Walter Van Beirendonck C-mine’da: Çocuklara Uzaylı Bir Oyun Evreni
Moda dünyasının ikonik ve avangart yıldızı Walter Van Beirendonck, sıradışı tasarım anlayışını bu kez çocukların düş dünyasına taşıyor. Belçika’nın Genk şehrinde, eski bir kömür madeni alanında yükselen C-mine yaratıcı merkezinin siparişi üzerine Van Beirendonck, “Welcome Little Stranger” adını verdiği, uzay temalı yarı kalıcı bir oyun alanı tasarladı. Çocukların dev bir top havuzunda kaybolabileceği, ışıl ışıl bir UFO’nun altında dans edebileceği bu fantastik mekan, tasarımcının sınırsız hayal gücünün somut bir kanıtı olarak parlıyor. Sanat ve oyunun sınırlarını zorlayan bu enstalasyon, tasarımcılara ilham veren multidisipliner (çok disiplinli) bir yaklaşımın da çarpıcı bir örneği.
Ekranın Ötesinde Bir Hayal Bahçesi: Yaratıcılığı Besleyen Oyun
C-mine, sanat ve oyunu desteklemeye adanmış programının bir parçası olarak, Antwerp Moda Akademisi’nin eski başkanı Van Beirendonck’tan çocuklar için sürükleyici ve etkileşimli bir çevre yaratmasını istedi. Tasarımcının uzaylı yaşam fikrinden ilham alan “Welcome Little Stranger” enstalasyonu, aidiyet, güzellik ve özgürlük gibi evrensel temaları keşfederken, maceraperest oyunlar için esprili ve fantastik bir ortam sunuyor. Van Beirendonck, çocukları ekranlardan ve dijital dikkat dağıtıcılardan uzak tutarak, kendi hayal güçlerini kullanmaya teşvik eden bir ortam tasarlamayı hedeflediğini dile getiriyor.

“Çocukları kendi hayal güçlerini kullanmaya teşvik eden, ekranlardan ve dijital dikkat dağıtıcılardan arındırılmış bir ortam tasarlamak istedim. ‘Welcome Little Stranger’, merak, keşif sevinci ve sınırsızca birlikte oynamak üzerine kurulu.” - Walter Van Beirendonck
Moda Sahnesinden Oyun Alanına: Tasarımın Sınır Tanımaz Yolculuğu
C-mine’ın küratörlerinden Laurens Mariën, bu projede neden bir moda tasarımcısıyla çalıştıklarını şu sözlerle açıklıyor: “Çok belirgin bir kimliğe ve net bir kişisel imzaya sahip bir sanatçıyla iş birliği yapmak istedik. Walter öncelikli olarak bir moda tasarımcısı olarak bilinse de, onu konfor alanının dışına çıkmaya ve mekansal bir şeyler yaratmaya davet etmek heyecan vericiydi: hem bir sanat eseri hem de bir oyun alanı olan bir eser.” Bu multidisipliner yaklaşım, tasarımın tek bir alana hapsolmadığını, farklı disiplinlerin bir araya gelerek nasıl yenilikçi ve etkileyici sonuçlar doğurabileceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Van Beirendonck’un cesur renk ve form kullanımı, mekanın genel atmosferine benzersiz bir enerji katıyor.

140 Bin Topun İçinde: Uzayın Derinliklerinde Oyun Macerası
Tasarım süreci, sosyal tasarımcı Emma Ribbens liderliğinde Genk çevresindeki çocuklarla yapılan katılımcı atölye çalışmalarıyla başladı. Bu araştırma aşamasının sonuçlarına dayanarak Van Beirendonck, çizim, giyinme, okuma ve dans etme gibi analog oyun biçimlerine dönüşü teşvik eden bir dizi öğe oluşturdu. Oyun alanı, özel olarak tasarlanmış oturma alanlarına sahip bir okuma adası, entegre tabletleri olan turuncu bir çizim adası ve üç adet bozan aynalı bir giyinme alanı içeriyor. (Buradaki “entegre tabletler” ifadesi, tasarımcının “ekransız” hedefiyle ilk bakışta çelişse de, bu adanın dijital çizim veya interaktif, yaratıcı araçlar sunarak geleneksel ve moderni harmanlayan bir köprü kurduğu düşünülmelidir.) Oyun adaları, entegre LED aydınlatmalı, yaşam boyutunda gümüş bir UFO etrafında düzenlenmiş. Bu UFO’nun kubbeli kapsülü, dost canlısı bir çift uzaylı barındırıyor. Uzay aracının altındaki bir alan ise, Van Beirendonck’un birçok moda şovunun müziklerini sağlayan sanatçı Hantrax’ın periyodik olarak müzik çaldığı bir diskotek olarak işlev görüyor. Adalar, bulutların üzerinde süzülme hissi veren 140.000 beyaz top ile dolu dev bir top havuzuyla çevrili.
Yaratıcılığın Sınır Tanımaz Evreni ve Geleceğe İlham
Walter Van Beirendonck’un C-mine için tasarladığı bu “Hayal Bahçesi”, sadece bir oyun alanı olmanın ötesinde, sanatın ve tasarımın farklı disiplinler arasında nasıl köprüler kurabileceğinin ve çocukların hayal gücünü nasıl özgürleştirebileceğinin canlı bir kanıtı. Ekranların hegemonyasında kaybolan çocukluk hayallerini analog oyunlarla yeniden canlandırma amacı güden bu proje, tasarımcılara da “konfor alanlarının dışına çıkma” konusunda cesaret veriyor. “Welcome Little Stranger”, yaratıcılığın sınır tanımayan evreninde hem çocuklara unutulmaz anlar yaşatıyor hem de tasarım dünyasına ilham veren önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Bu, sadece bir başlangıç ve gelecekteki multidisipliner projelere ışık tutuyor.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 23 Mart 2026