#Tasarim-Felsefesi Etiketi

Bu etikete sahip 73 yazı bulundu

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Piyon Haber |

Duchamp’ın Readymade Devrimi: Sanat ve Tasarımda Sınırları Yeniden Çizmek

Bir mutfak taburesinin üzerinde dönen bisiklet tekerleği. Gidecek bir yeri yok, sadece dönüyor. Bu basit ama derin sahne, Marcel Duchamp’ın sanat tarihinin geleneksel sınırlarını aşan en ikonik eserlerinden biri olan “Bisiklet Tekerleği"ni (Bicycle Wheel) akla getiriyor. Geleneksel bir heykel değil, salt bir obje de değil; bu eser, işlevsellik ile düşünce, eylem ile spekülasyon arasında askıda kalmış bir zihin oyunu sunuyor. 1917 tarihli, doksan derece döndürülmüş ve “R. Mutt” takma adıyla imzalanmış porselen pisuvar “Çeşme” (Fountain) ile birlikte, formun, yaratıcılığın ve anlamın nasıl anlaşıldığına dair, asla tam olarak çözülemeyen köklü bir değişimin fitilini ateşledi.

Suzuko Yamada: Paralel Melodilerle Mimarlığın Çok Sesli Orkestrası

Suzuko Yamada: Paralel Melodilerle Mimarlığın Çok Sesli Orkestrası

Piyon Haber |

Suzuko Yamada: Paralel Melodilerle Mimarlığın Çok Sesli Orkestrası

Japon mimarisinin sınırlarını zorlayan vizyoner isimlerden Suzuko Yamada, ilk kişisel sergisi ‘Paralel Melodiler’ ile TOTO GALLERY·MA’da mimarlık dünyasına yepyeni bir soluk getiriyor. Bu sergiyi, sadece tamamlanmış projelerin bir vitrini olmaktan öte, Yamada’nın sürekli evrilen fikirlerini ve mimarlığa dair derin felsefesini tek bir bütünsel deneyimde keşfetmek üzere mercek altına aldık. Zira Yamada, yapılı çevreyi durağan bir formlar bütünü olarak değil, aynı anda yankılanan farklı seslerin oluşturduğu zengin, dinamik bir alan olarak yeniden tanımlıyor. Bu taze ve radikal yaklaşım, mekanın algılanış biçimini kökten değiştirmeyi vadediyor.

Rams’ın Mirası Canlandı: Braun Atelier Hi-Fi Neden Hala Büyüleyici?

Rams’ın Mirası Canlandı: Braun Atelier Hi-Fi Neden Hala Büyüleyici?

Piyon Haber |

Rams’ın Mirası Canlandı: Braun Atelier Hi-Fi Neden Hala Büyüleyici?

Bir düşünün: Onlarca yıl sonra bile ilk günkü kadar taze, ilk günkü kadar etkileyici kalan bir tasarım. İşte Dieter Rams’ın efsanevi Braun Atelier Hi-Fi serisi tam da böyle bir miras. Vintage tasarım avcılarının rüyası olan bu serinin eksiksiz bir örneği, yakın zamanda De Mauricio adlı yeniden satış platformu sayesinde gün yüzüne çıktı ve tüm tasarım dünyasını, özellikle de biz Piyon Editörleri’ni, heyecanlandırdı. 1979’da tasarlanan ve 1980’lerden 1991’e kadar üretilen bu ikonik hi-fi sisteminin bileşenlerini ayrı ayrı bulmak bile başlı başına bir başarıyken, tüm parçalarını –üstelik orijinal kaidesiyle birlikte– eksiksiz bir şekilde bir araya getirilmiş haliyle görmek, gerçekten bir tasarım mucizesi.

Ernö Askılığı: Michael Marriott’tan Plastik Malzemenin Gerçek Sesi

Ernö Askılığı: Michael Marriott’tan Plastik Malzemenin Gerçek Sesi

Piyon Haber |

Ernö Askılığı: Michael Marriott’tan Plastik Malzemenin Gerçek Sesi

Bir askılık, sadece bir askılık mıdır? Yoksa tasarım felsefesinin, malzeme dürüstlüğünün ve mühendislik zekasının birleştiği bir manifesto olabilir mi? Günlük hayatımızın sıradan kahramanlarından biri olan duvar askılıkları, aslında sessiz sedasız bir evrim geçirirken, endüstriyel tasarımın temel ilkelerini yansıtan ilginç bir serüvene sahip. Eskiden ahşabın sıcaklığı ya da metalin sağlamlığıyla şekillenen bu basit objeler, malzemelerinin doğası gereği belirli formlara bürünür, hem estetiği hem de işleviyle doğal bir denge kurarlardı.

Your Voice: Susturulan Seslere Fısıldayan Devrimci Tasarım

Your Voice: Susturulan Seslere Fısıldayan Devrimci Tasarım

Piyon Haber |

Susturulan Seslere Fısıldayan Tasarım: Your Voice

Sabah rutininizde bir yabancıya “günaydın” demek ya da yol tarifi sormak, çoğumuz için nefes almak kadar doğal, üzerinde düşünmeye değmeyecek basit eylemlerdir. Ancak dünya genelinde milyonlarca insan için, konuşma engelleri veya tam sessizlik nedeniyle bu anlar ya imkansız bir çabaya dönüşür ya da derin bir hayal kırıklığı yaratır. Mevcut yardımcı iletişim araçları – mobil uygulamalardan harf panolarına kadar – ne yazık ki iletişimi basitleştirmek yerine çoğu zaman yavaşlatır, araya o can sıkıcı “duraklama” hissini sokar. İşte tam da bu noktada, tasarımcı Ivana Nedeljkovska, “Your Voice” adını verdiği çığır açıcı konseptiyle sahneye çıkıyor ve sessizliği tarihe gömmeye hazırlanıyor. Temel aldığı önerme ise şaşırtıcı derecede basit: Vücudumuz ses çıkmasa bile her zaman konuşmaya çalışır. Nedeljkovska’nın amacı, zihnin denediği iletişimi, araya başka bir ekran veya klavye arayüzü sokmadan, vücudun doğal çabalarıyla doğrudan gerçek iletişime dönüştürmek. Bu, sadece bir cihaz değil, bir köprü inşa etmek demek.

Barry Ginder: Mimarlık ve Sanatın Kesiştiği Derin Hikayeler

Barry Ginder: Mimarlık ve Sanatın Kesiştiği Derin Hikayeler

Piyon Haber |

Barry Ginder: Mimarlık ve Sanatın Kesiştiği Derin Hikayeler

Sanat ve mimarlığın sınırlarını cesurca zorlayan, Philadelphia merkezli mimar ve sanatçı Barry Ginder, eserlerine yaklaşımını kökten değiştiren bir dönüm noktasını paylaşıyor. Temple Üniversitesi’nde mimarlık öğrencisiyken, sanat profesörü Larry Spaid’in etkisi, onun yaratıcı felsefesinin temelini attı. Spaid’in “tüm yüzeyi tekrar tekrar işleyip, denge anı yakalanana kadar eseri rafine etme” metodu, Ginder için mimarlık ve sanatı, etrafındaki dünyayı belgelemek için doğal birer araca dönüştürdü. Yapısal bilgi birikimine dayalı olsa da, Ginder’ın sanatı birebir temsilden uzaklaşır; kent manzaralarının soyut yorumları, adeta hareketle titreşen geometrik formlara bürünür.

Milan 2026: SolidNature ve OMA/AMO’dan Taşın Ebedi Mirası

Milan 2026: SolidNature ve OMA/AMO’dan Taşın Ebedi Mirası

Piyon Haber |

Milan 2026: SolidNature ve OMA/AMO’dan Taşın Ebedi Mirası

Milan Tasarım Haftası 2026, tasarım dünyasında yeni ufuklar açmaya hazırlanırken, SolidNature ve OMA’nın düşünce kuruluşu AMO’nun ortak projesi “Il Sonno” (Uyku) ile gündelik alışveriş deneyimine radikal bir yorum getiriyor. Designboom’un özel röportajıyla gün yüzüne çıkan bu vizyoner enstalasyon, sıradan süpermarket raflarını jeolojik bir zaman yolculuğuna dönüştürerek tüketim kültürümüzü kökten sorguluyor.

Sıradan ev eşyalarının yerini özenle işlenmiş taş eserlerle değiştiren “Il Sonno”, tek kullanımlık tüketim kültürüne cesurca meydan okuyor. Bu sergi, modern tüketimin getirdiği hız ve israf yerine, farkındalığın ve kalıcılığın esas alındığı yeni bir perspektife davet ediyor. Yalnızca bir sergi değil; materyallerle kurduğumuz ilişkiyi, eşyaların yaşam döngüsünü ve tasarımın gezegenimiz üzerindeki derin etkisini yeniden gözden geçirmemiz için sarsıcı bir çağrı.

Dijital Mimarlık: İnşa Edilemeyen Rüyaların Sınırsız Ütopyası

Dijital Mimarlık: İnşa Edilemeyen Rüyaların Sınırsız Ütopyası

Piyon Haber |

Sonsuzluğa Açılan Kapılar: Hayalden Öte Mekanlar

Bazen öyle anlar olur ki, gözümüzün önüne gelen görüntüler sanki daha önce bulunduğumuz, ancak hafızamızın derinliklerine gömülmüş yerleri anımsatır. Bir havuz, kusursuz bir dinginlik içinde durur; bir merdiven, belirsiz bir hedefe doğru yükselir. Güneş ışığıyla parlayan, içini berrak mavi su basmış, alışılmadık bir metro vagonu… Mekanın kendisi yabancı gelse de, ışıklandırma tanıdık, hatta biraz da nostaljiktir. İşte tam da bu hislerle Dreamscapes & Artificial Architecture kitabı, ilk bakışta mimari gibi görünen, ancak yer çekiminin isteğe bağlı olduğu ve ölçek algısının kaybolduğu iç mekanlar ve manzaralar arasında benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. Piyon Editör olarak, bu rüyaların peşine düşmek, dergimizin ruhuna işlemek gibi geliyor.

Nöroestetik: Mekanlar İnsan Zihnine Nasıl Dokunur, Neden Önemli?

Nöroestetik: Mekanlar İnsan Zihnine Nasıl Dokunur, Neden Önemli?

Piyon Haber |

Nöroestetik: Mekanlar Zihnimize Nasıl Fısıldar?

İç mimarlık dünyasında rüzgarlar sürekli eser, trendler gelip geçicidir. Peki ya mekanların sadece görsel birer podyumdan ibaret olmadığını bilseydik? Evlerimiz, ofislerimiz ve kamusal alanlarımız; yani hayatımızın sahnesi olan her bir köşe, gelip geçici modaların ötesinde, zihnimizi ve ruhumuzu gerçekten besleyecek bir derinlikle tasarlanamaz mı? Bir mekana adım attığımızda hissettiğimiz dinginlik veya ilham, duvarların renginden, ışığın gelişinden mi ibaret? Yoksa bilim, bu hislerin ardındaki gizli mimarı bize mi fısıldıyor?

Festool Toz Toplamayı Işınlanma ile Çözüyor: Gelecek mi Şaka mı?

Festool Toz Toplamayı Işınlanma ile Çözüyor: Gelecek mi Şaka mı?

Piyon Haber |

Festool Toz Toplamayı Işınlanma ile Çözüyor: Gelecek mi Şaka mı?

Atölye ortamlarının ve endüstriyel çalışma alanlarının en eski, en inatçı sorunlarından biri nedir diye sorsak, çoğu profesyonelin cevabı muhtemelen “toz” olacaktır. Sürekli bir mücadele, temizlik için harcanan zaman, sağlık riskleri ve ekipman bakımı… İşte tam da bu noktada, Alman mühendislik devi Festool, sadece toz toplama sorununa değil, zaman ve uzay algımıza da meydan okuyan, iddialı bir “çözüm” ile gündeme geldi: Hortumları tamamen ortadan kaldıran, yapay zeka destekli bir toz ışınlama sistemi.

Weronika Gęsicka: Bilginin Sınırlarını Zorlayan Bir Sanatçı

Weronika Gęsicka: Bilginin Sınırlarını Zorlayan Bir Sanatçı

Piyon Haber |

Weronika Gęsicka: Bilginin Sınırlarını Zorlayan Bir Sanatçı

Akıp giden bilgi selinde, gerçekle kurguyu ayırt etmek bir navigasyon sanatına dönüştü. Tam da bu kritik eşikte, Polonyalı görsel sanatçı Weronika Gęsicka, “Ansiklopedi” adını verdiği çarpıcı projesiyle bilginin otoritesini ve güvenilirliğini masaya yatırıyor. Hem fotoğrafik bir deneme hem de bir sanatçı kitabı olarak tasarlanan bu çalışma, kolektif hafızamızın ve hakikat algımızın ne kadar kırılgan olabileceğini keskin bir dille gözler önüne seriyor.

Sıradan Bilgiye Radikal Bir Bakış: Ansiklopedi’nin Doğuşu

Gęsicka’nın “Ansiklopedi"si, alışılagelmiş bilgi kaynaklarının kutsal addettiğimiz temel taşlarını yerinden oynatıyor. Proje, gerçek ansiklopediler, sözlükler ve hatta Wikipedia gibi saygın kaynaklardan türetilmiş yüzlerce kurgusal girişi bir araya getiriyor. Ancak bu girişler, manipüle edilmiş stok fotoğraflar ve yapay zeka tarafından üretilmiş görüntülerle illüstre edilerek, okuyucuyu zihinsel bir satranç oyununa davet ediyor, gerçeklik algısını ustaca manipüle ediyor.

Yüzen Mimari: Su Üzerinde Yaşamın Geleceği ve Dönüşen Kentler

Yüzen Mimari: Su Üzerinde Yaşamın Geleceği ve Dönüşen Kentler

Piyon Haber |

Yüzen Mimari: Su Üzerinde Yaşamın Geleceği ve Dönüşen Kentler

Bir düşünün: Kentlerimiz yükselen sularla çevrelenirken, geleceğin yaşam alanları karada değil, suyun o uçsuz bucaksız, dinamik yüzeyinde şekilleniyor. Geleneksel mimarinin sağlam temellerine meydan okuyan yüzen yapılar, sadece bir mühendislik harikası değil, aynı zamanda iklim krizine karşı bir direniş ve adaptasyon manifestosu sunuyor. Suyun akıntılarına, gelgitlerine ve seviye değişimlerine uyum sağlayabilen bu esnek yapılar, mimarlıkta ezber bozan bir dönemin habercisi. Biz de “Piyon” olarak bu dönüşümü yakından inceliyor, suyun üzerinde yükselen bu yeni çağı mercek altına alıyoruz.

Yeryüzüyle Dans: Mimarlıkta Hafifliğin Yeniden Tanımı

Yeryüzüyle Dans: Mimarlıkta Hafifliğin Yeniden Tanımı

Piyon Haber |

Yeryüzünün ağırlığını omuzlarımızda hissetmek yerine, göğe yükselmek… Bu, mimarlığın kadim rüyası değil midir? İnsanlık tarihi boyunca, gezegenimizin çekim gücüne meydan okuma arzusu, düşüncelerimizi ve eylemlerimizi derinden etkiledi. Filozof Gaston Bachelard, “Hava ve Rüyalar” adlı eserinde, insan hayal gücünün yükselme, süzülme ve toprağın sınırlayıcı çekiminden kurtulma dürtüsüyle şekillendiğini yazar. Ona göre hava, hayal gücünü verilenle yetinmek yerine, onu bozmaya, yeniden icat etmeye ve ötesine geçmeye davet eder. Bu bağlamda, hafiflik sadece fiziksel bir durum değil, aynı zamanda bir histir: yeryüzünün ağırlığını aşma ve daha az somut olan bir şeye doğru ilerleme arzusu. Bu temel dürtü, mimarlığın kendini yukarıya taşıma yönündeki bitmek bilmeyen çabalarında açıkça görülebilir; betonarme pilotilerden (yapıyı yerden yükselten taşıyıcı ayaklar) uzun açıklıklara, asma sistemlerden gergi membranlara kadar uzanan geniş bir yelpazede. Hafif inşa etmek, bu nedenle, yalnızca teknik bir hedef olmanın ötesinde, kültürel bir arayıştır – gökyüzüne uzanan bir el gibi. Antik çağlardan modernizme, yapılar her zaman daha az kütleli görünme, daha az yer kaplama ve daha çok yükselme potansiyelini barındırdı. Gotik katedrallerin narin iskeletleri, modern çağın betonarme pilotileri veya geleceğin yüzen şehirleri; hepsi bu hafiflik felsefesinin farklı ifadeleri.

Yardımcı Tasarım: Kaybedilen Kontrolü Yeniden Kazandıran Umut

Yardımcı Tasarım: Kaybedilen Kontrolü Yeniden Kazandıran Umut

Piyon Haber |

Birçoğumuz farkında bile değiliz, ama günlük hayatımızda adımlarımızı özgürce atmak, kelimeleri dilediğimiz gibi sıralamak ya da basit bir nesneyi tutmak… Bu eylemler, bedensel özerkliğimizin temelini oluşturur. Peki ya bu özerklik bir anda sarsıldığında? İşte tam da bu noktada, modern giyilebilir teknolojiler ve yardımcı tasarımlar, insanlara kendi bedenleri üzerindeki kontrolü yeniden kazandırmak gibi derin ve anlamlı bir amaca hizmet ediyor. Yürüme, mesajlaşma, konuşma veya düşen bir nesneyi tekrar alma gibi temel hareketleri tekrar mümkün kılan bu yenilikçi çözümler, bir kaza veya hastalık sonucu kaybedilen bedensel özerkliğin geri kazanılmasında gerçek bir umut ışığı vadediyor.

Pritzker Sürprizi, Newson’ın Mirası: Tasarım Gündemine Damga Vuranlar

Pritzker Sürprizi, Newson’ın Mirası: Tasarım Gündemine Damga Vuranlar

Piyon Haber |

Pritzker Sürprizi, Newson’ın Mirası: Tasarım Gündemine Damga Vuranlar

Piyon Editör olarak haftalık tasarım gündemini incelerken, bu kez sürprizlerle ve derin felsefelerle dolu bir manzarayla karşılaştım. Pritzker ödülünün beklenmedik sahibi Smiljan Radić’ten tasarım ikonu Marc Newson’ın çarpıcı yorumlarına, Dünya Kupası’nın estetik rüzgarlarından küresel projelerin geleceğine kadar, tasarım dünyası yine dikkat çekici gelişmelere sahne oldu. Bu haber derlemesinde, ilham veren mimarların düşüncelerini ve sektördeki büyük trendleri yakından inceledik.

Smiljan Radić: Pritzker’in Sürpriz Kazananı ve ‘Mesajsız’ Mimarlık

Mimarlık dünyasının en prestijli onurlarından biri olan Pritzker Mimarlık Ödülü, bu yıl Şilili mimar Smiljan Radić’in oldu. Eserleriyle tanınsa da kamuoyunun gözünden uzak kalmayı seçen Radić, Dezeen’e verdiği özel röportajda bu sürpriz galibiyet karşısındaki şaşkınlığını açıkça dile getirdi. Mimarlık pratiğine dair felsefesini açıklarken, eserlerinin bir “iyi” veya “kötü” mimarlık reçetesi olarak görülmesini istemediğini vurguladı. Onun için mimarlık, ideolojilerden veya katı kurallardan bağımsız, daha kişisel ve deneyimsel bir alan.

Marc Newson Sırları, Afrika Mimarisi: Dezeen In Depth’te Tasarımın Kalbi

Marc Newson Sırları, Afrika Mimarisi: Dezeen In Depth’te Tasarımın Kalbi

Piyon Haber |

Marc Newson ve Afrika’nın Yükselen Mimarisi: Dezeen In Depth Gündemi

Tasarım dünyasının kalbi nerede atıyor dersiniz? Şüphesiz ki yenilikleri her daim bir adım önde sunan Dezeen’de! Onların son “Dezeen In Depth” bülteni, yine merak uyandıran iki dev konuyu bir araya getiriyor: Bir yanda 40 yıllık kariyeriyle ikonlaşmış Marc Newson’dan paha biçilmez sırları dinleyecek, diğer yanda ise Afrika kıtasındaki şaşırtıcı mimari devrimi yakından inceleyeceğiz. Tasarım ve mimarlık profesyonelleri için vazgeçilmez bir kaynak olan bu sayı, sektörü şekillendiren en güncel hikayelere derinlemesine bir bakış sunuyor.

Marc Newson: ‘İyi Tasarım Neden Pahalı?’ - Bir Efsanenin İzinde

Marc Newson: ‘İyi Tasarım Neden Pahalı?’ - Bir Efsanenin İzinde

Piyon Haber |

Marc Newson: ‘İyi Tasarım Neden Pahalı?’ - Bir Efsanenin İzinde

Marc Newson’ın tasarım dünyasına damga vuran felsefesi basit ama provokatif: ‘İyi tasarım pahalıdır.’ Bu sözler, sadece fiyat etiketlerine değil, aynı zamanda 40 yılı aşkın süredir endüstriyel tasarıma yön veren bir dehanın vizyonuna işaret ediyor. Biyomorfik estetiğiyle (doğal formlardan ilham alan bir tasarım yaklaşımı) her objeye kendi imzasını atan Newson, işlevselliği bir sanat eseriyle buluşturuyor. Dezeen’e verdiği son röportajda, ulaşılabilirlik, koleksiyonluk tasarımın yükselişi ve Ferrari’nin ilk elektrikli otomobili gibi güncel projeleri üzerine düşündürücü açıklamalar yaptı. Şimdi gelin, Newson’ın çığır açan kariyerine, ikonik Lockheed Lounge’ın hikayesine ve tasarım dünyasına getirdiği benzersiz bakış açısına yakından bakalım.

Freddy Mamani: El Alto’da Kültürel Direnişin Mimari Sembolü

Freddy Mamani: El Alto’da Kültürel Direnişin Mimari Sembolü

Piyon Haber |

Freddy Mamani: El Alto’da Kültürel Direnişin Mimari Sembolü

El Alto’nun tekdüze siluetine meydan okuyan, kadim Aymara ruhunu modern mimariye taşıyan bir isim var: Freddy Mamani. Sadece göz alıcı bir stilin yaratıcısı değil, aynı zamanda kültürel sürekliliğe dayanan, yaşayan bir ütopyanın mimarı olarak öne çıkıyor. Canlı renkleri ve eşsiz formlarıyla Neo-Andean mimarisinin öncüsü olan Mamani, memleketi El Alto’yu kimliğin ve cesaretin güçlü bir ifadesine dönüştürüyor. Onun projeleri, küresel modernizmin tek tipleştirici eğilimlerine kararlı bir duruş sergilerken, yerel bilgi ve kolektif hafızadan beslenen, alternatif bir ilerleme vizyonu sunuyor.

PichiAvo: Yanan Tapınakla Fallas’ta Antik Ruh Canlanıyor

PichiAvo: Yanan Tapınakla Fallas’ta Antik Ruh Canlanıyor

Piyon Haber |

Valencia Fallas Festivali’nin Kalbinde Yanan Bir Sanat Eseri: PichiAvo’dan Per Ofrenar

Kimi zaman bir eserin zirvesi, onun sonuyla taçlanır. Valencia Fallas Festivali, tam da bu felsefenin, yaratım ve yıkımın iç içe geçtiği o anın görsel bir şölenidir. Bu yıl, yerel sanat stüdyosu PichiAvo, kadim geleneğe antik Yunan tapınaklarından ilham alan ve festivalin sonunda alevlere teslim edilen “Per Ofrenar” adlı çarpıcı bir enstalasyonla katıldı. Bu yapı, sadece mimari bir başarı değil, aynı zamanda kolektif bir ruhaniyetin ve insanlığın sonsuz arayışının derin bir sembolüydü.

Sir Peter Cook: Ütopya Kutuda Değil, Çizim Mimaride Sınırları Yıkar

Sir Peter Cook: Ütopya Kutuda Değil, Çizim Mimaride Sınırları Yıkar

Piyon Haber |

Sir Peter Cook: Ütopya Kutuda Değil, Çizim Mimaride Sınırları Yıkar

Mimarlık dünyasının ‘isyankar’ dahisi ve Archigram’ın kurucularından Sir Peter Cook, Bask Ülkesi Uluslararası Mimarlık Bienali Mugak/2025 sahnesinde ezberleri bozan bir manifesto sundu: “Ütopya fikrine gerçekten katılmıyorum!” Designboom Genel Yayın Yönetmeni Sofia Lekka Angelopoulou ile yaptığı canlı söyleşide dile getirdiği bu cüretkar çıkış, pragmatizmin (gerçekçilik ve uygulanabilirlik) hüküm sürdüğü çağımızda vizyoner düşüncenin yerini sorgulayan bienalin “Havada Kaleler, Ya da Bugün Ütopya Nasıl İnşa Edilir” temasıyla tam bir uyum içindeydi. Bu sözler, mimarlık öğrencisinden deneyimli uzmana kadar her tasarımcının beyninde şimşekler çaktıracak türdendi.

Diğer Etiketler