#Ses-Tasarimi Etiketi

Bu etikete sahip 4 yazı bulundu

Sydney’de 6.5 Metrelik Tahterevalli: Sanat ve Oyunun Dansı

Sydney’de 6.5 Metrelik Tahterevalli: Sanat ve Oyunun Dansı

Piyon Haber |

Sydney’de 6.5 Metrelik Tahterevalli: Sanat ve Oyunun Dansı

Kamusal sanat çoğu zaman durup bakmanızı ister. There, Now, Here ise bir tahterevalliye atlayıp dahil olmanızı istiyor. Brooklyn merkezli ikili Wade and Leta’nın 6,5 metre yüksekliğindeki kinetik enstalasyonu, Vivid Sydney kapsamında Circular Quay’de dönüyor, savruluyor ve sallanıyor. Rüzgar, motorlar ve gönüllü geçenlerin tahterevalliye binmesiyle hareket eden heykel, her an farklı bir ışık yakalıyor, sürekli hareket halinde, kelimenin tam anlamıyla canlı.

Kinetik Heykel: Sanat ve Oyunun Buluşması

İşte bu, görmekten keyif aldığım türden bir kamusal sanat. İpi çekilmiş, saygı duruşu bekleyen, belirli bir takdir pozisyonu dayatan değil; şehri gerçekten katılmaya davet eden bir iş. Bir sanat eserinin durumunu fiziksel olarak değiştirebilmek, sadece oturup yerden iterek, izleyici ile yazar arasındaki çizgiyi en güzel şekilde bulanıklaştırıyor. Çoğu kamusal enstalasyon bakılmakla yetinir. Bu ise hissedilmek istiyor. Bu ayrım göründüğünden daha önemli.

Evlerin Duyulmayan Dili: Akustik Tasarımla Mekanların Ruhunu Keşfedin

Evlerin Duyulmayan Dili: Akustik Tasarımla Mekanların Ruhunu Keşfedin

Piyon Haber |

Evlerin Duyulmayan Dili: Akustik Tasarımla Mekanların Ruhunu Keşfedin

Bir evin atmosferini gerçekten ne tanımlar? Genellikle ilk aklımıza gelenler malzeme paletleri, doğal ışık miktarı veya odaların genel yerleşimi olur. Ancak bir evin ruhunu oluşturan, çoğu zaman göz ardı edilen, hatta bilinçaltımızda işleyen çok daha derin bir boyut var: ses. Taş zeminde yankılanan ayak seslerinin ritmi, tekstil kaplı bir odanın sağladığı dingin sessizlik veya açık plan bir mekanda müziğin akışı… Tüm bunlar, yaşam alanlarımızın duyusal kimliğini şekillendiren, görselin ötesinde bir deneyim sunar. Mimariyi sadece gözlerimizle değil, kulaklarımızla da deneyimleriz. Evler, duyduklarımızla da yaşar ve nefes alır.

Bang & Olufsen Milano’da: Taşla Dans Eden Sesin Mimarisi

Bang & Olufsen Milano’da: Taşla Dans Eden Sesin Mimarisi

Piyon Haber |

Milan Tasarım Haftası’nın kalabalığında, gerçekten unutulmaz bir deneyim nadirdir. Oysa Bang & Olufsen ile Antolini’nin “Taş Ocağından Bahçeye: Güzel Sesin Şekli” enstalasyonu, adeta mekânın ruhuna dokunan, nedenini henüz anlayamadan sizi etkisi altına alan türden bir buluşma sunuyor. 1925 yılında kurulan Danimarkalı lüks ses markası Bang & Olufsen ile 70 yıllık geçmişe sahip Verona merkezli doğal taş şirketi Antolini arasındaki bu iş birliği, ilk bakışta beklenmedik gibi dursa da, gördüğünüzde her şey yerli yerine oturuyor. Her iki marka da malzemeye olan takıntılarını ve bir nesnenin sadece işlevsel değil, aynı zamanda ruhunuza dokunması gerektiği inancını paylaşıyor. Onları aynı odaya, hatta aynı bahçeye koymak, tasarımın estetik dış görünüşten öte, derin bir duygusal ve duyusal bağ kurma potansiyelini bir kez daha ortaya koyan kaçınılmaz bir adımdı.

B&O ve Antolini Milano’da: Taş, Ses ve Doğanın Sanatsal Diyaloğu

B&O ve Antolini Milano’da: Taş, Ses ve Doğanın Sanatsal Diyaloğu

Piyon Haber |

B&O ve Antolini Milano’da: Taş, Ses ve Doğanın Sanatsal Diyaloğu

Milano Tasarım Haftası, yeni ürünlerin yalnızca sergilendiği değil, aynı zamanda bütüncül bir yaklaşımla tasarlanmış, ilham veren enstalasyonlara dönüştüğü özel bir sahnedir. Ne yazık ki, birçok marka bu değerli potansiyeli çoğu zaman sadece sosyal medya beğenileri uğruna stilize edilmiş arka planlara indirgenerek heba edebiliyor. Ancak Danimarkalı elektronik devi Bang & Olufsen (B&O) ve İtalyan premium taş tedarikçisi Antolini, bu genellemeyi yıkan başarılı örneklerden biri olarak parlıyor.

Diğer Etiketler