#Tasarim Etiketi

Bu etikete sahip 125 yazı bulundu

Chalet Mirabell: Güney Tirol’ün Çarpıcı Doğası Başrolde

Chalet Mirabell: Güney Tirol’ün Çarpıcı Doğası Başrolde

Piyon Haber |

Chalet Mirabell: Güney Tirol’ün Çarpıcı Doğası Başrolde

Lüksün tanımını “gösteriş değil manzara” olarak yapan bir otel: Chalet Mirabell. İtalya’nın kuzeyinde, Avusturya sınırındaki Güney Tirol, Alp ve Akdeniz kültürlerinin iç içe geçtiği nadir bölgelerden. Çoğu otel olanak yarışına girerken, bu tesis yalnızca 70 oda, süit ve villayla “doğayı içine çekme” fikrine odaklanıyor.

Mimari: Malzemenin Sessiz Gücü

Yerel kaynaklı ahşaptan inşa edilen yapılar, folklorik takıntılara sapmadan çağdaş bir çizgi yakalıyor. Geniş cam yüzeyler, içinde özel balkonlar barındıran derin çıkmalar ve eğime uyum sağlayan teraslı yerleşim, doğayı manzaraya dönüştürüyor. Aynı estetik, kayak merkezi yakınındaki Chalet Zuegg’de de sürüyor; kışın kayakla doğrudan erişilen bu mekânlar, loft tarzı konaklama ve samimi restoranlar sunuyor.

Hayatta Kalma Poetikası: Lina Bo Bardi’nin İlk Çin Sergisi

Hayatta Kalma Poetikası: Lina Bo Bardi’nin İlk Çin Sergisi

Piyon Haber |

Mimarlık yalnızca bina üretmek midir? Lina Bo Bardi’ye göre kesinlikle hayır. Onun için mimarlık, yaşamın ta kendisiydi; bir direniş biçimi, bir varoluş pratiğiydi. Şimdi bu büyük ustanın eserleri, ilk kez Çin’de, Şanghay’daki Power Station of Art (PSA) çatısı altında sergileniyor. “Hayatta Kalmanın Poetikası” başlıklı sergi, 25 Temmuz – 25 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Küratörlüğünü Renato Anelli üstlenirken, sergi tasarımını OPEN Architecture gerçekleştiriyor.

Sergi, Lina Bo Bardi’nin “çok katmanlı kişiliğini” gözler önüne seriyor. Ziyaretçiyi 20. yüzyıl Brezilya’sının gündelik gerçekliğine götürüyor. Klasik bir retrospektiften farklı olarak, ustanın hayatta kalma poetikasıyla bir karşılaşma yaşatıyor.

Sörf Tahtasından Cerno’ya: Nick Sheridan’ın Tasarım Yolculuğu

Sörf Tahtasından Cerno’ya: Nick Sheridan’ın Tasarım Yolculuğu

Piyon Haber |

Sörf Tahtasından Cerno’ya: Nick Sheridan’ın Tasarım Yolculuğu

Ahşap bir sörf tahtası, ölçüm bandı ve el aletleriyle şekillenir. Üstelik tamamen analog bir süreçle. Bu tahta, Cerno’nun kurucu ortağı Nick Sheridan için sadece bir hobi değil; aynı zamanda tasarım felsefesinin somut bir özeti. Mimarlık eğitimi, babasının zanaatkâr elleri ve sörf kültürü… Sheridan’ın tasarım dili, bu üç kaynağın kesişiminde filizleniyor. Peki bu yolculuk nerede başladı?

Babasının İzinde: Zanaat ve Mimarlık

Kaliforniya’da büyüyen Sheridan, Cal Poly Pomona’da mimarlık okurken modernizmin ve minimalizmin derin sularında yüzüyor. Mies van der Rohe ve Le Corbusier’den beslenen tasarımcı, asıl ilhamını ise çok daha yakında bulmuş: Babasının arka bahçedeki atölyesinde.

Godox C100: Analog Hissi Dijitalle Buluşturan Ekransız Kamera

Godox C100: Analog Hissi Dijitalle Buluşturan Ekransız Kamera

Piyon Haber |

Godox C100: Analog Hissi Dijitalle Buluşturan Ekransız Kamera

Son fotoğrafınızı çektikten sonra sonucu görmek için sabırsızlandığınız anı hatırlıyor musunuz? Filmli makinelerdeki o sihirli bekleme süreci, karanlık odada görüntünün belirişini izleme keyfi… Dijital çağ bu ritüeli elimizden aldı. Godox’un yeni ürünü C100 ise ekranı tamamen kaldırarak bu kayıp duyguyu geri getirmeye çalışıyor. Hem de yalnızca 45 dolarlık bir fiyat etiketiyle.

Sürprizin Dijital Çağda Kayboluşu

Son yıllarda analog fotoğrafçılığa ilgi yeniden alevlendi. Film satışları artıyor, eski makineler koleksiyoncuların gözdesi. İnsanlar dijitalin getirdiği hızdan ve kusursuzluk takıntısından kaçış arıyor. Godox C100, bu psikolojik ihtiyacı tasarımının merkezine koymuş. Çinli üretici, “form işlevi takip eder” ilkesini sonuna kadar uygulamış: dışarıdan baktığınızda bir kamera değil, adeta bir dürbün görüyorsunuz. Gövdenin neredeyse tamamını kaplayan dev vizör, tasarımın ana karakteri. Opak alt bölüm ise hem tutuş noktası hem de deklanşörü barındırıyor. Ekran ise bilinçli olarak yok. Çektiğiniz kareyi anında göremiyorsunuz; kartı bilgisayara takana kadar sonuç bir sürpriz olarak kalıyor. İşte bu bekleme süreci, fotoğraf çekmeyi yeniden bir ritüele dönüştürüyor.

Eccentrica V12 Roadster: Lamborghini Diablo’nun Tavanı Kesildi

Eccentrica V12 Roadster: Lamborghini Diablo’nun Tavanı Kesildi

Piyon Haber |

Eccentrica V12 Roadster: Lamborghini Diablo’nun Tavanı Kesildi

Monterey Car Week her yıl olduğu gibi bu yıl da otomotiv dünyasının en sıra dışı projelerine ev sahipliği yapıyor. Fakat Eccentrica’nın standında gördüğüm şey, “restomod” etiketini bir adım öteye taşıyan bir iş: Lamborghini Diablo’nun üstü açık bir versiyonu. Evet, tavan tamamen kesilmiş ve geriye kalan her şey yeniden düşünülmüş. Üstelik bu sadece bir ustalık gösterisi değil; aynı zamanda 1990’ların ham ruhunu modern çağa taşıyan bir saygı duruşu.

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Piyon Haber |

Banka Binadan Sinemaya: Kyoto’da Hafıza ve Yenilik

Bir zamanlar kasaların ve evrak dosyalarının olduğu yerde, şimdi projektörler ve koltuğa gömülen seyirciler var. Kyoto’nun 55 yıllık Minami Kaikan sineması, 1993’te banka olarak inşa edilmiş bir binayı kendine yuva edindi. Tato Architects’in projesi, bu dönüşümü sadece bir işlev değişimi olarak değil, bir hafıza katmanı olarak ele alıyor. Peki, bir sinema salonunu bugün hâlâ özel kılan ne? İşte bu projenin cevaplamaya çalıştığı soru bu.

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

Piyon Haber |

İsveç Kıyısında Kompakt Tatil Evi: Hee House’un Akıllı Tasarımı

49 metrekare, bir tatil evi için yeterli mi? Hee House, bu sorunun cevabını İsveç’in Batı Kıyısı’nda veriyor: sınırlı alan, akıllı çözümlerle sonsuz bir mekân hissine dönüşebilir. Hamburgsund’un hemen güneyinde, çam ağaçları ve yıpranmış kayalarla çevrili düz bir arsada yükselen bu küçük yapı, Studio Ellsinger imzası taşıyor. Tasarım, bölgenin sert kıyı iklimine doğrudan yanıt veriyor; dayanıklı malzemeler ve dikkatli yönlendirme, rüzgar ve yağmura karşı etkili bir koruma sağlıyor.

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Piyon Haber |

Orman Stüdyosu: Küçük Dev’in Sessiz Tasarımı ve Ötesi

Çoğu mimar başkaları için mekan tasarlar. Bu işin doğası gereği böyledir: Bir briefing okur, müşterinin vizyonunu yorumlar ve birinin yaşamını yapılı çevreye dönüştürürsünüz. Ancak Calgary merkezli Little Giant stüdyosu, kendi çalışma alanını Vancouver Adası’nda, orman zemininin üzerinde tasarladığında, bu daha çok bir itiraf gibi hissettirmiş: “Biz aslında buna inanıyoruz.” İnandıkları şeyse, sessizliğin sadece iyi tasarımın bir faydası değil, bizatihi içeriğin kendisi olduğu.

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Piyon Haber |

Sınırı Kaldıran Cam Tasarım: Vancouver’daki Bahçe Evi

Mimarlıkta sınırlar her zaman nettir: Duvarlar içeriyi dışarıdan ayırır. Ancak bazen tasarım, bu sınırı öyle bir noktaya taşır ki yapı, çevresinin bir parçası haline gelir. Evoke International Design’ın Vancouver’daki bu ek yapısı, tam da bunu başarıyor. Calgary’den Vancouver’a dönen ev sahipleri, 1912 tarihli Shaughnessy malikanesinin bahçesindeki ikincil konutu yeniden ele almış. Fotoğraflar: Ema Peter.

Zemin Seviyesinde Cam: Sınırın Eriyen Çizgisi

Şöyle düşünün: zeminden tavana uzanan camlar, doğrudan zeminle aynı hizada. Bu, geleneksel bir pencerenin asla yapamayacağı bir şey yapıyor: zemin düzlemi, duvarın ötesine geçip bahçeye doğru devam ediyormuş gibi algılanıyor. Oda, artık bir “kap” olmaktan çıkıyor. Bu etkiyi elde etmek hiç kolay değil; kusursuz bir geçiş illüzyonu, dikkatli bir inşaat süreci gerektiriyor. Evoke, Linden Construction ile birlikte drenajı ve eğimli bluestone terası tasarlayarak yağmur suyunun eşikten uzaklaşmasını sağlamış. Kıdemli tasarımcı Mauricio Marcantonio, alüminyum yerine çelik çerçeve kullanmayı tercih etmiş.

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Piyon Haber |

Konut Yalnızca Barınak Değil: Kolektif Yaşamın Mimari İmgelemi

Bir evin sadece dört duvar ve bir çatıdan ibaret olduğunu düşünenler, bu kitabı okumadan önce bir kez daha düşünmeli. Konut sorunu bugün yalnızca barınma ihtiyacı değil; toplumsal eşitsizlik, kentleşme ve iklim kriziyle iç içe geçmiş devasa bir mesele. İşte tam bu noktada, mimarlık literatürüne önemli bir katkı sunan Collective Living and the Architectural Imaginary adlı kitap, kolektif yaşamın mimari imgelemdeki karşılığını araştırıyor. Yayımlanır yayımlanmaz güncel tartışmalara ışık tutan bu çalışma, konutu bir başlangıç noktası alarak tasarımcıları “birlikte yaşamayı” yeniden düşünmeye davet ediyor.

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Piyon Haber |

Zıplayıp Duman Çıkaran Pokéball: Bir Maker’ın Başyapıtı

Pokémon deyince ekran başında hepimizin içini kıpır kıpır eden o sahneyi bilirsiniz: çimenlerin arasına fırlatılan kırmızı-beyaz top, üç kez sallanır ve o tatlı “yakaladım” tık sesiyle zaferi ilan eder. Bu sallanma, popüler kültürün en ikonik seslerinden biri oldu. Peki o hareketi tamamen çıkarıp yerine daha tuhaf, daha eski ve çok daha teatral bir top koyarsanız ne olur?

Maker Kiara’s Workshop tam da bunu yaptı: Arceus topunu (Arceus Ball) gerçek dünyada inşa etti. Bu proje, prop tasarımı, makine mühendisliği ve saf bir inatçılığın kesişiminde duruyor. İlk bakışta basit görünen bu iş, üç başarısız prototipin ardından asıl zorluğunu gösteriyor.

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

Piyon Haber |

Süper Otomobil Teknolojisiyle Tasarlanan Mobilya: Element 01

McLaren’ın efsanevi W1 hypercar ve Speedtail modellerine imza atan João Dias ile Patrick Carton, şimdi bambaşka bir alanda boy gösteriyor: mobilya. Ancak bu, sıradan bir masa ya da bank değil; karbon fiber iskeleti ve titanyum detaylarıyla adeta bir süper otomobilin durağan hali. Ennua Element 01, “fonksiyonel sanat eseri” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

Her Çizgi Kendini Kanıtlıyor

Dias ve Carton, mobilya tasarımında en doğrudan aktarımın oranlara yaklaşımları olduğunu söylüyor. Süper otomobillerde olduğu gibi, Element 01’in formu yalnızca bir ifade aracı değil; her çizgi ve malzeme seçimi belirli bir görev üstleniyor. “Her çizgi kendini kanıtlamak zorunda; hiçbir şey sadece dekorasyon için eklenmiyor” diyorlar. Bu yaklaşım, günümüz mobilya tasarımındaki süsleme odaklı anlayışa adeta bir meydan okuma.

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

Piyon Haber |

POST Rotterdam Kulesi: Tarihi Postane ile Modernite Buluşması

Bir şehir, geçmişini silmeden geleceğini inşa edebilir mi? Rotterdam’da POST Kulesi, bu soruya verilmiş en cesur yanıtlardan biri. ODA New York, şehrin simge yapısı tarihi Postkantoor binasının hemen arkasında yükselen projenin ilk fazını tamamladı. Geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüyle, proje kentsel hafızanın sürekliliğine önemli bir katkı sunuyor.

Tarihi Bir Miras: Postkantoor’un Sembolik Değeri

Rotterdam’ın kalbinde yer alan Postkantoor, 1916-1923 yılları arasında mimar Gustav Cornelis Bremer tarafından tasarlanmış bir başyapıttır. 1940’taki Rotterdam Bombardımanı’ndan sağ kurtulan nadir yapılardan biri olan bina, kentin direnç sembolü olarak hafızalara kazınmış. Neredeyse tüm şehir merkezi yok olurken ayakta kalmayı başaran bu yapı, bugün yeni bir yaşam alanı olarak yeniden doğuyor.

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Piyon Haber |

Bakteriler Mimarlığı İcat Etti: İnsan Sonrası Mimarlık

Ya mimarlığın ilk planlarını çizenler, mikroskopla bile zor görülen canlılarsa? Beatriz Colomina ve Mark Wigley, yeni kitapları We the Bacteria: Notes Toward Biotic Architecture ile bu düşüncenin peşine düşüyor. Kitabın adı, Amerikan Anayasası’ndaki “We the People” ifadesine gönderme yapıyor; ancak burada ‘halk’ yerine ‘bakteriler’ var. Yazarlara göre, mimarlığı icat edenler aslında mikroplar. Bu iddia, mimarlık tarihini insan merkezli anlatıdan çıkarıp milyarlarca yıldır yaşamı ve çevreyi şekillendiren mikroorganizmaların perspektifine taşıyor.

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

Piyon Haber |

Ağaçların Arasında Bir Tasarım Üssü: Little Giant Stüdyosu

British Columbia’nın Victoria kentine kısa bir mesafede, Saanich Inlet’e bakan bir yarımadada yükselen Little Giant Stüdyosu, ilk bakışta bir ağaç evi gibi görünüyor. Ancak bu izlenim, rastlantısal değil; yapının mimari kavramının doğrudan bir sonucu. Sedir ve Douglas köknarlarının arasında, yosunlu orman zemini üzerinde oturan 967 metrekarelik iki katlı yapı, doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünüyor. Little Giant’ın kurucusu ve yönetici ortağı Mark Burkart, projenin arkasındaki felsefeyi şöyle özetliyor:

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Piyon Haber |

Pastel: Cj Hendry’nin Milyon Boncuklu Dev Enstalasyonu

Bir milyon pastel boncuğun içine atlayıp yüzmek ister miydiniz? Cj Hendry’nin New York’taki “Pastel” enstalasyonu tam da bunu vadediyor. Yukarı Doğu Yakası’ndaki Salon 94 Design, 6-16 Ağustos tarihleri arasında bu sıra dışı deneyime ev sahipliği yapıyor. Avustralyalı sanatçı, dev bir yüzme havuzunu yaklaşık bir milyon pastel renkli plastik boncukla doldurmuş. Ziyaretçiler, bu renkli denize dalıp hem eğleniyor hem de sanatla etkileşime geçiyor.

Oyun Alanından Sanat Mekânına

Hendry’nin ilham kaynağı, Brooklyn’deki Space Club adlı çocuk oyun alanındaki boncuk odası. Çocukların ve hatta yetişkinlerin kendilerini boncuk dolu tepsilere bırakıp hazine aramasından büyülenen sanatçı, bu deneyimi daha erişilebilir kılmak için “tepsi"yi yaklaşık 6 x 9 metre boyutuna ve 60 santimetreden fazla derinliğe genişletmiş. Hendry, “Düşündüğümde, tüm sergilerimde çocuksu ve oyunsu bir öğe var çünkü benim kafam hep orada” diyor.

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

Piyon Haber |

VtoV 2000: Elektrikli Scooter İçin Olgun Bir Tasarım Önerisi

Şehir hayatının son mil sorununa çözüm ararken, kaldırımlarda bir başına terkedilmiş scooter’lara takılıp kalmak da cabası. Elektrikli scooter’lar pratikliğiyle hayatımıza hızla girdi; ancak bu hızlı giriş, güvenlik ve düzen açısından soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Second White imzalı VtoV 2000 konsepti, tam da bu karmaşada scooter’a olgun bir rol biçiyor.

Konsept: Scooter’ı Sisteme Dahil Etmek

Second White, VtoV 2000’i bir üretim prototipinden çok, elektrikli scooter’ın geleceği üzerine bir düşünce deneyi olarak konumlandırıyor. Ajansın temel argümanı şu: Eğer scooter’ları sadece bireysel tüketici ürünü olarak görmeye devam edersek, kargaşa ve kazalar kaçınılmaz. Oysa bu araçları toplu taşımayla entegre, paylaşıma açık ve kurala bağlanmış bir sistemin parçası hâline getirdiğimizde hem güvenlik hem de erişilebilirlik artar. Bu bakış açısı, scooter’ın kaldırım işgalinden kurtulup trafikte kendine saygın bir yer edinmesini sağlayabilir.

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Piyon Haber |

Ross Lovegrove’un KEF LS LUXE’si: Çakıl Taşı Gibi Hoparlörler

Doğa, endüstriyel tasarımın en iyi örneklerini bizden çok önce tamamladı; insanlar ise hâlâ ona yetişmeye çalışıyor. Ross Lovegrove’un kariyeri bu görüşün yaşayan kanıtı. Ty Nant su şişesi donmak üzere olan bir su birikintisini, DNA Merdiveni gerçek bir çift sarmalı hatırlatıyor. Go Sandalyesi ise fabrikada kaynakla değil, laboratuvarda büyütülmüş gibi eğriliyor. Ona bir sandalye, şişe, merdiven ya da herhangi bir şey verin; içinde saklı organik formu mutlaka ortaya çıkarır.

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Piyon Haber |

Yinka Ilori’nin ‘Chairman’ı: Sandalye, Bellek ve Kimlik

Sandalyeler yalnızca oturmak için midir? Yinka Ilori için kesinlikle değil. Nijerya kökenli İngiliz tasarımcı, kariyerinin ilk kapsamlı kitabı “Chairman” ile bu soruya hem görsel hem kavramsal bir yanıt veriyor. ORO Editions’tan 2026 sonbaharında çıkacak 120 sayfalık bu yayın, Ilori’nin on yılı aşkın sandalye odaklı pratiğinin izini sürüyor; bellek, göç, kimlik ve zanaat ekseninde.

Ilori, büyük ölçekli kamusal enstalasyonları ve renkli mimari projeleriyle uluslararası alanda tanınmadan çok önce, atılmış sandalyeleri toplayıp canlı renkler, desenli yüzeyler ve Nijerya’daki hikâye anlatıcılığı geleneklerinden beslenen anlatılarla dönüştürerek bir pratik inşa etti. “Chairman” bu erken dönem işlere geri dönüyor ve kullanılmış mobilyaların, Britanya-Nijerya mirası ile Londra’nın çok kültürlü dokusundan beslenen daha geniş bir tasarım dilinin temelini nasıl oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Piyon Haber |

Gözden Kaçan Kitap Detayı: Endband Artık Bir Heykel Oldu

Her elinize aldığınız kitapta bir sır saklı. Sayfalardaki hikâye değil kastettiğim; sırtına gizlice işlenmiş, çoğu okurun hiç fark etmediği küçük bir zanaat eseri. Singapurlu sanatçı Adelene Koh, bu görünmez detayı “Endless” (2025) adlı dev heykeliyle gün yüzüne çıkarıyor. Kağıt, nakış ipi ve alüminyum telden örülen halka formu, ilk bakışta bir torusu anımsatıyor; ama aslında kitap ciltçiliğinin en mahrem öğesini görünür kılıyor.

Diğer Etiketler