#Sosyal-Etkilesim Etiketi

Bu etikete sahip 2 yazı bulundu

Sokaktan Milan’a: Atık Bambuyla Yaratılan Sosyal Satranç Devrimi

Sokaktan Milan’a: Atık Bambuyla Yaratılan Sosyal Satranç Devrimi

Piyon Haber |

Milan’da Bir Devrim: Hong Kong Sokaklarından Yükselen Sosyal Satranç Felsefesi

Milan Tasarım Haftası 2026, sadece yenilikçi tasarımlarla değil, aynı zamanda köklü bir felsefeyle geldi. Döngüsel tasarım stüdyosu reEDIT, Avrupa’daki ilk çıkışını yaparak “The Upcycled Gambit – Bamboo & Brew Satranç Masası Seti” ile satranç tahtasına bambaşka bir gözle bakmamızı sağladı. Isola’nın “No Space for Waste” (Atığa Yer Yok) sergisinde sergilenen reEDIT’in bu çalışması, Hong Kong sokaklarında günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş Xiangqi (Çin satrancı) oyunlarından ilham alıyor. Bu oyunların bir ritüele dönüştüğü ve kamusal alanların toplumsal etkileşimin merkezi haline geldiği sahneler, reEDIT’in tasarım felsefesinin kalbinde yer alıyor. Fabbrica Sassetti’de kurulan bu özel eser, kolektif hafızayı somutlaştırarak ziyaretçilerini bir araya gelmeye, oturmaya ve etkileşim kurmaya davet eden yaşanabilir bir objeye dönüşüyor.

OUTSIDERS: Şehirde Yalnızlığı Kucaklayan Esnek Tasarımlar

OUTSIDERS: Şehirde Yalnızlığı Kucaklayan Esnek Tasarımlar

Piyon Haber |

Şehirlerin kalabalık dokusunda, kendimize ait bir köşe bulmak neden bu kadar zor? Ya da daha da önemlisi, yalnızlığın bir tercih olabildiği esnek kamusal alanlar mümkün mü? Teknoloji her alanda hayatımızı optimize ederken, iyi tasarımın temel sorusu değişmiyor: “Yapabiliyor olmamız, yapmamız gerektiği anlamına gelir mi?” Bu soru, özellikle insan doğası ve çevresi arasındaki hassas denge söz konusu olduğunda daha da kritik hale geliyor.

lijestudio ve Amorf Praxis’in ortak projesi OUTSIDERS, tam da bu gerilimi odağına alıyor. Kamusal alanda var olma ihtiyacımızı, giderek kaybolan “üçüncü mekanlarımızı” (ev ve iş yerinin dışında kalan sosyal alanlar) yeniden hayal ederek sorguluyor. Hem bir fizibilite çalışması hem de bir malzeme keşfi niteliğindeki bu sergi, kamusal oturma elemanlarını birer araç olarak kullanarak, paylaşılan ortamlarda nasıl oturduğumuzu ve nelere öncelik verdiğimizi irdeletiyor. Dış mekan mobilyalarını statik altyapı parçaları yerine, modülerlik, yeniden kullanılabilirlik ve mekan duyarlılığı yoluyla mevcut geleneklere meydan okuyan adapte edilebilir sistemler öneriyorlar. Bu ilham verici yaklaşım, sadece işlevsel değil, aynı zamanda ruhumuza dokunan mekanlar yaratma potansiyelini gözler önüne seriyor.

Diğer Etiketler