’in tasarladığı Mibu Evi, tam da böyle bir hikaye. Ama bu hikayede sıradanlık yok; çünkü stüdyo, mekanın dayattığı kısıtları birer tasarım elemanına dönüştürmeyi başarmış.

Kısıtlar Tasarımı Nasıl Şekillendirdi?

Projenin brief’i oldukça katmanlıydı: Bir çift ve üç çocuk için yaşam alanı yaratmak, mevcut garaj ve atölyeye araç erişimini korumak ve tüm bunları yaparken evin “sıkıştırılmış” hissettirmemesi. Tato Architects, bu koşullarla savaşmak yerine onların mimariyi yazmasına izin vermiş. Stüdyonun projedeki ana prensibi, kapalılık ve açıklık arasında bir denge kurmak olmuş.

Francis Kéré: Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık

Francis Kéré: Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık

Piyon Haber |

Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık: Francis Kéré’nin Devrimci Yaklaşımı

Francis Kéré, mimarlık dünyasında alışılmadık bir yaklaşımla öne çıkıyor: Zamanı bir yapı malzemesi olarak görüyor. Pritzker ödüllü mimar, Francis Kéré: Building Stories kitabında “Sonuçta zaman, mesleğimin temel bileşenidir” diyerek bu felsefeyi özetliyor. Ona göre mimarlık, bir eskizle başlayıp inşa edilmiş bir esere dönüşen süreçte sürekli evrilen ve dönüşen bir olgu. Tuğlalar, kapılar, pencereler, duvarlar ve merdivenler; hepsi bu sürecin başrol oyuncuları.

Norveç İklim Krizi İçin Doğa Öncelikli Tasarıma Geçmeli

Norveç İklim Krizi İçin Doğa Öncelikli Tasarıma Geçmeli

Piyon Haber |

Norveç İklim Krizi İçin Doğa Öncelikli Tasarıma Geçmeli

Oslo Mimarlık Trienali direktörü Line Ramstad, zengin bir ülke olarak Norveç’in iklim değişikliğiyle mücadelede sorumluluk alması ve binaları tasarlarken doğayı merkeze alan bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söylüyor. Bu yılki trienalde, yapılı çevre profesyonelleri ve halk, Oslo’daki Sofienberg Kilisesi’nde bir araya gelerek mimarların malzeme, tasarım ve planlama yoluyla doğayı önceliklendirme vizyonlarını keşfetti. Ramstad, bu tartışmanın çok geciktiğini düşünüyor.

“Doğayı önceliklendirmek artık kaçınılmaz”

Ramstad, Dezeen’e verdiği röportajda şunları söylüyor: “Uzun zamandır doğayı önceliklendirmemiz gerekiyordu, ancak artık gözlerimizi kapatamayacağımız bir noktaya geldik, aksi takdirde gelecek olmayacak. İnşaat sektöründeki konumumuzu ve çözümleri görme yeteneğimizi dikkate almamız gerekiyor.”

Tianlai Sanat Müzesi: Özel Anıdan Kamusal Mekâna

Tianlai Sanat Müzesi: Özel Anıdan Kamusal Mekâna

Piyon Haber |

Tianlai Sanat Müzesi: Özel Anıdan Kamusal Mekâna

Mimarlık, bazen bir aile hikâyesini taşır. Tianlai Sanat Müzesi, işte tam da bu noktada duruyor: Bir başkanın anne babasını ve ata evini onurlandırmak için verdiği sipariş, özel bir anıyı kamusal bir sergi mekânına dönüştürüyor. Mao, Shen-Chiang Architecture Studio imzalı yapı, kırsal bir bağlamda yükseliyor ve geçmişle gelecek arasında köprü kuruyor.

Eski Ev Yıkıldı, Yerine Ne Geldi?

Projenin çıkış noktası oldukça net: Orijinal ahşap ev, onarılamayacak kadar kötü durumda. Restorasyon yerine tam bir yeniden inşa tercih edilmiş. Bu karar, sadece fiziksel bir müdahale değil; aynı zamanda bir süreklilik arayışı. Yeni bina, ailenin toprakla olan bağını geleceğe taşımak için “kalıcılık” fikrine sarılıyor.

Bordeaux’da Sağlık Merkezi: İşbirliği ve İyi Oluş İçin Yeni Mimari

Bordeaux’da Sağlık Merkezi: İşbirliği ve İyi Oluş İçin Yeni Mimari

Piyon Haber |

Bordeaux’da Sağlık Merkezi: İşbirliği ve İyi Oluş İçin Yeni Mimari

Sağlık sektörü hızla değişiyor. Tıbbi uygulamalar giderek daha fazla işbirliğine dayalı hale gelirken, mimarinin de geleneksel izole muayene odaları ve teknik tesisler modelinin ötesine geçmesi gerekiyor. Bordeaux’daki Disiplinlerarası Sağlık Merkezi Dunant, bu geçişin mimari bir yansıması olarak tasarlandı: mekânsal düzenin aktif olarak işbirliğini, iyi oluşu ve yeni ayakta tedavi biçimlerini teşvik ettiği bir bina.

Sağlık Yapılarında Yeni Bir Paradigma

Bartolo+Contré tarafından tasarlanan merkez, sağlık hizmetlerinin sadece tedavi değil, aynı zamanda önleyici ve bütüncül bir yaklaşım gerektirdiği fikrinden yola çıkıyor. Geleneksel hastane koridorlarının soğukluğundan uzaklaşarak, hastalar ve sağlık çalışanları için davetkâr, aydınlık ve esnek mekânlar yaratmayı hedefliyor. Proje, farklı disiplinlerden uzmanların bir arada çalışmasını kolaylaştıracak şekilde kurgulanmış.

Edinburgh’da Taş Eve İnce Kırmızı Tuğla Dokunuşu

Edinburgh’da Taş Eve İnce Kırmızı Tuğla Dokunuşu

Piyon Haber |

Edinburgh’da Taş Eve İnce Kırmızı Tuğla Dokunuşu

İskoç mimarlık stüdyosu Pend, Edinburgh’daki Georgian dönemi şehir evini genişletip güncellerken, soluk taş cepheyi ince kırmızı tuğlayla kaplı bir ekle tamamladı. Newhaven Conservation Area’da yer alan yapı, adını bulunduğu bölgeden alıyor. Peki, tarihi dokuya bu kadar saygılı ama bir o kadar da cesur bir müdahale nasıl kurgulanır?

Mevcut Yapının Sorunları ve Çözüm

Pend’e göre ev, daha önce yükseltilmiş, bölümlere ayrılmış bir ön cepheye ve arka tarafta bakımsız bir konservatuvar ile kulübeye sahipti. Edinburgh merkezli stüdyo, tek katlı tuğla bir ekle yeni bir ikincil giriş oluşturarak doğrudan yeni bir yaşam alanına, oradan da yemek alanı ve mutfağa geçiş sağladı.

İran’da Beyaz Tuğla ve Pers Kırmızısı: CORNER Villa

İran’da Beyaz Tuğla ve Pers Kırmızısı: CORNER Villa

Piyon Haber |

İran’da Beyaz Tuğla ve Pers Kırmızısı: CORNER Villa

İran’ın kuzeyinde, Hazar Denizi kıyısındaki bir yerleşim kompleksinin köşe parselinde yükselen CORNER Villa, mimar Nima Mirza Mohamadi’nin tuğla malzemesiyle sürdürdüğü çağdaş arayışın en yeni örneği. Basit bir beşik çatı fikriyle yola çıkan proje, iklim, topoğrafya, ışık ve geniş güney manzarasıyla şekillenerek uzun, yatay bir kütleye dönüşmüş. Beyaz dış cephe, Pers kırmızısı oyuklar ve tuğla inşaat, yapının karakterini belirliyor.

Köşe Parselin Dönüşümü

Başlangıçta mekânsal bir kısıtlama gibi görünen köşe konum, güneye doğru ormanlık tepelere, kayalık araziye ve bulutlu gökyüzüne açılıyor. Mimar, bu zıtlığı bir fırsata çevirerek kütlenin bir kısmını oyarak kapalı bir giriş oluşturmuş; böylece parselin köşesi evin tanımlayıcı bir özelliği haline gelmiş. Yerleşim kompleksine bakan cephede minimum açıklıklar kullanılarak içe dönük bir duruş sergilenirken, güney cephesi sürekli cam yüzeyler ve teraslarla manzaraya açılıyor.

Akra’da Eski Depo, Mimarlık Eğitiminin Kalbi Oldu

Akra’da Eski Depo, Mimarlık Eğitiminin Kalbi Oldu

Piyon Haber |

Akra’da Eski Depo, Mimarlık Eğitiminin Kalbi Oldu

Gana’nın başkenti Akra’nın Osu semtinde, eski bir kiremit deposu artık African Futures Institute (AFI) için yeni bir yuva. Mimarlık eğitimi, araştırma, sergiler ve kamusal programlara ev sahipliği yapacak olan bu merkez, endüstriyel mirası koruyarak çağdaş bir müdahaleyle yeniden hayat buluyor. Peki, yıkıp yeniden yapmak varken neden eski bir depoyu dönüştürmeyi seçtiler? İşte bu sorunun cevabı, projenin ruhunu oluşturuyor.

Endüstriyel Kabuk, Yeni İşlev

Mevcut depo binasının ölçeği ve endüstriyel karakteri korunmuş; yıkıp yeniden yapmak yerine, mevcut yapıya eğitim ve kültürel çalışmalar için gereken altyapı eklenmiş. Tasarım ve inşaat süreci el ele ilerlemiş; ekip, binanın pratik koşullarına göre projeyi yerinde uyarlamış. Bu “yerinde öğrenme” yaklaşımı, mimarlık pratiğinde sıkça dile getirilen ama nadiren uygulanan bir esneklik örneği.

Bengaluru’da Kitap Kurtları İçin Gölgeler Evi

Bengaluru’da Kitap Kurtları İçin Gölgeler Evi

Piyon Haber |

Bengaluru’da Kitap Kurtları İçin Tasarlanmış Gölgeler Evi

Hindistan’ın Bengaluru kentinde, Cadence Architects tarafından tasarlanan Gölgeler Evi (House of Shadows), çok kuşaklı bir aile için okumaya adanmış sıcak köşeler ve bir çalışma odasıyla dikkat çekiyor. Ağaçlarla çevrili sessiz bir sokakta konumlanan ev, on yılı aşkın süredir ABD’de yaşadıktan sonra Hindistan’a dönen kitap kurdu bir aile için tasarlandı.

Karanlık Malzeme Paleti ve Gizlilik Hissi

Cadence Architects, evin genelinde ağırlıklı olarak koyu, gölgeli bir malzeme paleti kullandı ve cepheyi çıtalı panellerle kaplayarak bir tecrit ve mahremiyet duygusu yaratmayı amaçladı. Baş mimar Smaran Mallesh, Dezeen’e verdiği demeçte, “İki çocuklu genç bir aile olan müşteri, 15 yıl kaldıktan sonra ABD’den dönüyordu” dedi. “Kitap okuyan bir aile olarak, evlerinin kitapları için bir depo ve okumaya elverişli olmasını istediler” diye devam etti. “Ayrıca anne babasının da kendileriyle yaşayabileceği bir ev inşa etmek istiyordu.”

Diğer Etiketler