#Tate-Modern Etiketi

Bu etikete sahip 3 yazı bulundu

Issey Miyake, Matisse’in Kağıt Kesiklerini Sahneye Taşıdı

Issey Miyake, Matisse’in Kağıt Kesiklerini Sahneye Taşıdı

Piyon Haber |

Issey Miyake, Matisse’in Kağıt Kesiklerini Sahneye Taşıdı

Londra’daki Tate Modern’in Güney Tankı’nda, 16 Eylül 2026 akşamı gerçekleşen performans, izleyicileri daha kapıdan girerken içine alıyor. Zemin soluk keçeyle kaplı; beton duvarın çevresine yerleştirilmiş banklar ve merkeze yakın dağınık tekli sandalyeler… Yerde ise Henri Matisse’in 1953 tarihli Salyangoz (The Snail) eserindeki kağıt kesiklerinden birinin formunda pliseli bir giysi uzanıyor. Derken bir performansçı keçenin bölümlerini kaldırmaya başlıyor ve altından başka giysiler çıkıyor.

HOMME PLISSÉ ISSEY MIYAKE’nin OPEN STUDIO serisinin ikinci edisyonu olan bu etkinlik, izleyiciyi dansın yapısının tam içine yerleştiriyor. Performansçılar tek tek konuklara yaklaşıp onları One One One seanslarına davet ediyor. Ioannis Mandafounis’in geliştirdiği bu formatta dansçı, karşısındaki kişiye tepki olarak anında koreografi üretiyor. Göz teması alışverişi ayakta tutuyor. Etraflarında ise salonun geri kalanı bu karşılaşmaların tek tek şekillenişini izliyor.

David Hockney: Operayı Yeniden Yazan Sahne Tasarımları

David Hockney: Operayı Yeniden Yazan Sahne Tasarımları

Piyon Haber |

David Hockney: Operayı Yeniden Yazan Sahne Tasarımları

Bir dehanın dehası, sadece tuvale değil, sahneye de sığmaz mı? Sanat dünyasının yaşayan efsanelerinden David Hockney, bu sorunun cevabını opera sahnelerini birer görsel şölen haline getirerek veriyor. Hockney’nin sürükleyici sahne tasarımlarının kalbinde, her biri adeta canlı birer tablo olan capcanlı renkler, cesur perspektifler (forced perspective) ve üç boyutlu mekanlarla dolu fantastik dünyalar yatıyor. 1970’lerden bu yana, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki pek çok büyük opera binasında sahne ve kostüm tasarımlarına imza atan Hockney, sahneyi basit bir dekordan çok daha fazlası haline getirdi. Onun vizyonu, yalnızca bir eskiz bırakıp gerisini prodüksiyon ekibine bırakmaktan ibaret değildi. Aksine, izleyiciyi tamamen içine çeken eksiksiz görsel ortamlar; detaylı boyalı fonlar, boyutlu sahne elemanları ve kapsamlı kostüm şemalarıyla her prodüksiyon, başlı başına bir sanat eseriydi. Bu tasarımlar, Hockney’nin resimlerinde de gördüğümüz, kendi gözleriyle deneyimlediği renk ve perspektif ruhunu taşıyor. Ancak bu sefer tuval bir sahne, ölçek ise mimari boyutlarda. İzleyici de artık sadece seyirci değil, adeta eserin içine yerleşmiş durumda; oyuncular onun sanatının ta kendisi içinde performans sergiliyor.

Fabrikalardan Geleceğe: Endüstriyel Mirasın Adaptif Dönüşümü

Fabrikalardan Geleceğe: Endüstriyel Mirasın Adaptif Dönüşümü

Piyon Haber |

Fabrikalardan Geleceğe: Endüstriyel Mirasın Adaptif Dönüşümü

Dünya genelinde şehirler, bir zamanlar endüstriyel üretimin gürültülü merkezleri olan yapıların sessiz kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Yüksek bacalar, devasa depolar, terk edilmiş enerji santralleri ve devasa tersaneler… Bir zamanlar emeğin ve ilerlemenin sembolleri olan bu yapılar, bugün boş kabuklar gibi ayakta duruyor, yeniden hayal edilmeyi bekliyor. Peki, bu atıl kalmış devler, şehrin geleceği için ne gibi potansiyeller taşıyor olabilir?

Geleneksel mimari anlayışı genellikle “yık ve yeniden yap” döngüsüne odaklansa da, günümüzün vizyoner mimarları çok daha sürdürülebilir ve ilham verici bir yol izliyor: adaptif yeniden kullanım. Bu yaklaşım, sadece binaları fiziksel olarak dönüştürmekle kalmıyor, aynı zamanda şehirlerin ruhunu, tarihini ve kimliğini de koruyor. Üretim mekanları, artık kültür, eğitim ve topluluk yaşamının canlı merkezlerine dönüşüyor.

Diğer Etiketler