#zanaat Etiketi

Bu etikete sahip 9 yazı bulundu

Talia Luvaton’dan TRACE: Deriyle Doğanın ve Ruhun Dansı

Talia Luvaton’dan TRACE: Deriyle Doğanın ve Ruhun Dansı

Piyon Haber |

Talia Luvaton’dan TRACE: Deriyle Doğanın ve İnsan Ruhunun Dansı Deri, sadece bir yüzey malzemesi değil; insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin taşıyıcısı, hikayelerin sessiz tanığı olmuştur. Şimdi ise Talia Luvaton, bu kadim malzemeyi özel bir ıslak şekillendirme tekniği kullanarak Milan Tasarım Haftası 2026’da sergileyeceği “TRACE Deri Kaplar” koleksiyonuyla yepyeni bir boyuta taşıyor. Binlerce yıl boyunca yağlar ve mumlarla işlenerek dayanıklılığı artırılan deri, doğru koşullarda suya bile meydan okuyarak pek çok plastik uygulamasının çevreci alternatifi olmaya aday.

Issey Miyake’den Çığır Açan Hamle: Atık Kağıttan Mermer Mobilyalar

Issey Miyake’den Çığır Açan Hamle: Atık Kağıttan Mermer Mobilyalar

Piyon Haber |

Issey Miyake’den Çığır Açan Hamle: Atık Kağıttan Mermer Mobilyalar Kim derdi ki moda dünyasının atıkları, bir gün sanatsal mobilyalara dönüşerek Milan Tasarım Haftası’nın yıldızı olacak? Issey Miyake, ikonik pileli giysilerinin üretiminden arta kalan kağıtları, usta bir işçilikle birer sanat eseri ve işlevsel mobilyaya evriltiyor. Milan Tasarım Haftası’nda büyük yankı uyandırması beklenen bu ilham verici sergi, 21 Nisan’da Issey Miyake Milan mağazasında kapılarını açıyor. “The Paper Log: Shell and Core” (Kağıt Kütüğü: Kabuk ve Çekirdek) başlığı altında mobilya prototipleri meraklılarıyla buluşuyor.

Milan 2026: Talia Luvaton’un Nefes Alan Deri Sanatıyla Vücuda Övgü

Milan 2026: Talia Luvaton’un Nefes Alan Deri Sanatıyla Vücuda Övgü

Piyon Haber |

Deriye Fısıldayan Sanatçı: Talia Luvaton’un Milan Çıkışı Sanat ve zanaat dünyasında bazı eserler vardır; ilk gördüğünüzde sizi duraksatır, sorgulatır ve büyüler. Talia Luvaton’ın çalışmalarına ilk rastladığımda yaşadığım tam olarak buydu. Derinin tasarımda kullanılması elbette alışılmadık bir durum değil, ancak Luvaton’ın eserlerinde deri, bildiğimiz tüm sınırları aşmış, bambaşka bir kimliğe bürünmüştü. Karşılaştığım formlar dolgun, kıvrımlı, adeta kaslıydı; bir saraç dükkanında ya da bir moda evinde görebileceğiniz herhangi bir şeyden çok, insan vücuduyla daha yakın bir ilişki kuruyordu.

Weekend Sandalyesi: Gözden Kaçan Fransız Midcentury Zarafeti

Weekend Sandalyesi: Gözden Kaçan Fransız Midcentury Zarafeti

Piyon Haber |

Weekend Sandalyesi: Gözden Kaçan Fransız Midcentury Zarafeti Midcentury Modern mobilya denince aklınıza hemen İskandinav zarafeti mi geliyor? Hans Wegner, Arne Jacobsen, Eames kardeşler… Onların haklı şöhretini kimse inkar edemez. Ama ya bu geniş ve zengin dönemin gölgesinde kalmış, keşfedilmeyi bekleyen bir cevher varsa? İşte size Fransız endüstriyel tasarımcı Pierre Gautier Delaye’nin 1956 tarihli “Weekend Sandalyesi”, gözlerden uzak, ama değeriyle parlayan bir yıldız. İskandinav Gölgesinden Yükselen Fransız Zarafeti İskandinav tasarımının dünya genelinde bir “marka” haline gelmesiyle, dönemin diğer bölgelerdeki değerli tasarımcıların eserleri bazen göz ardı edilebiliyor.

Powell’ın Ofisi: Nashville’de Mimari Kimlik ve Zanaatkar Ruhu

Powell’ın Ofisi: Nashville’de Mimari Kimlik ve Zanaatkar Ruhu

Piyon Haber |

Powell’ın Ofisi: Nashville’de Mimari Kimlik ve Zanaatkar Ruhu Bir mimarlık firması kendi genel merkezini tasarladığında, bu sadece bir ofis olmaktan çıkar; adeta kendi felsefesinin ve entegre yeteneklerinin somut bir manifestosu haline gelir. Kurumsal dünyada çoğu çalışma ortamı, marka estetiğini yansıtan ve personelin günlük işlerini destekleyen mobilyalarla biçimlenirken, mimarlar kendi mekânlarında form ve fonksiyonun kusursuz uyumunu yakalamayı hedefler. Nashville merkezli, mimarlık, tasarım ve inşaat alanında saygın bir isim olan Powell, kendi genel merkezlerini tasarlarken bu çıtayı bir adım öteye taşıdı.

Erika Hardman: Mimarinin Ruhundan Doğanın Dansına Tasarım Yolculuğu

Erika Hardman: Mimarinin Ruhundan Doğanın Dansına Tasarım Yolculuğu

Piyon Haber |

Erika Hardman: Mimarinin Ruhundan Doğanın Dansına Tasarım Yolculuğu Kurumsal yaşamın labirentlerinden sıyrılıp, ruhunun derinliklerine işleyen tasarım tutkusunun çağrısına kulak veren bir isim: Erika Hardman. Hardman Design’ın kurucusu ve yaratıcı direktörü Erika Hardman’ın bu dönüştürücü hikayesi, bir tutkunun nasıl ilham veren bir kariyere evrildiğinin canlı bir kanıtı. Berlin’de atılan temellerden, günümüzde Brooklyn’den dünyaya uzanan Hardman Design, temiz çizgiler ve heykelsi formlarla bezenmiş, özelleştirilmiş ahşap mobilyalarıyla tanınıyor. Biz de bu yazıda, Erika Hardman’ın derin yaratıcı vizyonuna, onu besleyen ilham perilerine ve kendine özgü tasarım sürecine yakından bakıyoruz.

Tasarım Fuarları: Dijitalde Kaybolan Zanaatın Duyusal Dönüşümü

Tasarım Fuarları: Dijitalde Kaybolan Zanaatın Duyusal Dönüşümü

Piyon Haber |

Fiziksel Deneyimin Yükselişi: Zanaatın Dijital Çağdaki Kimliği Bir nesnenin ruhu, dokunmadan hissedilebilir mi? Dijital çağın hüküm sürdüğü ekranlarda, tasarlanmış bir objenin gerçek karakteri ne yazık ki sıkça kayboluyor. Bir objeyle fiziksel olarak karşılaştığınızda ancak onun dokusunu hissedebilir, ışıkla nasıl etkileşim kurduğunu fark edebilir, hatta hafif kokusunu bile algılayabilirsiniz. Online ortamda aktarılması son derece zor olan bu duyusal nitelikler, tasarım fuarlarının neden hala bu kadar vazgeçilmez olduğunu açıklıyor. Giderek artan bir şekilde, bu fuarlar çağdaş tasarımda birer deneyim alanına dönüşüyor.

Kyoto’da Bir Sukiya Dirilişi: Wabi-Sabi’nin Işığında Yenilenen Tarih

Kyoto’da Bir Sukiya Dirilişi: Wabi-Sabi’nin Işığında Yenilenen Tarih

Piyon Haber |

Kyoto’da Bir Sukiya Dirilişi: Wabi-Sabi’nin Işığında Yenilenen Tarih Japonya’nın kadim başkenti Kyoto’da zamanın ve geleneğin ruhu, her mimari yapının duvarlarına sinmiş durumda. Ancak bu ruhu modern yaşamın ihtiyaçlarıyla harmanlamak, her zaman ince bir zanaatkarlık gerektirir. Bu hassas denge, bir binanın geçmişiyle sakinlerinin bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçları arasında karmaşık bir müzakere süreci yaratıyor. Narutaki bölgesinde yer alan geleneksel bir Sukiya tarzı evin restorasyonu, bunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. kooo architects tarafından tamamlanan bu proje, onlarca yıllık parça parça müdahalelerin izlerini silerek yapının orijinal mekansal netliğini ve karakterini yeniden gün yüzüne çıkardı.

Henri Purnell’in Sanatında Cam Boncuklarla Açan Sonsuz Çiçekler

Henri Purnell’in Sanatında Cam Boncuklarla Açan Sonsuz Çiçekler

Piyon Haber |

Henri Purnell’in Cam Boncuklarla Yaratılan Solmayan Çiçek Sanatı Sanat ve zanaatın buluştuğu noktada, müzisyen ve tasarımcı Henri Purnell, binlerce minik cam boncuğu bir araya getirerek, doğanın o narin ve geçici güzelliğini sonsuz kılan eşsiz çiçek heykelleri yaratıyor. Her bir boncuğun titizlikle işlendiği bu eserler, gerçek çiçeklerin organik düzensizliklerini yansıtırken, camın kendine özgü parlaklığı ve ışıltısıyla hayranlık uyandırıyor. Purnell’in sanatında, kır çiçeklerinin hafif gövdelerinden, dolgun ve rengarenk buketlere kadar her düzenleme, botanik formların uçucu güzelliğini adeta zamanın durduğu bir an’a hapsediyor.

Diğer Etiketler