#Mimarlik Etiketi

Bu etikete sahip 336 yazı bulundu

David Altrath: Mimari Fotoğrafçılıkta Mekanı Hissetmek

David Altrath: Mimari Fotoğrafçılıkta Mekanı Hissetmek

Piyon Haber |

David Altrath: Mimari Fotoğrafçılıkta Mekanı Hissetmek

Mimari fotoğrafçılık denince akla ilk gelen isimlerden David Altrath, Designboom için kaleme aldığı kişisel yazısında, bir binayı deneyimlemek ile onu fotoğraflamak arasındaki o ince çizgiyi sorguluyor. Altrath, mimari fotoğrafın sadece bir belgeleme aracı olmadığını, aynı zamanda mekanın ruhunu yakalama sanatı olduğunu vurguluyor. Peki, bir binayı gerçekten hissetmek ne demek? Ve bu hissi kareye sığdırmak mümkün mü?

Mekanı Hissetmek: İlk Saat

Altrath, bir binaya vardığında ilk bir saat boyunca genellikle fotoğraf çekmediğini itiraf ediyor. Bunun yerine etrafı dolaşıyor, ışığı, zemini, tavanı, odaların birbirine geçişini inceliyor. Malzemelerin durduğu yere göre nasıl değiştiğini gözlemliyor. Bazen binayı fotoğraflardan çok iyi biliyor, bazen yıllardır merak ettiği bir yere uzun bir yol kat ederek geliyor, bazen de hiçbir fikri olmadan varıyor. Ama genellikle aradığı şeyin ne olduğunu düşünüyor ve çoğu zaman yanılıyor.

Dolgu Zeminin Gizli Suyu: Mimarlık ve Risk

Dolgu Zeminin Gizli Suyu: Mimarlık ve Risk

Piyon Haber |

Dolgu Zeminin Gizli Suyu: Mimarlık ve Risk

Denizden kazanılan topraklar, mimarlık dünyasının en çekici ve bir o kadar da yanıltıcı vaatlerinden birini temsil eder. Düz, boş, inşaata hazır… Peki gerçekten öyle mi? ArchDaily’de Jonathan Yeung’un kaleme aldığı “Flat Land, Hidden Water: Architecture on Reclaimed Ground” başlıklı yazı, bu soruyu cesurca soruyor. Ben de 15 yıllık tasarım editörlüğü deneyimimle, bu metnin altını çizdiğim satırlarını ve kendi endişelerimi paylaşmak istiyorum.

Dolgu Alanın Çekiciliği ve Aldatıcı Özgürlüğü

Dolgu alanlar genellikle “yeni toprak” olarak sunulur: düz, kullanıma hazır ve mimarlığa davetiye çıkarır. Şehirler için alan kıtlığına çözüm gibi görünür; kıyı şeritlerini uzatır, kültür bölgeleri yaratır, hatta finans merkezlerine dönüşür. Ancak bu “tabula rasa” hissi, aslında derin bir bağımlılığı gizler. Dolgu alan, doğal bir oluşum değil; dolgu malzemesi, deniz duvarları, drenaj sistemleri ve zemin iyileştirmesiyle üretilmiş mühendislik harikası bir yüzeydir. Suyla yapılan uzun vadeli bir pazarlığın ürünüdür.

Gece Kulübü Cepheleri: Arzu Üreten Makineler

Gece Kulübü Cepheleri: Arzu Üreten Makineler

Piyon Haber |

Gece Kulübü Cepheleri: Arzu Üreten Makineler

Gece kulübü cepheleri, bir yer olmadan önce bir imgedir. Fransız fotoğrafçı François Prost, on yılı aşkın süredir bu imgelerin peşinde. 2011’de Burgonya’da bir kanal kenarında bisiklet sürerken terk edilmiş bir çiftlik evinin gece kulübüne dönüştürülmüş haline rastlar. Kapının üzerine vidalanmış ışıklı bir tabela, bacaya yerleştirilmiş lazer, girişe serpiştirilmiş floresan yıldızlar… Çakıl taşlarının üzerinde kırık cam parçaları ve yırtılmış el ilanları. Parti yeni bitmiştir. Güneşli bir cumartesi sabahı, bisikletiyle orada duran Prost, önceki gecenin çılgınlığı ile gündüzün sıradan ışığı arasındaki karşıtlıktan büyülenir. Kulüp kapalıdır, müzik yok, kalabalık yok, renkli ışık yok. Ama bina hâlâ ona nasıl bir yer olduğunu anlatmaya çalışmaktadır.

Thea Djordjadze: Sanat ve Mimarlık Arasında Gece Kuyusu

Thea Djordjadze: Sanat ve Mimarlık Arasında Gece Kuyusu

Piyon Haber |

Thea Djordjadze: Sanat ve Mimarlık Arasında Gece Kuyusu

Berlin’de yaşayan Gürcü sanatçı Thea Djordjadze, on yıl aradan sonra New York’a döndü. Sprüth Magers’ın New York galerisinde açtığı A well of night (Gece Kuyusu) adlı sergi, sanatçının mekânla kurduğu diyalogla şekilleniyor. Djordjadze, neo-Rönesans mimariye sahip galeri binasıyla iç içe geçen yerleştirmesiyle, sanat ve mimarlık arasındaki o ince çizgide gezinmeye davet ediyor. Peki, bir sergi mekânı nasıl sanatın kendisi haline gelir?

Mekânla Diyalog: Sanatın Kendi Kararları

Djordjadze’nin işleri, bulundukları mekânı bir tuval gibi kullanıyor. Sanatçı, 2024’te Elephant dergisine verdiği röportajda şöyle diyor: “Benim için bina, tasarım ve mimari çok önemli. Heykel kararlar alıyor; bana nereye gitmem, nasıl konumlanmam gerektiğini söylüyor. Sadece ben değilim. Ben, heykel ve bina arasındaki etkileşim bu.”

Barbara Kruger, Ando’nun Rotundasını Metinle Sarstı

Barbara Kruger, Ando’nun Rotundasını Metinle Sarstı

Piyon Haber |

Barbara Kruger, Ando’nun Rotundasını Metinle Sarstı

Paris’in kalbinde, Bourse de Commerce’in beton rotundası, Amerikalı sanatçı Barbara Kruger’ın monumental metin ve imgeleriyle yeniden hayat buldu. Peki, Tadao Ando’nun o ikonik silindirik mekânı nasıl bir tuval haline geldi? Pinault Collection’ın fotoğrafın 200. yılını kutlayan Remember Me sergisinin açılış enstalasyonu The History of Tears ile…

Tadao Ando’nun Betonuna Kruger Dokunuşu

Tadao Ando’nun Bourse de Commerce’e yaptığı müdahale, eski tahıl borsasının duvarlarına dokunmadan içine yerleştirilmiş 30 metre çapında ve 9 metre yüksekliğinde tek bir beton silindirdi. Kruger bu silindirin iç yüzeyini bir sayfa gibi kullandı. İki dev beyaz elips, biri Fransızca biri İngilizce, kırmızı renkte tek bir kelimeyle başlıyor: TOI ve YOU. İtalik ve dar satırlar eğri boyunca kıvrılıyor.

Geoffrey Bawa: Sri Lanka’nın Modernizmle Dansı

Geoffrey Bawa: Sri Lanka’nın Modernizmle Dansı

Piyon Haber |

Geoffrey Bawa: Sri Lanka’nın Modernizmle Dansı

Vitra Design Museum, Sri Lankalı mimar Geoffrey Bawa’nın (1919-2003) kariyerine odaklanan “Geoffrey Bawa: Architecture for the Senses” sergisiyle, mimarlık tarihine damga vurmuş bir ismi yeniden gündeme taşıyor. Lunuganga bahçesinden Sri Lanka Parlamentosu’na uzanan bir yelpazede, Bawa’nın tarih, modernite ve yer arasındaki dinamik ilişkisini keşfediyor.

Tropikal Modernizmin Öncüsü

Bawa, 20. yüzyılın ortalarında Sri Lanka’nın bağımsızlık sürecine tanıklık eden bir mimar olarak, ülkesinin kimlik arayışını yapılarına yansıttı. İngiliz sömürge döneminden kalma süslü ve açık renkli binaların yerini, iklime ve kültüre uygun, doğayla bütünleşen bir mimari anlayış aldı. Bawa, “Tropikal Modernizm” akımının öncülerinden biri olarak kabul edilir; bu akım, yerel formları Batı modernizmiyle harmanlar.

Perriand’ın Paris Kulesi’ndeki Gömme İç Mekanları

Perriand’ın Paris Kulesi’ndeki Gömme İç Mekanları

Piyon Haber |

Perriand’ın Paris Kulesi’ndeki Gömme İç Mekanları

Paris’in 13. bölgesinde, Édouard Albert’in 1960’ta tasarladığı Albert Kulesi, sadece bir mimari ikon değil; aynı zamanda Charlotte Perriand imzalı gömme iç mekanlarıyla da tasarım tarihine ışık tutuyor. Şu anda satışta olan 102 metrekarelik daire, Perriand’ın ev yaşamına yaklaşımını ve dönemin deneysel ruhunu gözler önüne seriyor.

Albert Kulesi: Çelik ve Betonun Dansı

Édouard Albert, 1960 yılında Paris’in 13. bölgesinde inşa ettiği bu kulede, çelik tüp kolonlar ve beton dolgu ile hafiflik ve şeffaflık arayışını somutlaştırdı. Yapı, düzenli bir metal ızgara sistemiyle destekleniyor; bu sayede cephe, taşıyıcı elemanları gizlemeden kendini gösteriyor. Kolonların merkezde toplanması, plan şemasına esneklik kazandırıyor ve Perriand’ın gömme elemanlarına özgür bir zemin hazırlıyor.

Paola Lenti São Paulo: Yaşayan Cepheli Amiral Mağazası

Paola Lenti São Paulo: Yaşayan Cepheli Amiral Mağazası

Piyon Haber |

Paola Lenti São Paulo: Yaşayan Cepheli Amiral Mağazası

İtalyan mobilya markası Paola Lenti, São Paulo’nun Jardins semtinde 8.100 metrekarelik yeni amiral mağazasını açtı. Armentano Arquitetura (AARQ) imzalı üç katlı showroom, alışılagelmiş perakende iç mekân anlayışının ötesine geçerek markanın renkli ve dokunsal mobilyaları için adeta yaşayan bir çerçeve oluşturuyor. Cam, koyu metal ve giderek yoğunlaşan bitki örtüsüyle sarılı bina, mimarlığın ne zaman geri çekilmesi gerektiğini çok iyi biliyor.

Markanın Kimliğine Nefes Alanı

AARQ’nun kurucu ortağı ve kreatif direktörü João Armentano, tasarım felsefelerini şöyle özetliyor: “Bizim rolümüz nesnelerle görsel olarak rekabet etmek değil; onları en iyi şekilde çerçevelemek.” Bu düşünce, binanın içten dışa doğru şekillenmesini sağlamış. Açık plan, mobilyaların serbestçe yeniden düzenlenmesine olanak tanırken; bağımsız metal strüktür iç mekânın akışkanlığını koruyor. Strüktürel ızgara, Paola Lenti mobilyalarının teknik hassasiyetini yansıtırken; cam kabuk, iç mekânı çevredeki peyzaja görsel olarak açıyor.

Xu Tiantian: Güzellik Tehlikeli, Mimarlık İnsan İçin

Xu Tiantian: Güzellik Tehlikeli, Mimarlık İnsan İçin

Piyon Haber |

Xu Tiantian: Güzellik Tehlikeli, Mimarlık İnsan İçin

Mimarlık dünyası yıldız mimarlara taparken, Xu Tiantian “güzellik tehlikelidir” diyerek ezber bozuyor. Peki mimarlık kime hizmet etmeli?

Mimarlık, uzun zamandır büyük ölçekli, gösterişli yapılar ve ünlü mimarlar etrafında şekillenen bir kültürle anılıyor. Ancak Çinli mimar Xu Tiantian, bu anlayışa meydan okuyor. ArchDaily’de yayınlanan ve Louisiana Channel’da gerçekleştirilen röportajında Tiantian, mimarlığın toplum üzerindeki etkisine odaklanıyor ve “starchitecture” olarak bilinen yıldız mimarlık kültürünü sorguluyor.

Xu Tiantian: Güzellik Tehlikelidir, Mimarlık İnsan İçindir

Amman Tasarım Haftası 2026: ‘Birikimler’ ile Hafıza ve Mekân

Amman Tasarım Haftası 2026: ‘Birikimler’ ile Hafıza ve Mekân

Piyon Haber |

Amman Tasarım Haftası 2026: ‘Birikimler’ ile Hafıza ve Mekân

Yedi yıllık aradan sonra geri dönen Amman Tasarım Haftası, 2-17 Ekim 2026 tarihlerinde dördüncü kez kapılarını açıyor. 220’den fazla tasarımcıyı sergiler, enstalasyonlar, kamusal alan projeleri, söyleşiler, atölyeler ve performanslarla buluşturan etkinlik, Ürdün’ün Ras El Ain, Jabal Al Lweibdeh, Jabal Amman, Iraq Al Amir ve ilk kez Aqaba bölgelerine yayılıyor. Kraliçe Rania Al Abdullah tarafından 2016’da kurulan hafta, bu yıl “Birikimler” (Accumulations) temasıyla dönüyor.

Julianakerk Yangınından Doğan JUUL: Kilise Kalıntıları Artık Bir Yuva

Julianakerk Yangınından Doğan JUUL: Kilise Kalıntıları Artık Bir Yuva

Piyon Haber |

Julianakerk Yangınından Doğan JUUL: Kilise Kalıntıları Artık Bir Yuva

Rotterdam’ın Heijplaat bahçe köyünde bulunan Julianakerk kilisesi, 9 yıl önce çıkan yıkıcı bir yangınla harabeye dönmüştü. Uzun süre çürümeye terk edilen bu tarihi yapı, HA-HA Design & Development’ın dokunuşuyla JUUL adlı konut projesine dönüştü. Kilisenin geriye kalan duvarları, dört adet modern eve hayat verdi. Bu proje, yıkımın değil dönüşümün hikâyesi.

Kilisenin Külleri Arasından Yükselen Dört Ev

Yangın sonrası geriye kalan taş duvarlar ve kemerli pencereler, mimarlar için birer ilham kaynağı oldu. HA-HA Design & Development, mevcut yapıyı tamamen yıkmak yerine, onunla birlikte yaşamayı seçti. Yeni evler, kilisenin orijinal cephesinin içine yerleştirildi; böylece hem tarihi doku korundu hem de çağdaş bir yaşam alanı yaratıldı.

Gece Kulüplerinin Gizli Tasarım Tarihi: 1960’lardan Berlin’e

Gece Kulüplerinin Gizli Tasarım Tarihi: 1960’lardan Berlin’e

Piyon Haber |

Gece Kulüplerinin Gizli Tasarım Tarihi: 1960’lardan Berlin’e

Gece kulüpleri, sadece eğlence mekanları değil; mimarlık, performans ve kolektif yaşamın iç içe geçtiği laboratuvarlar. Vitra Design Museum’un 2018’de düzenlediği Night Fever: Designing Club Culture 1960–Today sergisi, bu mekanların tasarım tarihini yeniden gündeme getiriyor. Peki seyirci ile gösteri arasındaki sınırın eridiği bu mekanlar, mimarlık dünyasına ne öğretti?

Seyirci Nerede Biter, Gösteri Nerede Başlar?

Gece kulübünde alışıldık bir seyirci yoktur. Sabit koltuk sıraları, sahne ile salon arasında net bir ayrım, içeri girenin seyirci kalacağına dair bir garanti… Hiçbiri yok. İçeri adım attığınızda bedenler, ses, ışık, moda ve mimari birbirine karışır. Mekan, insanlar hareket ettikçe değişir; içeridekiler herkesin deneyiminin bir parçası olur.

Sherbrooke Grand-Espace: Esnek Sahne Tasarımıyla Kültürel Dönüşüm

Sherbrooke Grand-Espace: Esnek Sahne Tasarımıyla Kültürel Dönüşüm

Piyon Haber |

Sherbrooke Grand-Espace: Esnek Sahne Tasarımıyla Kültürel Dönüşüm

Kanada’nın Doğu Townships bölgesinde, Atelier Paul Laurendeau ve NEUF architect(e)s iş birliğiyle hayata geçirilen Le Grand-Espace, kültürel altyapıya yeni bir soluk getiriyor. Proje, bölgenin turistik ve sanatsal çekiciliğini artırmak amacıyla tasarlanmış esnek bir performans mekânı olarak öne çıkıyor. Tiyatro, dans, sirk sanatları ve genç izleyicilere yönelik prodüksiyonlar gibi geniş bir yelpazeye ev sahipliği yapabilecek şekilde kurgulanan yapı, çok disiplinli bir kültür merkezi olma iddiasını taşıyor.

Zumthor’dan Fondation Beyeler’e Üç Yeni Yapı: Sanat Doğayla Buluşuyor

Zumthor’dan Fondation Beyeler’e Üç Yeni Yapı: Sanat Doğayla Buluşuyor

Piyon Haber |

Zumthor’dan Fondation Beyeler’e Üç Yeni Yapı: Sanat Doğayla Buluşuyor

Peter Zumthor, Renzo Piano’nun 1997’de tasarladığı Fondation Beyeler müzesinin bahçesine üç yeni yapı ekledi. Rammed beton, cam ve ahşap malzemelerle inşa edilen bu yapılar, doğayla iç içe bir sanat deneyimi sunuyor. Zumthor’un “harika ifadeli” olarak nitelendirdiği bu üçlü, müzenin parkını adeta bir açık hava galerisine dönüştürüyor.

Doğayla Bütünleşen Tasarım Anlayışı

Zumthor, yapıları tek bir blokta toplamak yerine parkın farklı noktalarına dağıtarak çevreyle kaynaşmalarını sağlamış. “Yapılarımın o kadar doğal bir şekilde uyum sağlamasını istedim ki, sanki her zaman oradaymış gibi hissettirsin” diyen mimar, “İnsanların ‘sanki hep buradaymış’ demesi beni mutlu ediyor” diye ekliyor. Bu yaklaşım, mimarlığın doğayı taklit etmekten ziyade onunla diyalog kurması gerektiğini savunan bir felsefeyi yansıtıyor.

Zumthor’un Beyeler Genişlemesi Basel’de Sanatla Doğayı Buluşturuyor

Zumthor’un Beyeler Genişlemesi Basel’de Sanatla Doğayı Buluşturuyor

Piyon Haber |

Zumthor’un Beyeler Genişlemesi Basel’de Sanatla Doğayı Buluşturuyor

İsviçre’nin Basel kenti yakınlarındaki Riehen’de, Renzo Piano’nun tasarladığı mevcut Fondation Beyeler binası, Peter Zumthor’un imzasını taşıyan genişleme projesiyle yeni bir soluk kazanıyor. 26 Eylül 2026’da kademeli olarak ziyarete açılacak yapılar, Ocak 2027’de tam kapasiteyle hizmet verecek. Peki, bu genişleme neden mimarlık dünyasında bu kadar yankı uyandırdı? Çünkü Zumthor, alışılageldik “daha büyük, daha etkileyici” yaklaşımını reddederek, sanatı ve doğayı merkeze alan üç ayrı bina tasarladı.

Trinity College Lawson Merkezi: Mecanoo + RDHA

Trinity College Lawson Merkezi: Mecanoo + RDHA

Piyon Haber |

Trinity College Lawson Merkezi: Mecanoo + RDHA İmzalı Sürdürülebilirlik Dersi

Kanada’nın Toronto kentindeki Trinity College, altı dekadır hayalini kurduğu projeye nihayet kavuştu: Lawson Sürdürülebilirlik Merkezi. Hollandalı Mecanoo ile Toronto merkezli RDHA’nın ortak tasarımı, sadece bir akademik ve yurt kompleksi değil; Kanada’nın en ileri yeşil teknolojilerini bünyesinde barındıran bir referans yapı.

Kampüsün Kalbinde Yenilikçi Bir Soluk

Lawson Centre, Trinity College’ın tarihi dokusunu yeniden canlandırırken öğrenci deneyimini de üst seviyeye taşıyor. Mecanoo’nun insan odaklı tasarım anlayışı, RDHA’nın yerel bağlamı kavrayışıyla birleşince ortaya hem akademik hem sosyal işlevleri harmanlayan bir yapı çıkmış. Proje, üniversitenin sürdürülebilirlik taahhüdünü somutlaştıran bir simge haline gelmiş durumda.

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Piyon Haber |

Formafantasma: Sergi Tasarımında Gerilim Arayışı

Milan ve Rotterdam merkezli stüdyo Formafantasma, sergi tasarımına alışılmadık bir yaklaşım getiriyor. Andrea Trimarchi ve Simone Farresin’in kurduğu stüdyo, sergi tasarımını sanat eserleri, bina, kurum ve izleyici arasındaki ilişkileri yakından incelemekle başlatıyor. Araştırma odaklı pratikleriyle tanınan ikili, malzeme, kültür ve gelenek ile çağdaş üretim arasındaki ilişkiye odaklanıyor ve aynı merakı sergi yapımına da taşıyor.

Gerilim Nedir ve Neden Önemli?

Formafantasma, bir projede “gerilim” olarak adlandırdıkları şeyi arıyor: sanat eserlerinin, mimarinin, küratöryel fikrin ve yerleşik sergileme biçimlerinin tam olarak örtüşmediği anlar. Designboom’a konuşan stüdyo, “Sabit bir metodoloji yok, çünkü sergi tasarımı her zaman ilişkiseldir” diyor.

Pesce Vakfı: Tasarımın Asi Ruhu Yaşayacak

Pesce Vakfı: Tasarımın Asi Ruhu Yaşayacak

Piyon Haber |

Pesce Vakfı: Tasarımın Asi Ruhu Yaşayacak

İtalyan mimar ve tasarımcı Gaetano Pesce (1939–2024), tasarımı bir düşünme biçimi olarak gören vizyoner yaklaşımıyla tanınıyordu. Şimdi, onun mirasını korumak ve sürdürmek için Gaetano Pesce Vakfı kuruldu. Vakıf, Pesce’nin objeler, çizimler, prototipler ve belgelerden oluşan arşivini güvence altına alırken sergiler, yayınlar, burslar ve yetkili edisyonlar aracılığıyla bu mirası geleceğe taşıyacak.

Kategorileri Reddeden Bir Usta

Pesce’nin çalışmaları sanat, tasarım, mimarlık, performans ve toplumsal eleştiri arasında gidip gelirdi. Vakıf, onun bu katı kategorilere meydan okuyan tavrını misyonunun merkezine koyuyor. Zira Pesce için nesneler ve projeler, deneyimin taşıyıcılarıydı.

3D Baskıyla Öğrenci Köyü: Skovsporet’in Cesur Deneyi

3D Baskıyla Öğrenci Köyü: Skovsporet’in Cesur Deneyi

Piyon Haber |

3D Baskıyla Öğrenci Köyü: Skovsporet’in Cesur Deneyi

Danimarka’nın Holstebro kentinde, SAGA Space Architects’in imzasını taşıyan Skovsporet, 3D baskı teknolojisiyle inşa edilen bir öğrenci konut projesi. Peki, 36 daireyi altı kümede toplayan bu yerleşke neden bu kadar konuşuluyor? Çünkü büyük ölçekli 3D baskının bir konut geliştirmesinin tamamında uygulandığı dünyadaki nadir örneklerden biri. ArchDaily’de yayınlanan haber, projeyi “öğrenci köyü” olarak tanımlıyor ve mimarların anlatımıyla detaylandırıyor.

3D Baskı Nedir, Ne Değildir?

3D baskı, inşaat sektöründe son yılların en heyecan verici teknolojilerinden biri. Betonun katman katman dökülmesiyle duvarların oluşturulduğu bu yöntem, geleneksel kalıp sistemlerine göre daha hızlı, daha az atık üreten ve geometrik olarak daha özgür bir üretim sunuyor. Ancak işin içinde olanlar bilir: 3D baskı henüz her derde deva değil. Yapısal güvenlik, yalıtım, tesisat entegrasyonu ve maliyet gibi konularda hâlâ ciddi Ar-Ge süreçleri gerekiyor. Skovsporet, bu teknolojinin konut ölçeğinde uygulanabilirliğini test eden önemli bir adım.

Trump’ın Zafer Takı Askeri Üsse Dönüşüyor: Tasarımın Militarizasyonu

Trump’ın Zafer Takı Askeri Üsse Dönüşüyor: Tasarımın Militarizasyonu

Piyon Haber |

Trump’ın Zafer Takı Askeri Üsse Dönüşüyor: Tasarımın Militarizasyonu

Washington DC’de inşa edilmesi planlanan 76 metrelik zafer takı, ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla askeri bir komplekse dönüştürülüyor. Atlanta merkezli Harrison Design tarafından tasarlanan neoklasik yapı, artık dronlar ve keskin nişancılar için bir üs olarak kullanılacak. Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, kararın “ABD ordusunun güçlü talebi ve ulusal güvenlik” gerekçesiyle alındığını belirtti.

Zafer Takı’nın Yeni Kimliği: Dron Üssü ve Keskin Nişancı Yuvası

Paris’teki Arc de Triomphe’den yaklaşık 30 metre daha yüksek olacak tak, Potomac Nehri’nin güney kıyısında, Arlington Memorial Köprüsü’nün yanına inşa edilecek. Proje ilk olarak geçtiğimiz Ekim ayında duyurulmuş, İçişleri Bakanı Doug Burgum bu ayın başlarında inşaatın yakında başlayacağını açıklamıştı. Planlar Mayıs’ta Güzel Sanatlar Komisyonu’ndan, Temmuz’da ise Ulusal Başkent Planlama Komisyonu’ndan onay almıştı.

Diğer Etiketler