#Mimarlik Etiketi

Bu etikete sahip 336 yazı bulundu

Pekin’in Nefes Alan Kütüphanesi: Kabuk Pavyonu Tasarımda Devrim

Pekin’in Nefes Alan Kütüphanesi: Kabuk Pavyonu Tasarımda Devrim

Piyon Haber |

Pekin’in Nefes Alan Kütüphanesi: Kabuk Pavyonu Tasarımda Devrim

Kamusal alanlar genellikle tek bir işlevle, donuk ve sabit yapılar olarak mı var olmalı? LUO Studio, Pekin’deki Kabuk Kitap Pavyonu ile bu kalıpları yıkıyor, mimarinin nefes alabileceğini ve dönüşebileceğini kanıtlıyor. 2026’da tamamlanan ve Pekin’in dinamik ticari bölgesi Xiangyun Kasabası’nın meydanına gizlenmiş bu pavyon, söylendiği kadar büyüleyici: 43 metrekarelik, istiridye kabuğu şeklinde, fiziksel olarak açılıp kapanabilen bir yapı.

Bu kabuk, sadece metaforik bir göndermeden öte, dikey bir açılma sistemiyle gerçek anlamda yükselip alçalıyor. Gün boyunca adım adım farklı konumlara gelerek mekanın tüm karakterini yeniden şekillendiriyor. Yükseldiğinde cömert bir gölgelik sunarken, alçaldığında daha sessiz ve samimi bir sığınağa dönüşüyor. Pavyon statik olmaktan çok uzakta; adeta yaşayan bir organizma gibi, günün ve yaşamın ritmine göre şekilleniyor. Bu, mimarinin sadece bir form değil, aynı zamanda yaşayan, dinamik bir deneyim olabileceğinin en güçlü ispatlarından biri.

Baltık Sığınakları: OAD’den Geçmişe Saygılı Modern Bir Dönüşüm

Baltık Sığınakları: OAD’den Geçmişe Saygılı Modern Bir Dönüşüm

Piyon Haber |

Baltık Sığınakları: OAD’den Geçmişe Saygılı Modern Bir Dönüşüm

Baltık kıyılarının puslu rüzgarları altında, geçmişin fısıltılarını taşıyan dört Sovyet dönemi askeri sığınağı, doğanın kucağında adeta uyuyor. Her biri, sadece Baltık coğrafyasının değil, orada yaşamış insanların kaderini de derinden etkileyen bir işgalin sessiz kalıntıları. Ancak Riga merkezli OAD’nin kurucusu ve baş mimarı Zane Tetere-Sulce, bu ağır mirası silip atmak yerine, onu yeni bir başlangıç noktası olarak benimsedi.

Projenin merkezinde yatan temel soru şuydu: Kumul erozyonu, koruma altındaki ekolojik alanlar (biyotoplar) ve yükselen Baltık suları gibi çetin doğal koşullar altında, Letonya kıyılarında nasıl inşa edilebilirdi? Üstelik öyle bir yerde ki, mimari zamanla ve doğanın aşırı büyümesiyle neredeyse peyzajdan ayırt edilemez hale gelmiş, geçmişle iç içe geçmiş bir alandı burası. OAD’nin vizyoner bakış açısıyla, bu yıpranmış askeri kalıntılar, çok kuşaklı bir ailenin modern yaşam kompleksine dönüşüverdi: bir ana konut ve iki misafir evi. Öyle ki, yapıların askeri savunma mantığı, modern bir yaşam alanı için sıcak ve çağdaş bir sığınak fikrine dönüştü.

Daryan Knoblauch: Mekanları Gerilim ve Işıkla Dönüştürmek

Daryan Knoblauch: Mekanları Gerilim ve Işıkla Dönüştürmek

Piyon Haber |

Daryan Knoblauch: Kalıcılığa Meydan Okuyan Bir Mimarlık Felsefesi

Kalıcılık üzerine kurulu mimarlık anlayışının sınırları zorlanıyor: Günümüz mimarlık dünyası, ‘geçici’ olana kalıcı bir ciddiyetle yaklaşan yeni tanımlar arayışında. Bu arayışın öncülerinden Daryan Knoblauch, mimarlık ile canlı kültürel üretimi kesiştiren çalışmalarıyla öne çıkıyor. Onun felsefesinin kalbinde, mekanı gerilim ve atmosferle nasıl okunabilir kıldığı sorusu yatıyor. Knoblauch, geçici yapıları yalnızca kısa ömürlü bir kategori olarak görmek yerine, onları bir binanın çözülmesi gereken tüm disipliner problemlerini barındıran kapsamlı tasarım meydan okumaları olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, tasarım dünyasına adeta taze bir nefes üflüyor ve geçiciliğin, mimari yaratımın temel bir koşulu olabileceğini gösteriyor.

Kengo Kuma: Malzemenin Ruhu ve İnsancıl Mimarlık Vizyonu

Kengo Kuma: Malzemenin Ruhu ve İnsancıl Mimarlık Vizyonu

Piyon Haber |

Kengo Kuma: Malzemenin Ruhu ve İnsancıl Mimarlık Vizyonu

Japon mimar Kengo Kuma, ahşap mimarisinin öncülerinden biri olarak tanınsa da, son kitabı “Substance” ile malzeme konusundaki engin bilgisini ve esnek yaklaşımını gözler önüne seriyor. Dezeen’e verdiği röportajda, kağıttan bambuya kadar uzanan geniş bir malzeme yelpazesiyle inşa ettiği altı projesini bizzat seçen Kuma, mimarlığın sadece estetik değil, aynı zamanda etik bir duruş olduğunu da vurguluyor. The Images Publishing Group tarafından yayınlanan “Substance”, Kuma’nın metal, kağıt, tekstil, bambu, taş ve ahşap gibi altı temel malzeme üzerinden eklektik portföyünü (farklı tarzları bir araya getiren çeşitli işler bütünü) keşfe çıkarıyor.

Lityum ve Miras: Arjantin’in Tuz Ovalarında Mimari Bir Uzlaşma

Lityum ve Miras: Arjantin’in Tuz Ovalarında Mimari Bir Uzlaşma

Piyon Haber |

Lityum ve Miras: Arjantin’in Tuz Ovalarında Mimari Bir Uzlaşma

Arjantin… Adını duyunca aklınızda tango ritimleri veya Buenos Aires’in canlı sokakları mı canlanıyor? Oysa bu devasa Güney Amerika ülkesinin kuzeyinde, modern dünyanın geleceğini şekillendiren, bir o kadar da kadim bir kültürü tehdit eden bambaşka bir gerçeklik yatıyor. Bolivya ve Şili ile paylaşılan, dünya lityum rezervlerinin %54’üne ev sahipliği yapan “Lityum Üçgeni"nin kalbindeki Jujuy eyaletindeyiz. Burası, teknolojinin itici gücü ile yerel mirasın kırılgan dengesinin kesişim noktası.

C+S Architects: Okullar, Toplumun Can Damarı Olan Piazza’lara Dönüşüyor

C+S Architects: Okullar, Toplumun Can Damarı Olan Piazza’lara Dönüşüyor

Piyon Haber |

C+S Architects: Okullar, Toplumun Can Damarı Olan Piazza’lara Dönüşüyor

C+S Architects, otuz yılı aşkın süredir mimarlığın geleneksel sınırlarını zorlayarak, okulları sadece bir eğitim yuvası değil, toplumun atan kalbi olan ‘piazza’lara dönüştürüyor. Bu devrimci yaklaşım, onları küçük kasaba ve köylerin sosyo-kültürel merkezleri haline getirirken, ders saatleri dışında da canlı kalan dinamik alanlar yaratıyor. C+S’in ‘Gelecek Miras’ felsefesi, geçmişin dokusunu, ekolojik duyarlılığı ve kamusal yaşamın enerjisini bir araya getiren bütüncül bir mimarlık anlayışını temsil ediyor.

OPEN Arch.’tan Meitu Merkezi: Çin Kıyısında Işıkla Dönüşen Küp

OPEN Arch.’tan Meitu Merkezi: Çin Kıyısında Işıkla Dönüşen Küp

Piyon Haber |

Xiamen Kıyısında Bir Rüya: Dönüşen Küpün Sırları

Çin’in hareketli Xiamen kıyı şeridinde, şehrin canlı nabzıyla sahilin dinginliğini buluşturan bir noktada, mimarlık dünyasına yepyeni bir soluk getiren bir eser yükseliyor. OPEN Architecture imzalı “Dönüşen Küp: Meitu Görsel Sanatlar Merkezi”, uzaktan bakıldığında denizin sonsuz maviliğine nazır, zemin seviyesinden hafifçe yükselmiş, soluk renkli, kompakt bir küp izlenimi veriyor. Ancak bu küp, yaklaştıkça adeta canlanıyor, mimariyle çevre arasındaki sınırları yeniden tanımlayan, dönüşen bir deneyim sunarak ziyaretçisini keşif yolculuğuna çıkarıyor.

Pekin’in İstiridye Kitap Köşkü: Dönüşen Bir Kütüphane Macerası

Pekin’in İstiridye Kitap Köşkü: Dönüşen Bir Kütüphane Macerası

Piyon Haber |

Pekin’in İstiridye Kitap Köşkü: Dönüşen Bir Kütüphane Macerası

Pekin’in kalabalık Xiangyun Kasabası’nda, LUO Studio’nun tasarladığı “Shell Kitap Köşkü”, mimarinin toplulukla kurduğu diyalogun ve bir mekanı yeniden tanımlayışının en taze örneklerinden. Adeta canlı bir istiridye gibi açılıp kapanan bu minik kütüphane, alışılagelmiş okuma noktalarının ötesine geçerek, esnek bir buluşma ve dinlenme alanı vadediyor. Tasarım, sadece işlevsel bir yapı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal etkileşimleri zenginleştiren, kent dokusuna derinlemesine işleyen bir kimlik kazandırıyor.

Kulelerin Gölgesinde: Mimarlıkta Eşitsizlik, Hırs ve Yarım Kalan Hayaller

Kulelerin Gölgesinde: Mimarlıkta Eşitsizlik, Hırs ve Yarım Kalan Hayaller

Piyon Haber |

Kulelerin Gölgesinde: Mimarlıkta Eşitsizlik, Hırs ve Yarım Kalan Hayaller

Binalar sadece taştan, betondan ibaret değildir; onlar aynı zamanda toplumsal hikayelerin, büyük hayallerin ve bazen de gizli kalmış eşitsizliklerin sessiz tanıklarıdır. Mimarlık, en ışıltılı hallerinde dahi, perde arkasında ücret uçurumları, devasa projelerin zorlukları ve kaderine terk edilmiş yapıların sırları gibi derin tartışmaları barındırır. Kadınların sektördeki üst düzey pozisyonlarda yetersiz temsili, gökyüzünü zorlayan iddialı projelerin bitmeyen mücadelesi ve yarım kalan inşaatların ardındaki görünmez nedenler… İşte Sen Piyon dergisi olarak yakından takip ettiğimiz bu konular, Dezeen Weekly podcast’inin son bölümünde mimarlık dünyasının duayen isimleri tarafından masaya yatırıldı. Bu bölüm, sektörün çalkantılı nabzını tutarken, geleceğin mimarlarına ışık tutacak düşündürücü bir yolculuk sunuyor.

RECESS: Roma Ruhuyla Şehirde Sosyal Bir Termal Ritüel

RECESS: Roma Ruhuyla Şehirde Sosyal Bir Termal Ritüel

Piyon Haber |

Modern şehir hayatının yorucu temposunda, bedeni dinlendirirken ruhu ve sosyal çevreyi besleyen bir durak hayal edin. Montreal’de Future Simple Studio imzalı RECESS, işte tam da bu vizyonu gerçeğe dönüştürüyor; ancak bildiğimiz anlamda bir spa olarak değil, çok daha fazlası…

Montreal’in kent dokusunda ilginç bir boşluğu dolduran RECESS, geleneksel spa anlayışını temelden sorguluyor. Şehirde ter atılacak yer sıkıntısı yok ve soğuk suya dalış (cold plunge) bir sağlık klişesine dönüşmüş durumda. Ancak, termal banyoların aynı zamanda bir sosyal altyapı görevi gördüğü, insanları bir araya getiren ve iletişimi teşvik eden bir mekan eksikliği belirgindi. Future Simple Studio’nun Griffintown’daki 420 metrekarelik projesi, işte tam da bu boşluğu doldurarak Montreal’in ilk sosyal sıcak-soğuk döngü deneyimini sunuyor.

STARK Ofisi: Kanada Zanaatıyla Harmanlanmış Bir Tasarım Manifestosu

STARK Ofisi: Kanada Zanaatıyla Harmanlanmış Bir Tasarım Manifestosu

Piyon Haber |

STARK Ofisi: Kanada Zanaatıyla Harmanlanmış Bir Tasarım Manifestosu

Kurumsal ofislerin sıradanlığına meydan okuyan bir yaklaşımla tanışın: STARK Mimarlık’ın kendi merkezi, sadece bir çalışma alanı değil, aynı zamanda Kanada’nın zengin kültürel ve sanatsal mirasının bir kutlaması. Squamish’in kalbinde yükselen bu yeni yaşam alanı, standart işlevselliğin ötesine geçerek, yerel zanaatkârların ustalığını ve doğal malzemelerin estetiğini ön plana çıkarıyor. STARK, bu özel projeyle hem ekibine ilham veren bir yuva sunuyor hem de bölgenin ruhunu yansıtan, ilham verici bir vitrin yaratıyor.

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Piyon Haber |

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Mimarlık tarihi, köklerini ağırlık, sağlamlık ve kalıcılık kavramlarına sıkıca bağlamıştır. Antik Romalı mimar Vitruvius’un ‘firmitas’ (sağlamlık) ilkesi, bir yapının yalnızca ayakta kalmasını değil, aynı zamanda zamana ve doğanın yıkıcı güçlerine meydan okumasını gerektiriyordu. O dönemde, kütlesel sağlamlık, bir yapının temel niteliği ve adeta kimliğiydi.

Antik Yunan ve Roma dönemlerinde anıtsallık, dönemin yapım teknikleri ve malzemeleriyle, yani taş ve masif duvar işçiliğiyle ifade edilirdi. Bu yapıları karakterize eden, kütleleri, kalınlıkları ve yapısal tekrarlarıydı. Sadece taşıyıcı olmanın ötesinde, sütunlar, duvarlar ve podyumlar bulundukları alanda güçlü bir varlık sergiler, düzeni, dayanıklılığı ve iktidarı simgelerdi. Mimari, adeta toprakla bütünleşen ağır bir kütleydi. Yüzyıllar boyunca, mimarlık geleneği bu kalıcılık ve somut maddesellikle özdeşleşmişti.

Sürdürülebilirlik Yanılgısı: Verimlilik Tüketimi Nasıl Artırıyor?

Sürdürülebilirlik Yanılgısı: Verimlilik Tüketimi Nasıl Artırıyor?

Piyon Haber |

Sürdürülebilirlik Yanılgısı: Verimlilik Tüketimi Nasıl Artırıyor?

Her geçen gün ‘daha yeşil’ binalar tasarlıyor, ‘daha az atık’ üreten ürünler geliştiriyor, verimlilik rekorları kırıyoruz. Peki tüm bu ‘sürdürülebilirlik’ çabalarına rağmen, kaynak tüketimimiz neden katlanarak artmaya devam ediyor? Mimarlık ve tasarım dünyasının bu yakıcı paradoksla yüzleşme zamanı geldi.

Sürdürülebilirlik Paradoksu: Performans İdeolojisi ve Verimliliğin Sınırları

Mimarlık ve tasarım dünyasında sürdürülebilirlik, son yılların en çok konuşulan ve üzerinde çalışılan kavramlarından biri. Modern sürdürülebilirlik projesi, teknolojinin kentsel ve ekonomik büyümeyi ekolojik sorumlulukla dengeleyebileceği vaadiyle, birçok alanda somut ilerlemeler kaydetti. Binalarımız daha az enerji tüketiyor, araçlarımız daha az emisyon salıyor, şehir altyapıları daha entegre ve temiz hale geliyor. Ancak sahadaki profesyonellerin sorması gereken kritik soru şu: Tüm bu ilerlemeye rağmen toplam kaynak tüketimi neden artmaya devam ediyor?

Tarihi Okulda Doğayla Uyum: WAK TOK Architects’ten Çığır Açan Dönüşüm

Tarihi Okulda Doğayla Uyum: WAK TOK Architects’ten Çığır Açan Dönüşüm

Piyon Haber |

Tarihi Okulda Doğayla Uyum: WAK TOK Architects’ten Çığır Açan Dönüşüm

Bir zamanlar yalnızca bir okul olan, şimdi ise doğayla iç içe bir öğrenme cenneti: Takoma Park’taki bu tarihi yapı, WAK TOK Architects’in vizyonuyla adeta yeniden doğdu. Mimarların, geçmişin ruhunu geleceğin ihtiyaçlarıyla harmanlama serüveni, bu projede hem heyecan verici bir meydan okuma hem de topluma karşı derin bir sorumlulukla taçlanıyor. Özellikle topluluk için anlamlı bir geçmişe sahip eski bir yapı söz konusu olduğunda, bu denge daha da kritik hale geliyor. Maryland’deki Takoma Park’ta bulunan, 80 yılı aşkın süredir mahallenin köklü bir parçası olan eski bir eğitim kurumu da tam olarak böyle bir yapıydı. Yerel mimarlık firması WAK TOK Architects, bu eski konutu yeniden tasarlarken, projelerinde ‘doğayla uyum’u merkeze alarak yapının konutsal sıcaklığını ve cazibesini korumayı başardı.

Peter Pelsinski: Çocukluk Hayallerinden Mimarlığa Bir Keşif

Peter Pelsinski: Çocukluk Hayallerinden Mimarlığa Bir Keşif

Piyon Haber |

Peter Pelsinski: Çocukluk Hayallerinden Mimarlığa Bir Keşif

Peter Pelsinski’nin öyküsü, çocukluk hayallerinin, kaderin küçük bir dokunuşuyla nasıl bambaşka bir tutkuya dönüştüğünün ilham veren bir kanıtı. Küçük Peter, evrenin derinliklerini keşfedecek bir astronot ya da şehirlerin atıklarını dönüştüren bir çöp toplayıcı olmayı hayal ederken, geleceği onu bambaşka bir yola sürükleyecekti: Mimarlık. Bilime olan çocuksu merakı ve keşfetme arzusu, onu sonunda mimarlığın sunduğu sınırsız olasılıklara taşıyacaktı.

Kampüs Avlusunda Yeşeren Bir Tutku: Mimarlıkla Tanışma

Üniversiteye başladığında henüz bir ana dal seçmemiş olan Pelsinski, bir gün mimarlık fakültesine doğru yol alırken, kendini öğrencilerin harıl harıl çalıştığı, uykusuz geceler geçirdiği o harika çizimler ve modeller arasında buldu. O anki atmosfer, hayranlık uyandırıcıydı. Pelsinski, o anı şöyle anlatıyor: “Bir anda her şey yerine oturdu.” Bu tesadüfi karşılaşma, onun için sadece bir meslek seçimi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir keşif alanı ve tutkuyla bağlanacağı bir disiplini fark etmesi anlamına geliyordu.

Dört Toprağın Evi: Hindistan’da Sıkıştırılmış Toprak Şaheseri

Dört Toprağın Evi: Hindistan’da Sıkıştırılmış Toprak Şaheseri

Piyon Haber |

Dört Toprağın Evi: Hindistan’da Sıkıştırılmış Toprak Şaheseri

Ahmedabad’ın kurak çeperlerinde, 790 metrekarelik devasa bir alanda yükselen bu büyüleyici yapı, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda Hindistan’ın topraklarına kök salmış derin bir kimliğin modern bir ifadesi olarak öne çıkıyor. Hiren Patel Architects + Design (HPAD) tarafından tasarlanan “Dört Topraktan Doğan Ev” (A House Born of Four Soils) projesi, mimaride doğanın renk paletini ve dokusal zenginliğini sıra dışı bir yolla yorumluyor. Dört farklı bölgeden tedarik edilen kumların sıkıştırılmasıyla oluşturulan toprak duvarlarıyla, yapı adeta jeolojik bir tuval sunuyor.

Teknosfer Çağında Mimarlık: Geleceğin Yaşam Alanları Yeniden Tasarlanıyor

Teknosfer Çağında Mimarlık: Geleceğin Yaşam Alanları Yeniden Tasarlanıyor

Piyon Haber |

Teknosfer Çağında Mimarlık: Geleceğin Yaşam Alanları Yeniden Tasarlanıyor

Geleceğin şehirlerini, evlerini ve hatta yaşam tarzlarımızı düşündüğümüzde, mimarlığı hala sadece tuğla ve harçtan ibaret bir sanat dalı olarak mı görüyoruz? Oysa Piyon Editör olarak biliyoruz ki, çağdaş mimarlık, çoktan akıllı ağların, verilerin ve enerji sistemlerinin kalbine yerleşmiş durumda. Mimarlık, artık yalnızca fiziksel bir yapı ya da izole bir nesne olarak düşünülemez; karmaşık teknik ağlardan, verilerden ve enerji sistemlerinden bağımsız bir mimarlık anlayışı, sahici bir gelecek tasarımı olmaktan uzaktır. ArchDaily’nin geçtiğimiz Mart ayında odaklandığı “Teknosfer” teması, işte bu büyük dönüşümü, hem geniş kapsamlı hem de doğal olarak karmaşık bir konuyu masaya yatırdı. Jeobilimci Peter Haff’ın ortaya attığı Teknosfer kavramı, insan yapımı tüm artefaktların (alet, makine, yapı gibi insan eseri nesnelerin), makinelerin, verilerin ve enerji ağlarının bütününü tanımlar. Bu tanım, modern yaşamın makinelerle, veri akışlarıyla ve enerji şebekeleriyle derinleşimine iç içe geçtiği bir “teknolojik peyzaj"ın ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Bir tasarımcı olarak bu yeni peyzajı anlamak, geleceği şekillendirmek adına atacağımız ilk adım.

Bangkok’ta Oom Evi Yükseliyor: Kavisli Betonun Zarif Dansı

Bangkok’ta Oom Evi Yükseliyor: Kavisli Betonun Zarif Dansı

Piyon Haber |

Bangkok’ta Oom Evi Yükseliyor: Kavisli Betonun Zarif Dansı

Bangkok’un köklü yerleşim bölgelerinden birinde konumlanan Oom Evi, Anonym Studio tarafından tasarlanan büyüleyici bir eklentiyle hem genişliyor hem de mevcut mimariyle derin bir diyalog kuruyor. Bu yeni eklenti, sadece ek bir yaşam alanı yaratmakla kalmıyor; geleneksel konut tipolojilerini (yapı tiplerini) kavisli geometri ve mekansal süreklilik odaklı cesur bir yaklaşımla yeniden tanımlıyor. Anonym Studio mimarları, kentsel dokuya kusursuzca uyum sağlarken aynı zamanda modern ve akışkan bir yaşam alanı sunmayı hedeflemiş.

Gelecek Pandemiler: Mimarlık ve Halk Sağlığı El Ele

Gelecek Pandemiler: Mimarlık ve Halk Sağlığı El Ele

Piyon Haber |

Gelecek Pandemiler: Mimarlık ve Halk Sağlığı El Ele

COVID-19’un dünyayı sarstığı o günlerin üzerinden altı yıl geçti… Peki, bir sonraki küresel sağlık krizine ne kadar hazırız? Dünya Sağlık Örgütü, rehavete kapılmamamız gerektiği konusunda uyarıyor ve tüm paydaşlara önemli bir çağrıda bulunuyor: “Pandemi hazırlığı ve önleme konusunda topu düşürmeyin!” Biz mimarlar ve tasarımcılar, bu küresel çağrının en kritik muhataplarından biriyiz.

İnşa edilmiş çevrelerin nasıl işlediğini, deneyimlendiğini ve yönetildiğini iyi bilen uzmanlar olarak mimarlar, uzatılmış halk sağlığı acil durumlarında vazgeçilmez bir role sahibiz. Pandemi süreçleri, bir yandan şifa sunan mekanlar yaratırken, bir yandan da kontrol araçları olarak işlev gören mimari yaklaşımların karmaşık etkileşimini net bir şekilde gözler önüne serdi. Toplumları ve bireyleri bulundukları yerde güvende tutmak, artık çok sektörlü, disiplinlerarası bir yaklaşım gerektiriyor. Şu açıkça ortada: mimarlar ve halk sağlığı yetkilileri, bir sonraki pandemiye hazırlanmak için birlikte çalışmak ZORUNDA. Peki, bu elzem iş birliği gündemimizde mi?

Moore Stüdyoları DSDHA İmzasıyla Yenilendi: Sürdürülebilir Sanat

Moore Stüdyoları DSDHA İmzasıyla Yenilendi: Sürdürülebilir Sanat

Piyon Haber |

Moore Stüdyoları DSDHA İmzasıyla Yenilendi: Sürdürülebilir Sanatın Yeni Yüzü

Modern heykelin efsanevi ismi Henry Moore’un ruhu, İngiltere’nin Hertfordshire bölgesindeki Studios & Gardens’ında DSDHA imzalı bir yenilemeyle yeniden canlandı. Londra merkezli ödüllü mimarlık stüdyosu, Moore’un mirasını geleceğe taşıyan ve “zarif tutumluluk” (elegant frugality) ilkesini merkeze alan kapsamlı bir projeye imza attı. Eski bir tarım yapısı olan Sheep Field Barn’ı modern bir galeri ve atölye alanına dönüştüren bu titiz çalışma, Moore’un sanatını ve çalışma prensiplerini yeni nesillere aktarma misyonunu sürdürülebilir bir yaklaşımla harmanlıyor.

Diğer Etiketler