#Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 120 yazı bulundu

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Piyon Haber |

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Bir zamanlar kasaların ve evrak dosyalarının olduğu yerde, şimdi projektörler ve koltuğa gömülen seyirciler var. Kyoto’nun 55 yıllık Minami Kaikan sineması, 1993’te banka olarak inşa edilmiş bir binayı kendine yuva edindi. Tato Architects’in projesi, bu dönüşümü sadece bir işlev değişimi olarak değil, bir hafıza katmanı olarak ele alıyor. Peki, bir sinema salonunu bugün hâlâ özel kılan ne? İşte bu projenin cevaplamaya çalıştığı soru bu.

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

Piyon Haber |

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

49 metrekare, bir tatil evi için yeterli mi? Hee House, bu sorunun cevabını İsveç’in Batı Kıyısı’nda veriyor: sınırlı alan, akıllı çözümlerle sonsuz bir mekân hissine dönüşebilir. Hamburgsund’un hemen güneyinde, çam ağaçları ve yıpranmış kayalarla çevrili düz bir arsada yükselen bu küçük yapı, Studio Ellsinger imzası taşıyor. Tasarım, bölgenin sert kıyı iklimine doğrudan yanıt veriyor; dayanıklı malzemeler ve dikkatli yönlendirme, rüzgar ve yağmura karşı etkili bir koruma sağlıyor.

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Piyon Haber |

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Çoğu mimar başkaları için mekan tasarlar. Bu işin doğası gereği böyledir: Bir briefing okur, müşterinin vizyonunu yorumlar ve birinin yaşamını yapılı çevreye dönüştürürsünüz. Ancak Calgary merkezli Little Giant stüdyosu, kendi çalışma alanını Vancouver Adası’nda, orman zemininin üzerinde tasarladığında, bu daha çok bir itiraf gibi hissettirmiş: “Biz aslında buna inanıyoruz.” İnandıkları şeyse, sessizliğin sadece iyi tasarımın bir faydası değil, bizatihi içeriğin kendisi olduğu.

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Piyon Haber |

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Mimarlıkta sınırlar her zaman nettir: Duvarlar içeriyi dışarıdan ayırır. Ancak bazen tasarım, bu sınırı öyle bir noktaya taşır ki yapı, çevresinin bir parçası haline gelir. Evoke International Design’ın Vancouver’daki bu ek yapısı, tam da bunu başarıyor. Calgary’den Vancouver’a dönen ev sahipleri, 1912 tarihli Shaughnessy malikanesinin bahçesindeki ikincil konutu yeniden ele almış. Fotoğraflar: Ema Peter.

Zemin Seviyesinde Cam: Sınırın Eriyen Çizgisi

Şöyle düşünün: zeminden tavana uzanan camlar, doğrudan zeminle aynı hizada. Bu, geleneksel bir pencerenin asla yapamayacağı bir şey yapıyor: zemin düzlemi, duvarın ötesine geçip bahçeye doğru devam ediyormuş gibi algılanıyor. Oda, artık bir “kap” olmaktan çıkıyor. Bu etkiyi elde etmek hiç kolay değil; kusursuz bir geçiş illüzyonu, dikkatli bir inşaat süreci gerektiriyor. Evoke, Linden Construction ile birlikte drenajı ve eğimli bluestone terası tasarlayarak yağmur suyunun eşikten uzaklaşmasını sağlamış. Kıdemli tasarımcı Mauricio Marcantonio, alüminyum yerine çelik çerçeve kullanmayı tercih etmiş.

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Piyon Haber |

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Bir evin sadece dört duvar ve bir çatıdan ibaret olduğunu düşünenler, bu kitabı okumadan önce bir kez daha düşünmeli. Konut sorunu bugün yalnızca barınma ihtiyacı değil; toplumsal eşitsizlik, kentleşme ve iklim kriziyle iç içe geçmiş devasa bir mesele. İşte tam bu noktada, mimarlık literatürüne önemli bir katkı sunan Collective Living and the Architectural Imaginary adlı kitap, kolektif yaşamın mimari imgelemdeki karşılığını araştırıyor. Yayımlanır yayımlanmaz güncel tartışmalara ışık tutan bu çalışma, konutu bir başlangıç noktası alarak tasarımcıları “birlikte yaşamayı” yeniden düşünmeye davet ediyor.

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Piyon Haber |

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Pokémon deyince ekran başında hepimizin içini kıpır kıpır eden o sahneyi bilirsiniz: çimenlerin arasına fırlatılan kırmızı-beyaz top, üç kez sallanır ve o tatlı “yakaladım” tık sesiyle zaferi ilan eder. Bu sallanma, popüler kültürün en ikonik seslerinden biri oldu. Peki o hareketi tamamen çıkarıp yerine daha tuhaf, daha eski ve çok daha teatral bir top koyarsanız ne olur?

Maker Kiara’s Workshop tam da bunu yaptı: Arceus topunu (Arceus Ball) gerçek dünyada inşa etti. Bu proje, prop tasarımı, makine mühendisliği ve saf bir inatçılığın kesişiminde duruyor. İlk bakışta basit görünen bu iş, üç başarısız prototipin ardından asıl zorluğunu gösteriyor.

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

Piyon Haber |

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

McLaren’ın efsanevi W1 hypercar ve Speedtail modellerine imza atan João Dias ile Patrick Carton, şimdi bambaşka bir alanda boy gösteriyor: mobilya. Ancak bu, sıradan bir masa ya da bank değil; karbon fiber iskeleti ve titanyum detaylarıyla adeta bir süper otomobilin durağan hali. Ennua Element 01, “fonksiyonel sanat eseri” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

Her Çizgi Kendini Kanıtlıyor

Dias ve Carton, mobilya tasarımında en doğrudan aktarımın oranlara yaklaşımları olduğunu söylüyor. Süper otomobillerde olduğu gibi, Element 01’in formu yalnızca bir ifade aracı değil; her çizgi ve malzeme seçimi belirli bir görev üstleniyor. “Her çizgi kendini kanıtlamak zorunda; hiçbir şey sadece dekorasyon için eklenmiyor” diyorlar. Bu yaklaşım, günümüz mobilya tasarımındaki süsleme odaklı anlayışa adeta bir meydan okuma.

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

Piyon Haber |

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

Bir şehir, geçmişini silmeden geleceğini inşa edebilir mi? Rotterdam’da POST Kulesi, bu soruya verilmiş en cesur yanıtlardan biri. ODA New York, şehrin simge yapısı tarihi Postkantoor binasının hemen arkasında yükselen projenin ilk fazını tamamladı. Geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüyle, proje kentsel hafızanın sürekliliğine önemli bir katkı sunuyor.

Tarihi Bir Miras: Postkantoor’un Sembolik Değeri

Rotterdam’ın kalbinde yer alan Postkantoor, 1916-1923 yılları arasında mimar Gustav Cornelis Bremer tarafından tasarlanmış bir başyapıttır. 1940’taki Rotterdam Bombardımanı’ndan sağ kurtulan nadir yapılardan biri olan bina, kentin direnç sembolü olarak hafızalara kazınmış. Neredeyse tüm şehir merkezi yok olurken ayakta kalmayı başaran bu yapı, bugün yeni bir yaşam alanı olarak yeniden doğuyor.

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Piyon Haber |

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Ya mimarlığın ilk planlarını çizenler, mikroskopla bile zor görülen canlılarsa? Beatriz Colomina ve Mark Wigley, yeni kitapları We the Bacteria: Notes Toward Biotic Architecture ile bu düşüncenin peşine düşüyor. Kitabın adı, Amerikan Anayasası’ndaki “We the People” ifadesine gönderme yapıyor; ancak burada ‘halk’ yerine ‘bakteriler’ var. Yazarlara göre, mimarlığı icat edenler aslında mikroplar. Bu iddia, mimarlık tarihini insan merkezli anlatıdan çıkarıp milyarlarca yıldır yaşamı ve çevreyi şekillendiren mikroorganizmaların perspektifine taşıyor.

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Piyon Haber |

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

British Columbia’nın Victoria kentine kısa bir mesafede, Saanich Inlet’e bakan bir yarımadada yükselen Little Giant Stüdyosu, ilk bakışta bir ağaç evi gibi görünüyor. Ancak bu izlenim, rastlantısal değil; yapının mimari kavramının doğrudan bir sonucu. Sedir ve Douglas köknarlarının arasında, yosunlu orman zemini üzerinde oturan 967 metrekarelik iki katlı yapı, doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünüyor. Little Giant’ın kurucusu ve yönetici ortağı Mark Burkart, projenin arkasındaki felsefeyi şöyle özetliyor:

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Piyon Haber |

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Bir milyon pastel boncuğun içine atlayıp yüzmek ister miydiniz? Cj Hendry’nin New York’taki “Pastel” enstalasyonu tam da bunu vadediyor. Yukarı Doğu Yakası’ndaki Salon 94 Design, 6-16 Ağustos tarihleri arasında bu sıra dışı deneyime ev sahipliği yapıyor. Avustralyalı sanatçı, dev bir yüzme havuzunu yaklaşık bir milyon pastel renkli plastik boncukla doldurmuş. Ziyaretçiler, bu renkli denize dalıp hem eğleniyor hem de sanatla etkileşime geçiyor.

Oyun Alanından Sanat Mekânına

Hendry’nin ilham kaynağı, Brooklyn’deki Space Club adlı çocuk oyun alanındaki boncuk odası. Çocukların ve hatta yetişkinlerin kendilerini boncuk dolu tepsilere bırakıp hazine aramasından büyülenen sanatçı, bu deneyimi daha erişilebilir kılmak için “tepsi"yi yaklaşık 6 x 9 metre boyutuna ve 60 santimetreden fazla derinliğe genişletmiş. Hendry, “Düşündüğümde, tüm sergilerimde çocuksu ve oyunsu bir öğe var çünkü benim kafam hep orada” diyor.

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

Piyon Haber |

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

Şehir hayatının son mil sorununa çözüm ararken, kaldırımlarda bir başına terkedilmiş scooter’lara takılıp kalmak da cabası. Elektrikli scooter’lar pratikliğiyle hayatımıza hızla girdi; ancak bu hızlı giriş, güvenlik ve düzen açısından soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Second White imzalı VtoV 2000 konsepti, tam da bu karmaşada scooter’a olgun bir rol biçiyor.

Konsept: Scooter’ı Sisteme Dahil Etmek

Second White, VtoV 2000’i bir üretim prototipinden çok, elektrikli scooter’ın geleceği üzerine bir düşünce deneyi olarak konumlandırıyor. Ajansın temel argümanı şu: Eğer scooter’ları sadece bireysel tüketici ürünü olarak görmeye devam edersek, kargaşa ve kazalar kaçınılmaz. Oysa bu araçları toplu taşımayla entegre, paylaşıma açık ve kurala bağlanmış bir sistemin parçası hâline getirdiğimizde hem güvenlik hem de erişilebilirlik artar. Bu bakış açısı, scooter’ın kaldırım işgalinden kurtulup trafikte kendine saygın bir yer edinmesini sağlayabilir.

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Piyon Haber |

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Doğa, endüstriyel tasarımın en iyi örneklerini bizden çok önce tamamladı; insanlar ise hâlâ ona yetişmeye çalışıyor. Ross Lovegrove’un kariyeri bu görüşün yaşayan kanıtı. Ty Nant su şişesi donmak üzere olan bir su birikintisini, DNA Merdiveni gerçek bir çift sarmalı hatırlatıyor. Go Sandalyesi ise fabrikada kaynakla değil, laboratuvarda büyütülmüş gibi eğriliyor. Ona bir sandalye, şişe, merdiven ya da herhangi bir şey verin; içinde saklı organik formu mutlaka ortaya çıkarır.

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Piyon Haber |

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Sandalyeler yalnızca oturmak için midir? Yinka Ilori için kesinlikle değil. Nijerya kökenli İngiliz tasarımcı, kariyerinin ilk kapsamlı kitabı “Chairman” ile bu soruya hem görsel hem kavramsal bir yanıt veriyor. ORO Editions’tan 2026 sonbaharında çıkacak 120 sayfalık bu yayın, Ilori’nin on yılı aşkın sandalye odaklı pratiğinin izini sürüyor; bellek, göç, kimlik ve zanaat ekseninde.

Ilori, büyük ölçekli kamusal enstalasyonları ve renkli mimari projeleriyle uluslararası alanda tanınmadan çok önce, atılmış sandalyeleri toplayıp canlı renkler, desenli yüzeyler ve Nijerya’daki hikâye anlatıcılığı geleneklerinden beslenen anlatılarla dönüştürerek bir pratik inşa etti. “Chairman” bu erken dönem işlere geri dönüyor ve kullanılmış mobilyaların, Britanya-Nijerya mirası ile Londra’nın çok kültürlü dokusundan beslenen daha geniş bir tasarım dilinin temelini nasıl oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Piyon Haber |

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Her elinize aldığınız kitapta bir sır saklı. Sayfalardaki hikâye değil kastettiğim; sırtına gizlice işlenmiş, çoğu okurun hiç fark etmediği küçük bir zanaat eseri. Singapurlu sanatçı Adelene Koh, bu görünmez detayı “Endless” (2025) adlı dev heykeliyle gün yüzüne çıkarıyor. Kağıt, nakış ipi ve alüminyum telden örülen halka formu, ilk bakışta bir torusu anımsatıyor; ama aslında kitap ciltçiliğinin en mahrem öğesini görünür kılıyor.

2 Saniyede Elektro Gitara Dönüşen 3D Baskı Ukulele

2 Saniyede Elektro Gitara Dönüşen 3D Baskı Ukulele

Piyon Haber |

2 Saniyede Elektro Gitara Dönüşen 3D Baskı Ukulele

Her çocuk araba robotlara dönüşürken büyülenmiştir. Müzisyen ve maker Mattias Krantz da bu büyüden hiç çıkmadı; ama o, bir kamyonu Optimus Prime’a çevirmek yerine daha küçük ve CGI’sız başarılması çok daha zor bir hedefe kilitlendi: Ukuleleyi komutla tam boy bir elektro gitara dönüştürmek. Bu, aynı anda üç sorunu çözmek demekti: sapı yaklaşık 10 inç uzatmak, telleri akortta tutmak ve gövdeyi simetrik bir yumru yerine gerçek bir gitar formuna genişletmek. Her biri, tasarımcının deyimiyle “kendi başına bir kabus”.

Tekerlekli Küçük Ev Rogue Mini: Alan Küçük, Yaşam Büyük

Tekerlekli Küçük Ev Rogue Mini: Alan Küçük, Yaşam Büyük

Piyon Haber |

Tekerlekli Küçük Ev Rogue Mini: Alan Küçük, Yaşam Büyük

Küçük ev denince aklınıza hep bir fedakarlık mı geliyor? Wind River Built’in Rogue Mini’si bu fedakarlık algısını yıkıyor. Tennessee’de üretilen bu tekerlekli ev, metrekareyi bir kısıt olarak değil, bir tasarım manifestosu olarak ele alıyor. Son yıllarda yükselen küçük ev hareketi, çoğu zaman yaşam alanından ödün vermeyi gerektiriyor. Rogue Mini ise bu pazarlığa hiç girmiyor.

Cephede Sadelik, Arkasında Sağlamlık

Dışarıdan bakıldığında sade bir görünüm sunan Rogue Mini, board-and-batten kaplama ve eğimli çatı çizgisiyle tekerlekli bir konuttan çok daha kalıcı bir yapı izlenimi veriyor. Wind River Built, her zaman yenilikten ziyade kaliteli yapıya önem vermiş; Rogue Mini de bunun bir yansıması. Her bir detay özenle düşünülmüş, dış cephe “yenilikçi karavan” havasından uzak, gerçekten yaşanmak istenen bir ev görünümünde. Pencere doğramalarındaki ince işçilik, çatıdaki metal kaplama ve tekerleklerin gizlenmesi gibi unsurlar, yapının taşınabilir olduğunu neredeyse unutturuyor.

Bang & Olufsen Beosound Tableau: Hoparlör Değil, Ritüel

Bang & Olufsen Beosound Tableau: Hoparlör Değil, Ritüel

Piyon Haber |

Bang & Olufsen Beosound Tableau: Hoparlör Değil, Ritüel

Giriş: Hoparlör Neden Görünmez Olmak Zorunda?

Çoğu hoparlör görünmez olmak için tasarlanır. Bir rafa oturur, kitaplıkta kaybolur ya da dolaba saklanır. Ama Umeå Tasarım Enstitüsü mezunu Mårten Malmnäs, Bang & Olufsen iş birliğiyle geliştirdiği Beosound Tableau ile bu anlayışa meydan okuyor. Malmnäs bu duvar tipi ses objesini “müzik için bir şömine” olarak tanımlıyor. Sadece dinlemek için değil, yaşamak için bir enstrüman. Bu tanımı okuduğumda durup düşündüm: Bir hoparlör için daha isabetli bir benzetme duymamıştım.

1970’lerin Japon Evi Duvarları Yıkıp Işıkla Yeniden Doğdu

1970’lerin Japon Evi Duvarları Yıkıp Işıkla Yeniden Doğdu

Piyon Haber |

1970’lerin Japon Evi Duvarları Yıkıp Işıkla Yeniden Doğdu

Bir evi yenilemek, sıfırdan inşa etmekten çok daha zordur; başkasının kararlarını miras alırsınız ve onu dönüştürürken değerini korumanız gerekir. Tokyo’nun güneyindeki Hayama’da, 1970’lerden kalma bir evi kendi yaşamları için yenileyen Studio HYAN, bu zorluğu bir fırsata çeviriyor. Projenin sahipleri mimar Anna Naganuma ve tasarımcı Shohei Hasegawa, bu yaklaşımı “yıkım değil miras” olarak özetliyor.

Miras Alanı: Yıkım Yerine Potansiyel Okumak

Hasegawa’nın deyimiyle “1970’lerin evini korumak tek başına amaç değildi; mevcut yapının potansiyelini okumak ve bugünün yaşamına göre güncellemek istedik.” Bu net tavır, yenilemeyi nostalji ile yenilik arasında sıkışmaktan kurtarıyor. Pek çok yenileme projesi geçmişe takılıp kalır ya da her şeyi yenileyerek karakteri yok eder. Green Sandwich House ise neyi koruyacağını, neyi dönüştüreceğini çok iyi biliyor.

Gutai: Savaş Sonrası Japonya’da Yaratıcı Özgürlüğün Devrimi

Gutai: Savaş Sonrası Japonya’da Yaratıcı Özgürlüğün Devrimi

Piyon Haber |

Gutai: Savaş Sonrası Japonya’da Yaratıcı Özgürlüğün Devrimi

Savaş sonrası Japonya’nın en çılgın sanat hareketlerinden Gutai, hâlâ yaratıcılığın sınırlarını zorlayanlar için bir pusula. 1956’dan kalma bir fotoğraf karesinde Saburō Murakami, yumrukları ve omuzlarıyla bir dizi kağıt bölmeyi delip geçiyor. Yırtılan yüzeyler, onun hareketiyle bir anda sanat eserine dönüşüyor. Bu eylem, bir bedenin engelle karşılaşıp onu dönüştürmesinin saf bir örneği.

Tarihsel Bağlam: Yıkıntıdan Doğan Cesaret

Jirō Yoshihara’nın 1954’te kurduğu Gutai grubu, adını “somutluk” ya da “cisimleşme” kavramlarından alıyor. Bu isim, sanatçıların fiziksel dünyayla doğrudan temasa olan ilgisini ele veriyor. Savaşın yıkımı, imparatorluk projesinin çöküşü ve otoriter rejimin kısıtlamaları sonrasında toplum yeniden inşa edilirken, Yoshihara genç kuşağa şu çağrıyı yapıyor:

Diğer Etiketler