#Yapi-Malzemeleri Etiketi

Bu etikete sahip 2 yazı bulundu

Asbestten Mantara: Atıktan Doğan 8 Yeni Yapı Malzemesi

Asbestten Mantara: Atıktan Doğan 8 Yeni Yapı Malzemesi

Piyon Haber |

Asbestten Mantara: Atıktan Doğan 8 Yeni Yapı Malzemesi

Mimarlık her şeyden önce bir malzeme gerçekliğidir. Bizi çevreleyen yüzeyler, taşıyıcılar ve dokular; yapısal, ekonomik, estetik ve artık kaçınılmaz biçimde çevresel kararların kesişiminde şekillenir. ArchDaily’de Antonia Piñeiro imzalı derleme, bu zincirin en heyecan verici halkasına odaklanıyor: maddenin yeniden icadı.

Maddeyi Dönüştürmek: Geri Dönüşümün Ötesi

Haberde altı çizilen temel fikir şu: Geri dönüşüm ve yeniden kullanım artık yeterli değil. Malzeme dönüşümü, mevcut maddeyi birleştirerek yapıda yeni olanaklar açan yeni malzemeler üretmeyi gerektiriyor. Bu, tasarımcı için bir davettir; çünkü malzeme seçimi bir tedarik kararı değil, bir tasarım kararıdır.

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Piyon Haber |

Şeffaf Devrim: Mimarlıkta Camın Yükselişi ve Yeni Ufuklar

Mimarlık tarihi, köklerini ağırlık, sağlamlık ve kalıcılık kavramlarına sıkıca bağlamıştır. Antik Romalı mimar Vitruvius’un ‘firmitas’ (sağlamlık) ilkesi, bir yapının yalnızca ayakta kalmasını değil, aynı zamanda zamana ve doğanın yıkıcı güçlerine meydan okumasını gerektiriyordu. O dönemde, kütlesel sağlamlık, bir yapının temel niteliği ve adeta kimliğiydi.

Antik Yunan ve Roma dönemlerinde anıtsallık, dönemin yapım teknikleri ve malzemeleriyle, yani taş ve masif duvar işçiliğiyle ifade edilirdi. Bu yapıları karakterize eden, kütleleri, kalınlıkları ve yapısal tekrarlarıydı. Sadece taşıyıcı olmanın ötesinde, sütunlar, duvarlar ve podyumlar bulundukları alanda güçlü bir varlık sergiler, düzeni, dayanıklılığı ve iktidarı simgelerdi. Mimari, adeta toprakla bütünleşen ağır bir kütleydi. Yüzyıllar boyunca, mimarlık geleneği bu kalıcılık ve somut maddesellikle özdeşleşmişti.

Diğer Etiketler