#Surdurulebilir-Mimarlik Etiketi

Bu etikete sahip 23 yazı bulundu

Portland’da Savaş Sonrası Evden Stüdyoya: Gradient House

Portland’da Savaş Sonrası Evden Stüdyoya: Gradient House

Piyon Haber |

Portland’da Savaş Sonrası Evden Stüdyoya: Gradient House

Portland’ın St. Johns semtinde savaş sonrasından kalma sıradan bir ev, belki de hiç bu kadar konuşulmamıştı. Observation Studio’nun Gradient House’u, yıkılmadan dönüşmenin mümkün olduğunu gösteriyor; yaşam ve üretim alanlarını tek çatı altında toplayan bu müdahale, geçmişle gelecek arasında ince bir köprü kuruyor. Yapı, dereceli geçişlerle kurgulanmış bir ‘gradyan’ olarak hayat buluyor; St. Johns Köprüsü ve Willamette Nehri’ne bakan avlusu ise günümüzün bulanıklaşan çalışma sınırlarına mekânsal bir cevap niteliği taşıyor.

Elektrikler Kesilince Ev Nasıl Serin Kalır? Pasif Tasarımın Önemi

Elektrikler Kesilince Ev Nasıl Serin Kalır? Pasif Tasarımın Önemi

Piyon Haber |

Elektrikler Kesilince Ev Nasıl Serin Kalır? Pasif Tasarımın Önemi

Elektrikler kesildiğinde eviniz sizi kaç saat serin tutabilir? Klimanın uğultusu durunca geriye yalnızca duvarlar, pencereler ve boşluklar kalıyor. Ahmedabad yakınlarındaki Jalmanjar Çiftlik Evi, işte bu anı mimarlıkla karşılayan güncel bir örnek.

Soğutma Bir Zamanlar Cihaz Değildi

Soğutma, bir cihaz olmadan önce binanın entegre bir parçasıydı.

Klima icat edilmeden önce serinlemek, binanın kuruluşuna işlenen bir bilgiydi. Pencereler hakim rüzgarlara açılırdı; çünkü hava akımının evin içinde bir yola ihtiyacı vardı. Avlular gün boyu gölgeyi tutar, yaşam alanlarının yakınında daha serin bir bölge oluştururdu. Kalın duvarlar ısının geçişini yavaşlatır, derin saçaklar güneş kazanımını daha baştan engellerdi.

Bidi Bidi Sahne Merkezi: Mülteci Kampında Umut ve Yaratıcılık

Bidi Bidi Sahne Merkezi: Mülteci Kampında Umut ve Yaratıcılık

Piyon Haber |

Bidi Bidi Sahne Merkezi: Mülteci Kampında Umut ve Yaratıcılık

Bir mülteci kampında sahne sanatları merkezi mi? Kulağa imkânsız geliyor; ancak Uganda’daki Bidi Bidi, imkânsızı başarmanın tam adresi. Yüz binlerce insanın çatışmalardan kaçarak sığındığı bu bölgede, Bidi Bidi Sahne Sanatları Merkezi yalnızca bir bina değil; topluluğun ortak hafızasını canlandıran, yaratıcılığı ve dayanışmayı besleyen bir yaşam alanı olarak yükseliyor.

Bidi Bidi Sahne Merkezi: Mülteci Kampında Yaratıcılık

Kültürel Kimliğin Sığınağı

Bidi Bidi’de yaşayan topluluklar, sanat aracılığıyla hem geçmişlerini geleceğe taşıyor hem de yeni bir arada yaşam kültürü inşa ediyor. Merkez; müzik, dans ve tiyatro atölyeleri, performans alanları ve günlük buluşma noktalarıyla donatılmış bir “üretim ve ilham” kampüsü. Tasarımında yerel halkın beklentileriyle şekillenen katılımcı bir süreç benimsenmiş; böylece mekân, topluluğun gerçek sahipliğini kazanmış.

Geri Kazanılmış Malzemelerle Yükselen Göteborg Grand Central

Geri Kazanılmış Malzemelerle Yükselen Göteborg Grand Central

Piyon Haber |

Geri Kazanılmış Malzemelerle Yükselen Göteborg Grand Central

Bir istasyon binası yalnızca bir geçiş noktası mıdır? Göteborg Grand Central, bu soruya “yetmez” diyerek tarihe geçiyor. Reiulf Ramstad Arkitekter’in tasarladığı yapı, Västlänken hattının en görünür yüzü. Geri kazanılmış tuğla ve ahşabı kucaklayan proje, sürdürülebilirliği bir vitrin malzemesi olmaktan çıkarıp mekânın kendisine dönüştürüyor. Peki bu bina neden Türkiye’deki tasarımcılar için de bir dönüm noktası? Cevabı yazının sonunda.

8 Kilometrelik Altyapı Devrimi: Västlänken

Västlänken (Batı Bağlantısı), Göteborg’un toplu taşıma sistemini yeniden kurgulayan 8 kilometrelik bir yeraltı demiryolu hattı. Centralen, Haga ve Korsvägen istasyonlarını içeren hat, mevcut merkez istasyon ve Nils Ericson Terminali ile bütünleşiyor. Yoğun saatlerde rahatlama sağlaması ve şehirlerarası bağlantıları hızlandırması beklenen bu yatırım, bölgesel ulaşımın çehresini değiştirecek.

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Piyon Haber |

Bevel: Kuzey Amerika’nın En Yüksek Masif Ahşap Ofisi Bellevue’da

Bir ofis binası düşünün; nefes alan, dokununca sıcaklık hissettiren, hatta karbonu tutan bir yapı. Bevel, tam da bu iddiayla Bellevue’da, Washington’da yükseliyor. 12 katlı, 55 metrelik masif ahşap kule, Waugh Thistleton Architects ve Mithun ortaklığının imzasını taşıyor; Skanska ise geliştirici koltuğunda. Ağustos 2026’da kapılarını açtığında, Kuzey Amerika’nın en yüksek masif ahşap ticari ofis binası unvanını alacak. Bu rekor tek başına bile kıtada bir ilke işaret ediyor: Çok katlı ahşap yapılar şu ana dek çoğunlukla konut ve öğrenci yurtlarında boy gösterdi. Bevel ise Type IVB yapı kodunun (ABD’de ahşap yapıların yangın dayanımına göre sınıflandırıldığı sistem) sınırlarını zorlayarak ticari ofis yapısında çıtayı yükseltiyor.

Kuzey Kutbu’nda Doğanın İzinde: Ocean Stories Müzesi

Kuzey Kutbu’nda Doğanın İzinde: Ocean Stories Müzesi

Piyon Haber |

Kuzey Kutbu’nda Doğanın İzinde: Ocean Stories Müzesi

Arktik Okyanusu’nun kıyısında, zifiri karanlık kış gecelerinde bir ışık: Ocean Stories Müzesi. Transborder Studio, bu projede sadece bir sergi binası inşa etmemiş; aynı zamanda doğayla kurduğu diyalogla mimarlık pratiğine yeni bir soluk getirmiş. Ahşap, alüminyum ve yerel taşın dansı, bu zorlu coğrafyada nasıl bir yaşam alanına dönüşüyor? Gelin, adım adım inceleyelim.

Arktik’in Kalbinde Bir Kültür Adası

Ocean Stories Müzesi, adından da anlaşılacağı üzere okyanus hikayelerini anlatıyor. Peki bu hikayelerle dolu mekan, neden tam da Arktik’te konumlanmış? Çünkü bölge, iklim değişikliğinin en açık şekilde gözlemlendiği yerlerden biri. Burada yaşayan toplulukların denizle ilişkisi, ekosistemin kırılganlığı ve bilimsel veriler, Transborder Studio tarafından insan hikayeleriyle harmanlanarak bir sergi kurgusuna dönüştürülmüş. Yapı, yalnızca bir bina değil, ziyaretçiyi düşünmeye davet eden bir farkındalık platformu. Denize bakan konumu ise bu mesajı daha da güçlendiriyor.

Dar Parselde Modüler Çelik Akıllı Ev: Tayvan’dan MOM House

Dar Parselde Modüler Çelik Akıllı Ev: Tayvan’dan MOM House

Piyon Haber |

Dar Parselde Modüler Çelik Akıllı Ev: Tayvan’dan MOM House

Tayvan’ın Kaohsiung kentinde, dar bir çıkmaz sokağın ucunda, aslında bir evden fazlası duruyor: MOM House. Emekli bir anne ile iki yetişkin çocuğunun farklı yaşam ritimlerini tek bir çatı altında toplayan bu hafif çelik konut, aynı zamanda “Modüler Açık Model” (Modularized Open Model) ifadesinin bir prototipi. Supra-Simplicities ve KCCS imzalı proje, prefabrik çelik modüllerin konut ölçeğinde insancıl, esnek ve hızlı olabileceğini kanıtlıyor.

Mock-up’tan Eve Dönüşen Tuğla Yapı: Bricks House’un Hikayesi

Mock-up’tan Eve Dönüşen Tuğla Yapı: Bricks House’un Hikayesi

Piyon Haber |

Mock-up’tan Eve Dönüşen Tuğla Yapı: Bricks House’un Hikayesi

Mimarlık ofislerinde mock-up denilince akla ilk gelen, geçici bir deneme telaşıdır; model kurulur, ölçülür, biçilir ve sonunda ya sökülür ya da depoya kaldırılır. Peki ya o “geçici” şey, bir gün kapısında anahtar dönen bir yuvaya dönüşürse? Earthscape Studio’nun Bricks House projesi tam da bu sıra dışı dönüşümü yaşadı. Önce bir mock-up olarak tasarlanan tuğla kütle, süreç içinde gerçek bir eve evrildi. Bu yazıda, bir araştırma pratiğinin nasıl kalıcı bir mekân hikâyesine dönüştüğüne tanık olacağız.

Green Sandwich House: 1970’lerin Evi Yıkılmadı, Yeniden Doğdu

Green Sandwich House: 1970’lerin Evi Yıkılmadı, Yeniden Doğdu

Piyon Haber |

Green Sandwich House: 1970’lerin Evi Yıkılmadı, Yeniden Doğdu

Yıkım kararı çoktan verilmişti; ama HYAN’ın mimarları bu evde başka bir potansiyel gördü: Geçmişin izlerini taşıyan bir ‘yeşil sandviç’. Japonya’nın Kanagawa bölgesindeki Hayama tepelerinde, 1970’lerden kalma yıpranmış bir ahşap ev, yıkımın eşiğinden döndü. Tokyo merkezli mimarlık stüdyosu HYAN, bu yapıyı yıkmak yerine ‘miras alarak’ kendi ofisine ve yaşam alanına dönüştürdü. Sonuç, hem geçmişe saygı hem de çağdaş tasarım anlayışını birleştiren bir yeniden kullanım örneği.

Bambunun Politikası: Yerel Zanaatten Zamansal Altyapıya

Bambunun Politikası: Yerel Zanaatten Zamansal Altyapıya

Piyon Haber |

Bambunun Politikası: Yerel Zanaatten Zamansal Altyapıya

Bambu, anlaşılmadan övülür. Hızlı büyür, yapı kültürlerinin uzun bir geçmişini taşır ve mimariye anında ekolojik bir dil sunar. Fotoğraflarda neredeyse kendiliğinden açıklayıcı görünür: hafif, doğal, yenilenebilir ve zaten daha sürdürülebilir bir gelecekle uyumlu. Ancak bu görünür netlik, bambuyu kesin bir şekilde tartışmayı zorlaştıran şeydir. Çevresel sorumluluğun sembolü haline geldiğinde, malzemenin kendisi ürettiği imajın arkasında kaybolabilir.

Bambunun Çağdaş Dirilişi

Bu, bambunun çağdaş dirilişinin riskidir. Endüstriyel malzemelerin yeşil bir ikamesi, bölgesel bir atmosfer ya da çelik ve betonun sert dillerine daha yumuşak bir alternatif olarak hayal edilebilir. Her durumda, bambu koşulları anlaşılmadan takdir edilir. Daha önemli soru, bambunun genel anlamda sürdürülebilir olup olmadığı değil, hangi tür bir mimari kültür gerektirdiğidir: sürdürülebilirliğinin gerçek olması için hangi bilgi, bakım, düzenleme, emek ve zaman biçimlerine ihtiyaç vardır?

Fil Dışkısından Tuğlalarla Yükselen Goya Kulesi: Tayland’da Sürdürülebilir Mimarlık

Fil Dışkısından Tuğlalarla Yükselen Goya Kulesi: Tayland’da Sürdürülebilir Mimarlık

Piyon Haber |

Fil Dışkısından Tuğlalarla Yükselen Goya Kulesi: Tayland’da Sürdürülebilir Mimarlık

Tayland’ın güneyindeki Phang Nga bölgesinde filler, kültürel belleğin ve ekolojik peyzajın ayrılmaz bir parçası. Khao Chang (Fil Dağı) adlı kireçtaşı dağının, uzanmış bir file benzediği söylenir. İşte bu bağlamda, Bangkok Project Studio’dan Boonserm Premthada’nın tasarladığı Goya Kulesi, fil ile mimarlık arasındaki bağı somutlaştırıyor. Matalay Projesi’nin girişinde yükselen bu gözlem kulesi, bölgede doğan Goya adlı dişi filin anısına inşa edilmiş.

Doğayla İç İçe Bir Yükseliş

Goya Kulesi, ziyaretçileri silindirik kolonlar, kıvrımlı yürüyüş yolları, ışık ve gölge oyunlarıyla karşılıyor. Yukarı tırmandıkça yol, bahçe, orman, gökyüzü ve deniz manzaraları yavaş yavaş açılıyor. Deneyim sadece zirvede değil, tırmanışın ritminde de saklı.

Snøhetta’dan Kır Çatılı Kütüphane: Doğaya Saygılı Tasarım

Snøhetta’dan Kır Çatılı Kütüphane: Doğaya Saygılı Tasarım

Piyon Haber |

Snøhetta’dan Kır Çatılı Kütüphane: Doğaya Saygılı Tasarım

Kuzey Dakota’nın uçsuz bucaksız Badlands bölgesinde, çimenli bir tepe gibi yükselen Snøhetta imzalı Theodore Roosevelt Başkanlık Kütüphanesi, 4 Temmuz 2026’da kapılarını açıyor. 95.000 metrekarelik bu yapı, Theodore Roosevelt Ulusal Parkı’nın hemen yanında, kil, çimen ve açık gökyüzünden oluşan bir manzaradan adeta doğuyor. Burası, Amerika’nın kamu arazilerinin oluşumunda kilit rol oynayan bir coğrafya.

Roosevelt’in Mirası: Koruma Bilinci

Roosevelt, 1880’lerde Dakota Toprakları’na gelmiş, yıllarca çiftçilik, avcılık ve yazarlık yapmıştı. Batı ile bu karşılaşma, başkanlığını şekillendirdi. Başkan olarak yaklaşık 230 milyon dönüm kamu arazisini koruma altına aldı, ulusal ormanlar ve yaban hayatı sığınakları kurdu. Bu vahşi manzaraların korunması gerektiği fikrini yasalaştırdı.

Metabolist Mimarlıktan Esinlenen Düşük Etkili Kabin: Trestle Cabin

Metabolist Mimarlıktan Esinlenen Düşük Etkili Kabin: Trestle Cabin

Piyon Haber |

Metabolist Mimarlıktan Esinlenen Düşük Etkili Kabin: Trestle Cabin

Miller Hull Partnership, Washington’un zorlu arazisinde çevresel ayak izini minimize eden bir kabin prototipi geliştirdi. Proje, 1960’ların Metabolist mimarisinin kavramsal stratejilerini ödünç alarak, üstyapı ve modüllerden oluşan bir dil kullanıyor. Bu sayede yapı, zaman içinde değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabiliyor.

Uzun Vadeli Düşünme: Çevresel ve Ekonomik Sürdürülebilirlik

Proje, uzak bölgelerdeki gelişimin büyük yatırım ve çevresel etkisini kabul ederek, uzun vadeli bir strateji benimsiyor. Yapı, birden fazla nesil ve sahip boyunca güncelliğini koruyacak şekilde tasarlanmış. Bu yaklaşım, kaynak israfını azaltırken, kullanıcıların değişen yaşam biçimlerine esneklik sağlıyor.

Kutsal Peyzajlar: Ekolojik Zekanın Kadim Kökleri

Kutsal Peyzajlar: Ekolojik Zekanın Kadim Kökleri

Piyon Haber |

Kutsal Peyzajlar: Ekolojik Zekanın Kadim Kökleri

Mimarlık dünyası, ekolojik tasarımı sanki yeni keşfedilmiş bir kavrammış gibi sunuyor. Biyoçeşitlilik koridorları, rejeneratif peyzajlar, sünger şehirler ve insan-ötesi kentleşme… Tüm bunlar, çağdaş çevre krizlerine yanıt olarak ortaya atılan yenilikçi fikirler olarak lanse ediliyor. Oysa Hindistan ve SWANA bölgesinde, dini pratiklerle şekillenmiş peyzajlar, yüzyıllardır insan, su, bitki ve hayvan arasındaki ilişkileri düzenliyor.

Tarihsel Ekolojik Altyapı

Ekolojik performans bir tasarım metriği haline gelmeden çok önce, tapınak havuzları muson sularını depoluyor, kutsal koruluklar biyoçeşitliliği koruyor ve vaha yerleşimleri dünyanın en kurak ortamlarında hayatı sürdürüyordu. Bu mekânların çok azı açık çevresel hedeflerle ortaya çıktı; kültürel ve manevi pratiklerin ürünüydüler. Ancak çevresel mantıkları bugün hâlâ son derece güncel.

Bakterilerle Büyüyen Binalar: Mimarlıkta Devrim mi?

Bakterilerle Büyüyen Binalar: Mimarlıkta Devrim mi?

Piyon Haber |

Bakterilerle Büyüyen Binalar: Mimarlıkta Devrim mi?

Beton her yerde. Şu an baktığınız duvarlarda, ayaklarınızın altındaki zeminde, her sabah işe giderken gördüğünüz siluetlerde. Dünyanın en yaygın yapı malzemesi, aynı zamanda çevreye en çok zarar verenlerden biri. Çimento üretimi tek başına küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %8’inden sorumlu. Bu rakam, arabalar ve plastik pipetler hakkındaki daha gürültülü tartışmaların altında sessizce kaybolup gidiyor. Bu dengesizlik bana her zaman tuhaf gelmiştir ve üzerinde daha çok konuşmaya değer.

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Piyon Haber |

Isıtmasız Soğutmasız Ofis: 2226 Robin Seestadt

Viyana’nın yeni gelişen bölgesi Aspern Seestadt’da, Baumschlager Eberle Architekten tarafından tasarlanan 2226 Robin Seestadt Ofis Binası, iklimlendirme teknolojisi olmadan konfor sağlayan 2226 prensibinin bir örneği. Bu proje, sürdürülebilirlik, yaşam kalitesi ve ekonomik dinamizmi bir araya getiren bir mahalle vizyonunun parçası.

2226 Prensibi Nedir?

2226, binaların mekanik soğutma, ısıtma veya havalandırma sistemlerine ihtiyaç duymadan, yalnızca pasif tasarım stratejileriyle 22°C ile 26°C arasında sabit bir iç ortam sıcaklığı sağlamayı hedefler. Bu, kalın yalıtımlı duvarlar, yüksek termal kütle, optimize edilmiş pencere yerleşimi ve doğal havalandırma ile mümkün olur.

Okyanus Çöpüyle Yüzen Parlamento: Tasarım Manifestosu

Okyanus Çöpüyle Yüzen Parlamento: Tasarım Manifestosu

Piyon Haber |

Okyanus Çöpüyle Yüzen Parlamento: Tasarım Manifestosu

Çoğu mimar okyanus plastiğine bakıp bir kriz görür. Yufeng Tu ise bir yapı malzemesi gördü. Ocean Vortex adlı spekülatif yüzen parlamento, tam da bunu yapıyor – ve bunu yaparken, ele aldığı krizin yapıldığı malzeme haline geldiği bir sivil mimarlığın ne anlama gelebileceğini yeniden hayal ediyor. 2026 YAC Okyanus Parlamentosu yarışmasında finalist seçilen Ocean Vortex, özellikle Pasifik Okyanusu’nda biriken devasa çöp adalarına doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor. Tu, mimarlığı çevresel çöküşün uzak bir gözlemcisi olarak konumlandırmak yerine, onu sorunun tam merkezine – kelimenin tam anlamıyla içine – yerleştiriyor.

SSdH ile Mevcut Yapıların Gizli Potansiyelini Keşfedin

SSdH ile Mevcut Yapıların Gizli Potansiyelini Keşfedin

Piyon Haber |

SSdH ile Mevcut Yapıların Gizli Potansiyelini Keşfedin

Mimarlık artık sıfırdan inşa etmek değil, var olanı dönüştürmek demek. Malzeme, mekân ve tarih yeniden şekillenirken, Melbourne merkezli SSdH ofisi bu dönüşümün en cesur örneklerini sunuyor.

Mevcut Yapıları Aktif Özne Olarak Görmek

2020’de Todd de Hoog, Harrison Smart ve Jean-Marie Spencer tarafından kurulan SSdH, yenileme, genişletme ve uyarlamalı müdahale ölçeklerinde çalışıyor. Stüdyo, mevcut binaları pasif bir veri değil, aktif bir özne olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, malzeme ekonomisini ve işbirlikçi süreçleri ön plana çıkarıyor.

Okyanus Vorteksi: Atık Plastikten Yüzen Parlamento

Okyanus Vorteksi: Atık Plastikten Yüzen Parlamento

Piyon Haber |

Okyanus Vorteksi: Atık Plastikten Yüzen Parlamento

Pasifik Okyanusu’nun ortasında, çöp adalarının tam kalbinde yükselecek bir yapı hayal edin: geri dönüştürülmüş plastik varillerden oluşan, sarmal bir yüzen parlamento. Mimar Yufeng Tu’nun 2026 YAC Ocean Parliament yarışmasında finalist olan Ocean Vortex projesi, işte bu iddialı vizyonu somutlaştırıyor. Deniz kirliliği krizine dikkat çekmek için tasarlanan bu spekülatif yapı, mimarlığı bir çevresel farkındalık ve sivil diyalog aracına dönüştürüyor.

Sarmal Geometri ve İşlevsellik

Bina, dalga ve rüzgar hareketleriyle şekillenen bir girdap formu alıyor. Bu sarmal geometri, hem programı hem de sirkülasyonu düzenliyor; ziyaretçileri merkezdeki bir su avlusuna doğru yönlendiriyor. Farklı girişler, farklı kullanıcı gruplarının yapıya erişmesini sağlıyor: ziyaretçiler deniz kirliliği ve okyanus farkındalığına adanmış sergi ve müze alanlarına girerken, katılımcılar ve personel ayrı bir rota üzerinden parlamento ve toplantı alanlarına yöneliyor. Böylece kamusal eğitim ve sivil eylem, tek bir sürekli mekansal sistem içinde bir araya geliyor.

Köprü Kılığında Bir Ev: Hindistan’da Doğayla Dans Eden Tasarım

Köprü Kılığında Bir Ev: Hindistan’da Doğayla Dans Eden Tasarım

Piyon Haber |

Köprü Kılığında Bir Ev: Hindistan’da Doğayla Dans Eden Tasarım

Çoğu mimar, bir arsayı bölen yedi metre derinliğindeki bir kanyonu sorun olarak görür. Vinu Daniel ve stüdyosu Wallmakers ise bu kanyonda bir ev gördü. Maharashtra, Karjat’taki Bridge House, adının hakkını veriyor: 30 metre genişliğindeki bir su yolunun üzerine kurulu, altından kepçelerin geçebileceği bir hafta sonu evi. 2025’te tamamlanan 4.500 metrekarelik yapı, iki dereyle ayrılan iki parsel arasında sessiz ve neredeyse organik bir güvenle uzanıyor.

Diğer Etiketler