#Türkiye Etiketi

Bu etikete sahip 9 yazı bulundu

Londra’dan Gölgelik Devrimi: Shaded’in 89 Sterlinlik İklim Çözümü

Londra’dan Gölgelik Devrimi: Shaded’in 89 Sterlinlik İklim Çözümü

Piyon Haber |

Londra’dan Gölgelik Devrimi: Shaded’in 89 Sterlinlik İklim Çözümü

Londra merkezli mimari tasarımcı Aimée Daniels, bu yaz üç kez tükenen bir gölgelik sistemi icat etti. Shaded adını verdiği girişimiyle Daniels, Birleşik Krallık’ın gölgelemenin gücünü nihayet keşfetmesi gerektiğini savunuyor.

Klimaya Karşı 89 Sterlinlik İsyan

Daniels, “sash” pencerelere kolayca takılıp çıkarılabilen, basit ve renkli dış gölgelikler satan Shaded’i kendini “temiz teknoloji girişimi” olarak tanımlıyor. Ürün, 89 sterlinlik fiyat etiketiyle klima alternatifi sunuyor. New York doğumlu tasarımcı, 2022 yazında İngiltere’de yaşanan 40 derecelik sıcaklıklarla boğuştuktan sonra 2023’te Shaded’i kurdu.

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Piyon Haber |

Müzeler Sanat mı Yoksa Gösteri mi? Deneyim Formatının Analizi

Son yıllarda müzeler, alıştığımız ‘koleksiyon’ anlayışından sıyrılıp interaktif deneyim alanlarına dönüşüyor. Illusion Museum veya Ice Cream Museum gibi mekânlar, ziyaretçilere bir yetişkin oyun parkını andıran, fotoğraf çekmeye ve sosyal medyada paylaşmaya odaklı deneyimler sunuyor. Peki bu dönüşüm sanat eserinin kendisine ne yapıyor? Designboom’da Thomai Tsimpou’nun kaleme aldığı haber, bu soruyu mimarlık ve tasarım perspektifinden ele alıyor.

Müze Formatı: Deneyim mi, Gösteri mi?

Geleneksel müze, koruma, araştırma, eğitim ve tarihi nesnelerle karşılaşma vaadi taşır. Oysa yeni nesil sergiler, katılım, oyun ve görsel paylaşım üzerine kurulu. Ziyaretçi artık pasif bir izleyici değil, deneyimin bir parçası; hatta çoğu zaman eserin tamamlayıcısı. Optik illüzyonlar, aynalar, dev objeler ve renkli enstalasyonlar, doğru açıyı ve anı yakalamak için tasarlanmış. Bu mekânlarda fotoğraf, deneyimin kanıtı ve aynı zamanda pazarlama aracı haline geliyor.

Brooklyn’de Endüstriyel Miras: Williamsburg Dubleksi

Brooklyn’de Endüstriyel Miras: Williamsburg Dubleksi

Piyon Haber |

Brooklyn’de Endüstriyel Miras: Williamsburg Dubleksi

Brooklyn’in Williamsburg semtinde, 25 fit genişliğindeki dar bir arsada yükselen yeni bir konut binası, tuğla tuğla bölgenin geçmişiyle bugününü birleştiriyor. Peki, endüstriyel mirası modern yaşamla harmanlamak nasıl mümkün oluyor? Bu yıl tamamlanan altı üniteli bina, bölgenin katmanlı mirasına gönderme yaparken aynı zamanda çağdaş bir yorum getiriyor. Projenin baş iç mimarı ve Makers Collective Design’ın kurucusu Sara Ianniciello, “Amaç, bloğa çağdaş ve kalıcı bir katkı sunmak, alanın evrimini kabul ederken Williamsburg’un mimari karakterine bağlı kalmaktı” diyor.

Chalet des Huarts: Yıkmadan Dönüşümün Gücü

Chalet des Huarts: Yıkmadan Dönüşümün Gücü

Piyon Haber |

Mevcut Yapıya Saygı: Chalet des Huarts’ta Dönüşümün Gücü

Mimarlık dünyası yeni inşa etmenin cazibesine kapılmışken, Kanada’nın Quebec kentindeki Memphremagog Gölü kıyısında yer alan Chalet des Huarts, bambaşka bir hikaye anlatıyor. Atelier MAa architecture + tarafından yenilenen bu 105 metrekarelik yapı, yıkım ve genişleme yerine mevcut olanın potansiyelini keşfe çıkıyor. Proje, bir zamanların mütevazı yazlık kaçamağını, ölçeğini ve samimiyetini koruyarak çağdaş bir eve dönüştürüyor.

Yıkımın Reddi, Dönüşümün Kabulü

Günümüzde birçok mimari müdahale, mevcut yapıyı yok sayıp sıfırdan başlamayı tercih ediyor. Ancak Chalet des Huarts, tam tersi bir yaklaşımla, eldeki yapının neyi barındırabileceğini ve sunabileceğini araştırıyor. 105 m²’lik alan, yıkılmak yerine yeniden yorumlanıyor. Bu, sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda mimari bir zeka göstergesi.

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

Piyon Haber |

Le Corbusier’in Plan Voisin’i vs. Chtcheglov’un Sürüklenmesi: Şehir Kimin?

1925 yılında Le Corbusier, Paris’in tarihi dokusunu yıkıp yerine devasa haç biçimli ofis kuleleri dikmeyi hayal etti. Plan Voisin, şehri bir makine gibi düzenleyecek, verimliliği ve hijyeni merkeze alacaktı. Ancak yalnızca 28 yıl sonra, Ivan Chtcheglov (Gilles Ivain takma adıyla) bu vizyona sert bir eleştiri getirdi: Şehir fabrika ya da hastane değildi; duyguların, rüyaların ve keşfin mekânı olmalıydı. Peki, bugünün tasarımcıları bu iki kutuptan hangisine daha yakın?

Francis Kéré: Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık

Francis Kéré: Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık

Piyon Haber |

Zamanı Yapı Malzemesi Olarak Kullanan Mimarlık: Francis Kéré’nin Devrimci Yaklaşımı

Francis Kéré, mimarlık dünyasında alışılmadık bir yaklaşımla öne çıkıyor: Zamanı bir yapı malzemesi olarak görüyor. Pritzker ödüllü mimar, Francis Kéré: Building Stories kitabında “Sonuçta zaman, mesleğimin temel bileşenidir” diyerek bu felsefeyi özetliyor. Ona göre mimarlık, bir eskizle başlayıp inşa edilmiş bir esere dönüşen süreçte sürekli evrilen ve dönüşen bir olgu. Tuğlalar, kapılar, pencereler, duvarlar ve merdivenler; hepsi bu sürecin başrol oyuncuları.

Yeşil Ama Yasal mı? Sürdürülebilirliğin Yerel Sınırları

Yeşil Ama Yasal mı? Sürdürülebilirliğin Yerel Sınırları

Piyon Haber |

Yeşil Ama Yasal mı? Sürdürülebilirliğin Yerel Sınırları

Mimarlıkta sürdürülebilirlik çoğu zaman evrensel bir standartmış gibi konuşulur. Enerji performansı, karbon ayak izi, sertifikasyon sistemleri, malzeme verimliliği, biyoçeşitlilik ve yaşam döngüsü etkisi… Hepsi aynı dili konuşuyor gibi görünür. Ama iş uygulamaya geldiğinde kurallar son derece yereldir. Londra, New York ya da Kopenhag’da tasarlanan bir proje sıkı enerji kodları, çevresel inceleme, açıklama zorunlulukları, planlama kontrolleri ve giderek iddialılaşan karbon hedefleriyle şekillenir. Aynı ofis başka bir yerde çalıştığında ise bambaşka bir düzenleyici manzarayla karşılaşır.

Mimarlıkta Heterotopya: Geçici Enstalasyonların Gücü

Mimarlıkta Heterotopya: Geçici Enstalasyonların Gücü

Piyon Haber |

Mimarlıkta Heterotopya: Geçici Enstalasyonların Gücü

Mimarlık sadece barınak değil; aynı zamanda bir kaçış ve yeniden hayal etme aracıdır. Peki, Michel Foucault’nun “heterotopya” kavramı bu denklemde nereye oturuyor? Ulaşılamaz ütopyaların aksine heterotopyalar, gerçek dünyada var olan, kendi iç mantığıyla işleyen alternatif mekânlardır. Geçici enstalasyonlar ise bu alternatif mekânların en saf haliyle deneyimlendiği laboratuvarlar olarak karşımıza çıkıyor.

Heterotopya Nedir ve Mimarlıkta Nasıl Karşılık Bulur?

Foucault’ya göre heterotopyalar, toplumun dayattığı normların dışında işleyen “öteki mekânlar"dır. Bir hapishane, bir hastane, bir festival alanı ya da bir gemi… Hepsi kendi kuralları olan, gerçek ama farklı bir düzenin temsilcisidir. Mimarlıkta bu kavram, özellikle geçici enstalasyonlarda somutlaşır. Bu yapılar, kalıcı olma kaygısı taşımadan, mevcut mekânsal ve kültürel paradigmalara eleştirel bir alternatif sunar.

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

Piyon Haber |

Young Projects’in Match House’u: Malzemeyle Oynamanın Sınırı

New York merkezli Young Projects, Art Omi’de sergilenen Match House ile mimarlıkta malzeme kullanımına dair bildiklerimizi sarsıyor. Kibrit çöpünden mi esinlendi, yoksa birleşim noktalarından mı? Yanıtı projenin kendisinde saklı. Stüdyo, prototipten mobilyaya, süslemeden mimarlığa uzanan bir ölçek yolculuğunda, malzemeyi yeniden hayal etmenin peşinde. Uzmanlarla kurulan işbirlikleri ise bu arayışı somut bir deneyime dönüştürüyor.

Malzemenin Poetikası: Birleşim Noktaları

Match House, adını kibrit çöplerinden alıyor olabilir mi? Aslında proje, malzemelerin bir araya gelme biçimini ve birleşim noktalarını sorguluyor. Young Projects, sıradan malzemeleri alışılmadık şekillerde kullanarak izleyiciyi şaşırtmayı ve düşündürmeyi amaçlıyor. Enstalasyon, geçici olmasına rağmen kalıcı bir etki bırakıyor; malzemenin doğasını, taşıyıcılığını ve estetiğini yeniden tanımlıyor.

Diğer Etiketler