#Pasif-Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 3 yazı bulundu

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Piyon Haber |

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Viyana’nın yeni gelişen bölgesi Aspern Seestadt’da, Baumschlager Eberle Architekten tarafından tasarlanan 2226 Robin Seestadt Ofis Binası, iklimlendirme teknolojisi olmadan konfor sağlayan 2226 prensibinin bir örneği. Bu proje, sürdürülebilirlik, yaşam kalitesi ve ekonomik dinamizmi bir araya getiren bir mahalle vizyonunun parçası.

2226 Prensibi Nedir?

2226, binaların mekanik soğutma, ısıtma veya havalandırma sistemlerine ihtiyaç duymadan, yalnızca pasif tasarım stratejileriyle 22°C ile 26°C arasında sabit bir iç ortam sıcaklığı sağlamayı hedefler. Bu, kalın yalıtımlı duvarlar, yüksek termal kütle, optimize edilmiş pencere yerleşimi ve doğal havalandırma ile mümkün olur.

Dağ Manzaralı Ev: Çek Tasarımıyla Doğayla Bütünleşme

Dağ Manzaralı Ev: Çek Tasarımıyla Doğayla Bütünleşme

Piyon Haber |

Dağ Manzaralı Ev: Çek Tasarımıyla Doğayla Bütünleşme

Çek Cumhuriyeti’nin Klatovy kenti yakınlarında, orman kenarında bir ev düşünün: dağ siluetine bakan, neredeyse görünmez. Stempel & Tesar Architects’in tasarladığı bu aile evi, eğimli araziye gömülerek hem doğanın bir parçası oluyor hem de alt katını doğal olarak koruyor. İşte bu, ‘manzaraya saygı’nın somutlaşmış hali.

Araziyle Dans: Eğime Yerleşim

Projenin en güçlü yanı, topoğrafyayla kurduğu akıllı ilişki. Bina, yokuş aşağı inen bir forma sahip; ön cephede tek katlı gibi görünürken, arka cephede iki kata ulaşıyor. Bu strateji, yapının doğal peyzaj içinde kaybolmasını sağlıyor. Mimarlar, “doğanın bir parçası olma arzusuyla şekillendik” diyor.

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya

Piyon Haber |

Hava Akışıyla Şekillenen Mimarlık: Duvarın Ötesinde Bir Dünya

Mimarlık sadece taş ve çelikten ibaret sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Zihnimizde canlanan o heybetli yapılar, sağlam duvarlar ve ağırlığı taşıyan kirişler… Geleneksel mimarlık, katı olanın kalıcılığı ve kütlenin direnci üzerinden tanımlanır. Yapılar genellikle ağırlıkları, dirençleri ve somut formlarıyla öne çıkar. Hafiflikten bahsedildiğinde bile, bu çoğu zaman bir kesitin inceltilmesi veya yükün riskli bir şekilde azaltılması gibi “çıkarma” eylemi olarak anlaşılır.

Ancak, mimarlığın daha az görünür, izlemesi daha zor olan paralel bir tarihi daha var: İnşaatın ana malzemesinin mekanı doldurmak yerine içinden akıp geçen bir element olduğu, pek de bilinmeyen bir geçmişi var. Bu, duvara karşı duran değil, hava akışlarını, nemi ve ısıyı bizzat bir tasarım aracı olarak kullanan devrimci bir mimarlık anlayışıdır.

Diğer Etiketler