#Mimarlik Etiketi

Bu etikete sahip 301 yazı bulundu

Tarihi Tekstil Deposu Fraktal Tasarımla Halı Showroom’una Dönüştü

Tarihi Tekstil Deposu Fraktal Tasarımla Halı Showroom’una Dönüştü

Piyon Haber |

Tarihi Tekstil Deposu Fraktal Tasarımla Halı Showroom’una Dönüştü

Mumbai’nin kalbinde, bir zamanlar ‘Doğu’nun Manchester’ı’ denilen Girangaon bölgesinde, endüstriyel bir kabuğun içinde yepyeni bir ritim var. ROAR tasarım ofisi, Jaipur Rugs için eski bir pamuk deposunu adeta bir halıya dokur gibi fraktal geometriyle işlemiş. Victoria döneminin çelik kolonları, bugün el dokuması halıların sergilendiği kademeli kütlelere dönüşmüş.

Girangaon’un Endüstriyel Mirası

  1. yüzyılın sonlarında Mumbai’nin tekstil devriminin merkezi olan Girangaon, iplikhaneleri ve depolarıyla şehre “Doğu’nun Manchester’ı” unvanını kazandırmış. Bugün o eski değirmenlerin çoğu butik ofislere ve kültür merkezlerine dönüşmüş olsa da, bölge hâlâ o dönemin endüstriyel dokusunu taşıyor. Jaipur Rugs’ın burayı seçmesi tesadüf değil: kökleri el dokumacılığına dayanan bir marka için, endüstriyel geçmişle zanaatkâr bugünü aynı mekânda buluşturmak güçlü bir anlatı yaratıyor.

Tarihi Tekstil Deposu Fraktal Tasarımla Halı Showroom’una Dönüştü

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

Piyon Haber |

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

49 metrekare, bir tatil evi için yeterli mi? Hee House, bu sorunun cevabını İsveç’in Batı Kıyısı’nda veriyor: sınırlı alan, akıllı çözümlerle sonsuz bir mekân hissine dönüşebilir. Hamburgsund’un hemen güneyinde, çam ağaçları ve yıpranmış kayalarla çevrili düz bir arsada yükselen bu küçük yapı, Studio Ellsinger imzası taşıyor. Tasarım, bölgenin sert kıyı iklimine doğrudan yanıt veriyor; dayanıklı malzemeler ve dikkatli yönlendirme, rüzgar ve yağmura karşı etkili bir koruma sağlıyor.

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Piyon Haber |

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Çoğu mimar başkaları için mekan tasarlar. Bu işin doğası gereği böyledir: Bir briefing okur, müşterinin vizyonunu yorumlar ve birinin yaşamını yapılı çevreye dönüştürürsünüz. Ancak Calgary merkezli Little Giant stüdyosu, kendi çalışma alanını Vancouver Adası’nda, orman zemininin üzerinde tasarladığında, bu daha çok bir itiraf gibi hissettirmiş: “Biz aslında buna inanıyoruz.” İnandıkları şeyse, sessizliğin sadece iyi tasarımın bir faydası değil, bizatihi içeriğin kendisi olduğu.

Çekirdek Aile Kalıbı Sorgulanıyor: Konutta Yeni Dönem

Çekirdek Aile Kalıbı Sorgulanıyor: Konutta Yeni Dönem

Piyon Haber |

Çekirdek Aile Kalıbı Sorgulanıyor: Konutta Yeni Dönem

İki yatak odalı bir dairenin planı, taşınmadan önce her şeyi anlatır: Büyük oda, küçük oda, koridor, mutfak ve salon. Çekirdek aile bu plana göre yerleşir; ebeveynler büyük, çocuklar küçük odaya. Ama ilişkiler değiştiğinde ne olur? Bir çift ayrılır, bir arkadaş çocuk yetiştirmeye yardım eder, yaşlı bir ebeveyn taşınır veya iki hane birkaç yıl birleşip tekrar ayrılır. Bina bir asır ayakta kalırken, evin içindeki düzen sürekli değişir. Bu yazı, konut tasarımının çekirdek aile varsayımını nasıl sorguladığını ve alternatif modelleri inceliyor.

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Piyon Haber |

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Mimarlıkta sınırlar her zaman nettir: Duvarlar içeriyi dışarıdan ayırır. Ancak bazen tasarım, bu sınırı öyle bir noktaya taşır ki yapı, çevresinin bir parçası haline gelir. Evoke International Design’ın Vancouver’daki bu ek yapısı, tam da bunu başarıyor. Calgary’den Vancouver’a dönen ev sahipleri, 1912 tarihli Shaughnessy malikanesinin bahçesindeki ikincil konutu yeniden ele almış. Fotoğraflar: Ema Peter.

Zemin Seviyesinde Cam: Sınırın Eriyen Çizgisi

Şöyle düşünün: zeminden tavana uzanan camlar, doğrudan zeminle aynı hizada. Bu, geleneksel bir pencerenin asla yapamayacağı bir şey yapıyor: zemin düzlemi, duvarın ötesine geçip bahçeye doğru devam ediyormuş gibi algılanıyor. Oda, artık bir “kap” olmaktan çıkıyor. Bu etkiyi elde etmek hiç kolay değil; kusursuz bir geçiş illüzyonu, dikkatli bir inşaat süreci gerektiriyor. Evoke, Linden Construction ile birlikte drenajı ve eğimli bluestone terası tasarlayarak yağmur suyunun eşikten uzaklaşmasını sağlamış. Kıdemli tasarımcı Mauricio Marcantonio, alüminyum yerine çelik çerçeve kullanmayı tercih etmiş.

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Piyon Haber |

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Bir evin sadece dört duvar ve bir çatıdan ibaret olduğunu düşünenler, bu kitabı okumadan önce bir kez daha düşünmeli. Konut sorunu bugün yalnızca barınma ihtiyacı değil; toplumsal eşitsizlik, kentleşme ve iklim kriziyle iç içe geçmiş devasa bir mesele. İşte tam bu noktada, mimarlık literatürüne önemli bir katkı sunan Collective Living and the Architectural Imaginary adlı kitap, kolektif yaşamın mimari imgelemdeki karşılığını araştırıyor. Yayımlanır yayımlanmaz güncel tartışmalara ışık tutan bu çalışma, konutu bir başlangıç noktası alarak tasarımcıları “birlikte yaşamayı” yeniden düşünmeye davet ediyor.

Taller General: Kolektif Mimarlık Pratiğinin İç Yüzü

Taller General: Kolektif Mimarlık Pratiğinin İç Yüzü

Piyon Haber |

Kolektif Mimarlığın İnşası: Taller General Pratiği

Mimarlık stüdyoda başlar ama şantiyede şekillenir; Taller General bu gerçeği kuruluş felsefesi yapmış bir kolektif. Ekvador’un başkenti Quito’da 2017’de Martín Real ve Florencia Sobrero tarafından kurulan bu oluşum, konut, rehabilitasyon, sergi ve topluluk projeleri üretiyor. Ama onları farklı kılan ne bir yapı tipi ne de stil; “inşa etme biçimi” dedikleri kolektif bir yöntem. Mimarlar, inşaatçılar, zanaatkârlar, öğrenciler, organizasyonlar ve yerel halk sürecin içine girip çıkıyor; her proje, zaten orada olanla şekilleniyor. Bu felsefenin kökleri ise ofisin kuruluşundan daha eskiye, 2016’daki Ekvador depremine uzanıyor.

Toprağın Dijital Dili: 3D Baskı ile Yükselen Evler

Toprağın Dijital Dili: 3D Baskı ile Yükselen Evler

Piyon Haber |

Toprağın Dijital Dili: 3D Baskı ile Yükselen Evler

Bir ev düşünün: ne tuğla ne beton, yalnızca toprak ve bir robotun sabırla ördüğü katmanlar. İtalya’daki TECLA projesi, bu hayali gerçeğe dönüştürüyor. 2021’de Mario Cucinella Architects ve WASP tarafından tamamlanan yapı, ham toprak ve 3D baskının sınırlarını zorluyor. O günden bu yana teknoloji sessizce büyüdü; farklı kıtalardaki tasarım pratiklerine yayıldı. Peki, bu teknik gerçekten yeni bir zanaat anlayışı mı yaratıyor? Toprak yapı geleneği ile dijital hesaplamanın kesişiminde neler oluyor?

Modern Beton Kabuğunda Vahşi Tarih: Wild’s Collection

Modern Beton Kabuğunda Vahşi Tarih: Wild’s Collection

Piyon Haber |

Betonun Kabuğunda Saklı Vahşi Tarih

Beton, doğanın en zıt malzemesi gibi görünür. Peki ya içinde milyonlarca yıllık fosiller, bitki örnekleri ve doğal formlar barınırsa? İşte Aranya’nın Guangzhou Jiulong Lake’deki yeni projesi “A Perch” (Bir Tünek) içinde yer alan Wild’s Collection tam da bu tezat üzerine kurulu. Saha dökümü betonun ham yüzeyleri modern bir kabuk çizerken, içerideki sergi zamana meydan okuyor.

Aranya’nın Sıra Dışı Park Karmaşası

Jiulong Lake, Aranya’nın ilk yarı açık park ve ticaret kompleksi. Park ile ticaret iç içe geçmiş; geleneksel alışveriş merkezlerinin sıkıcı monotonluğuna adeta bir başkaldırı. Beton kütleler kendi dillerinde konuşuyor, soğukkanlılık peyzajın doğallığıyla dans ediyor. Bu zıtlık, alanı sıradan olmaktan çıkarıyor.

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Piyon Haber |

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Ya mimarlığın ilk planlarını çizenler, mikroskopla bile zor görülen canlılarsa? Beatriz Colomina ve Mark Wigley, yeni kitapları We the Bacteria: Notes Toward Biotic Architecture ile bu düşüncenin peşine düşüyor. Kitabın adı, Amerikan Anayasası’ndaki “We the People” ifadesine gönderme yapıyor; ancak burada ‘halk’ yerine ‘bakteriler’ var. Yazarlara göre, mimarlığı icat edenler aslında mikroplar. Bu iddia, mimarlık tarihini insan merkezli anlatıdan çıkarıp milyarlarca yıldır yaşamı ve çevreyi şekillendiren mikroorganizmaların perspektifine taşıyor.

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Piyon Haber |

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

British Columbia’nın Victoria kentine kısa bir mesafede, Saanich Inlet’e bakan bir yarımadada yükselen Little Giant Stüdyosu, ilk bakışta bir ağaç evi gibi görünüyor. Ancak bu izlenim, rastlantısal değil; yapının mimari kavramının doğrudan bir sonucu. Sedir ve Douglas köknarlarının arasında, yosunlu orman zemini üzerinde oturan 967 metrekarelik iki katlı yapı, doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünüyor. Little Giant’ın kurucusu ve yönetici ortağı Mark Burkart, projenin arkasındaki felsefeyi şöyle özetliyor:

Oyunun İşlevi: Luca Boscardin ile Tasarımda Hayal Gücü

Oyunun İşlevi: Luca Boscardin ile Tasarımda Hayal Gücü

Piyon Haber |

Oyunun İşlevi: Luca Boscardin ile Tasarımda Hayal Gücü

Oyuncaklar yalnızca çocuklara mı? Luca Boscardin bu soruya net bir “hayır” diyor. Venedik’te mimarlık okuyup grafik tasarıma geçen, bugünse Palazzo Grassi, La Triennale, Arte Sella ve Museo Pecci gibi kurumlarla çalışan Boscardin için oyun; bir eğlence değil, hayal gücünün özgürleştiği bir düşünme biçimi. Oyuncaklar, oyun alanları, kitaplar ve kamusal enstalasyonlarda bu düşünceyi somutlaştırıyor. İllüstratör ve eğitimci kimliğiyle de oyunbaz tasarımın eğitimden kentsel tasarıma kadar uzanan etkisini araştırıyor.

Karanlık Ahşap Barn: Polonya’da Ormanla Bütünleşen Ev

Karanlık Ahşap Barn: Polonya’da Ormanla Bütünleşen Ev

Piyon Haber |

Karanlık Ahşap Barn: Polonya’da Ormanla Bütünleşen Ev

Polonya’nın küçük bir kasabasında, çam ağaçlarının arasında kaybolmuş bir yapı var: A&A House. Rasztawicki Bielinski Mimarlık imzası taşıyan bu ev, geleneksel bir barnın (ahır) yalın silüetini alıp, karanlık ahşapla yeniden yorumluyor. Mimarların en radikal kararı ise siteyi temizlemek yerine, evi mevcut ağaçların arasına “sokmak”. Bu sayede yapı, ormanın bir parçası gibi duruyor; doğayla rekabet etmiyor, onunla birlikte nefes alıyor.

Karanlık Ahşabın Sessiz Cazibesi

Evin dış cephesi, üçgen çatılı, gösterişsiz bir hacim. Koyu tonlardaki ahşap kaplama, çam ağaçlarının gölgesinde neredeyse kamuflaj etkisi yaratıyor. Ancak bu karanlık, içeriye giren ışığı daha da değerli kılıyor. Özellikle üçgen alınlıktaki büyük pencere, adeta bir tablo gibi çevredeki ağaçları çerçeveliyor. Günün saatine göre değişen ışık oyunları, mekana sinematik bir hava katıyor. Burada mimari, manzarayı kesip ormanı içeri alıyor; ama hiçbir zaman doğaya müdahale etmiyor.

Minik Ev: 39 m²’ye Küvet, Bulaşık Makinesi ve 2 Yatak Odası

Minik Ev: 39 m²’ye Küvet, Bulaşık Makinesi ve 2 Yatak Odası

Piyon Haber |

Minik Ev: 39 m²’ye Küvet, Bulaşık Makinesi ve 2 Yatak Odası

Çoğu minik ev, konfordan ödün vermenizi ister. Ama Kanadalı Teacup Tiny Homes’ın Laurel modeli, bu ödünü tamamen reddediyor. 34 fitlik üç akslı bir treyler üzerinde 39 metrekarelik (423 ft²) bir alana; dört kişilik uyku düzeni, bulaşık makinesi, tam bir küvet ve gerçekten yaşanabilir bir alan sığdırmayı başarıyor. Üstelik bunu yaparken yolda da yasal.

Dış Cephe: Gösterişsiz Ama Zeki

Laurel’in dış cephesi, içeriye adım atmadan önce tonu belirliyor. Beyaz dikey kaplama ve siyah metal çatı, temiz ve modern bir görünüm sunuyor; gözü yormayan bir sadelik. 8,5 fit genişlik, standart yol yasal sınırları içinde kaldığı için, yeni bir alana taşımak özel izin ya da çekici sürücüsüyle gergin bir konuşma gerektirmiyor. Minik evlerde çoğu zaman unutulan bu pratiklik, Laurel’i bir adım öne çıkarıyor.

Barselona’ya Çelik Kafes ile Yeni Bir Giriş Kapısı

Barselona’ya Çelik Kafes ile Yeni Bir Giriş Kapısı

Piyon Haber |

Barselona’ya Çelik Kafes ile Yeni Bir Giriş Kapısı

Lojistik parkların girişleri genellikle kimliksiz, sadece araç geçişine yarayan ara yüzlerdir. Ancak Barselona’daki Zona Franca Lojistik Parkı için MIAS Architects’in tasarladığı yeni erişim kapısı, bu algıyı kökten değiştiriyor. Üçgen çelik kafesten oluşan fasetli hacim, yalnızca bir giriş değil; aynı zamanda bölgenin endüstriyel kimliğini yücelten bir mimari imza.

Geleneksel kapı tanımını bir kenara bırakan yapı, dikey yüzeylerdeki mesh kaplamalar ve tabelalarla parkın kurumsal kimliğini üzerinde taşıyor. Kafesin yoğunluğu yer yer artıp azalarak, adeta geometrik bir ritim oluşturuyor. Bu modülasyon, tasarımı statik bir kabuk olmaktan çıkarıp, neredeyse canlı bir doku gibi algılanmasını sağlıyor. Endüstriyel malzemenin ağırlığına rağmen, yapının organik bir esnekliğe sahipmiş gibi görünmesi işte bu detaydan geliyor.

İtalya Alpleri’nde Ahır İlhamlı Ağaç Ev: TreeBOX Deneyimi

İtalya Alpleri’nde Ahır İlhamlı Ağaç Ev: TreeBOX Deneyimi

Piyon Haber |

İtalya Alpleri’nde Ahır İlhamlı Ağaç Ev: TreeBOX Deneyimi

En iyi tasarım fikirleri nadiren sıfırdan başlar. Genellikle unutulmuş, kanıtlanmış bir şeyden yola çıkar ve “bunu daha ileri taşırsak ne olur?” diye sorar. Studio Officina82’nin TreeBOX projesi de tam olarak böyle bir sorunun ürünü. İtalya’nın Ligurya-Piedmont Alpleri’ndeki Garessio kasabasında, bir meşe ağacının dalları arasında yükselen bu ahşap sığınak, bölgeye özgü geleneksel saman ahırları olan “barchi"lerden ilham alıyor.

İtalya Alpleri’nde Ahır İlhamlı Ağaç Ev: TreeBOX

SIDELINED: Sporun Kazananları ve Kaybedenleri Yeniden Düşünmek

SIDELINED: Sporun Kazananları ve Kaybedenleri Yeniden Düşünmek

Piyon Haber |

SIDELINED: Sporun Kazananları ve Kaybedenleri Yeniden Düşünmek

Saha çizgileri, kural kitapları, skor tabelaları… Bunların hepsi birer tasarım ürünü; ama çoğumuz onları doğanın değişmez parçaları sanıyoruz. İşte Gabriel Fontana’nın Venedik Mimarlık Bienali’nde dile getirdiği “Spor tasarlanmış bir sistemdir” sözü, bu algıyı kökünden sarsıyor. Stadyumlar, formalar, ekipmanlar ve hatta kurallar; kültürel değerlerin cisimleştiği tasarım nesneleri. Ancak onları binaları ya da kamusal alanları eleştirdiğimiz gibi sorgulamıyoruz.

Bu sorgulama, Fontana’nın küratör Amanda Pinatih ile hazırladığı SIDELINED: A Space to Rethink Togetherness sergisinin temelini oluşturuyor. Rotterdam’daki Nieuwe Instituut’ta açılan son versiyon, 2025 Venedik Mimarlık Bienali’ndeki Hollanda Pavyonu ve İspanya’nın Logroño kentindeki Concéntrico Festivali’nden sonra çalışmanın üçüncü durağı. Serginin her tekrarı, sunulduğu mekâna göre yeniden şekilleniyor.

Florence ile 33 m² Tiny Home: Küçük Ev, Büyük Konfor

Florence ile 33 m² Tiny Home: Küçük Ev, Büyük Konfor

Piyon Haber |

Florence ile 33 m² Tiny Home: Küçük Ev, Büyük Konfor

Tiny home denince çoğumuzun aklına “küçücük bir kutuya sığdırılmış hayat” gelir; hep bir feragat, hep bir kısıt… Ama Alberta merkezli Teacup Tiny Homes’ın Florence modeli bu klişeyi tepetaklak ediyor. Üç akslı treyler üzerine kurulan eve adım attığınızda, 33 metrekarenin aslında ne kadar “yeterli” olabileceğini sorguluyorsunuz. Uzunluk 36 fit (11 metre), genişlik 8,5 fit (2,6 metre); yani çekilebilir tiny home’ların “iri” dediğimiz sınıfında. Ama mesele sadece ölçü değil; asıl iş, bu alanı planlı bir ev mantığıyla, fazlalığı ayıklayarak kurgulamakta. Florence’de her koridor, her geçiş, her duvar bir sonraki mekânı hazırlıyor.

Hanoi’deki 100 Pencereli Ev: Kaosun Mimariye Dönüşümü

Hanoi’deki 100 Pencereli Ev: Kaosun Mimariye Dönüşümü

Piyon Haber |

Hanoi’deki 100 Pencereli Ev: Kaosun Mimariye Dönüşümü

Bir binanın adı sizi durdurur: 100 Pencere. Ne “Pavyon Evi” gibi şiirsel bir isim, ne de “7 Numaralı Ev” gibi sıradan bir numara. Sadece bir sayı. Neredeyse kaba, hatta meydan okuyan bir ifade: ne alacağınızı tam olarak söylüyor. Ancak yapıyı gördüğünüzde, bu ismin aslında en mütevazı detay olduğunu fark ediyorsunuz. Hanoi merkezli mimarlık pratiği Inrestudio tarafından tasarlanan bu çok kuşaklı konut, terracotta tonlu çift katmanlı bir dış kabukla sarılı; üzerinde düzensiz ve birbirinden farklı açıklıklar yer alıyor. Pencereler aynı değil. Düzgün sıralar halinde değiller, rasyonel bir ızgaraya uymuyorlar. Cephede, bazıları büyük, bazıları küçük, bazıları kare, bazıları uzun, ama hepsi belirli bir niyetle yerleştirilmiş düşünceler gibi dağılmış.

Shenzhen’de Kıyıya Düşen Dev Beyaz Kütleler: MAD’ın Taş Müzesi

Shenzhen’de Kıyıya Düşen Dev Beyaz Kütleler: MAD’ın Taş Müzesi

Piyon Haber |

Shenzhen’de Kıyıya Düşen Dev Beyaz Kütleler: MAD’ın Taş Müzesi

Shenzhen’in kıyı şeridinde, suyun çekilmesiyle ortaya çıkmış gibi görünen devasa beyaz taşlar yükseliyor. Ama bu doğal bir manzara değil; MAD Architects’in sekiz yıldır üzerinde çalıştığı Shenzhen Bay Culture Square. 188.000 metrekarelik yapı, iş merkezi ile Talent Park arasındaki doldurma arazide, mangrov sulak alanlarının kıyısında konumlanıyor. Beyaz granit kütleler, yeşil yamaçlardan ayrı ayrı yükseliyor; aralarından körfez görünüyor. İlk izlenim, kırık bir siluetin doğal bir devinime sahip olduğu.

Diğer Etiketler