Smiljan Radić: 2026 Pritzker’in ‘Kırılgan’ Mimarı
Mimarlık dünyasının en saygın ödülü Pritzker’in 2026 yılı kazananı belli oldu: Şilili vizyoner Smiljan Radić. Onun “hemen tanınabilir ancak kavramsal olarak kaçamak” yapıları, jüriyi büyüleyerek bu büyük unvanın 55. sahibi yaptı. Radić’in mimarisi, kalıcılık ve kırılganlık arasındaki hassas dengeyi işleyerek, insan deneyiminin derinliklerine dokunan, “sakin ve neşeli bir barınak” sunuyor. Bu, onun tasarım felsefesinin kalbinde yer alan ve her projesine damga vuran bir yaklaşım.
Pritzker Jürisi Neden Radić’i Seçti? Kırılganlığın Gücü
Smiljan Radić, 1995 yılında Şili’de kurduğu Smiljan Radić Clarke adlı stüdyosuyla uluslararası alanda kendine özgü bir yer edindi. 61 yaşındaki mimarın, deneyselliği ve insanlık durumuna dair temel bir anlayışı benimseyen eserleri, bu yılki jüri tarafından büyük beğeni topladı. Şilili mimar Alejandro Aravena’nın başkanlık ettiği jüri, Radić’in çalışmalarını şu sözlerle özetledi:

“Belirsizlik, malzeme deneyleri ve kültürel hafıza kesişiminde konumlanan eserleriyle Smiljan Radić, kesinliğe dair haksız iddialar yerine kırılganlığı tercih eder. Yapıları geçici, istikrarsız veya bilerek bitmemiş görünse de, yapılandırılmış, iyimser ve sessizce neşeli bir barınak sunarak, kırılganlığı yaşanmış deneyimin içsel bir koşulu olarak kucaklar.”
Bu etkileyici ifade, Radić’in mimarlık dilinin temelini oluşturan felsefeyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Onun binaları, adeta zamanın kendisi gibi, hemen kavranabilir ancak sözcüklerle tarif edilmesi zor bir deneyim sunuyor. Görsel birer nesne olmanın ötesinde, Radić’in yapıları, içinde bulunanlardan bir varlık ve deneyim talep ediyor. Mekanla kurulan bu derin ve kişisel ilişki, Radić’in imzası haline gelmiş durumda.

Sözün Ötesinde Bir Deneyim: Radić’in Tasarım Felsefesi
Radić, tasarımlarında maddesel dünyanın ötesine geçerek, insan ruhuyla iletişim kuran alanlar yaratmaya odaklanıyor. Katolik Üniversitesi’nden 1989’da mezun olduktan sonra, kendi stüdyosu aracılığıyla kavramsal konut mimarisi ve pavyon tasarımlarıyla adını duyurdu. Her projesinde farklı malzemeler ve biçimlerle oynayarak sınırları zorlayan mimar, “anında hissedilen ancak söze dökülemeyen deneyim boyutlarıyla” çalışıyor. Tıpkı zaman algısı gibi hem çok yakından hissedilen hem de kavramsal olarak sürekli kaçan bir nitelik taşıyan bu yaklaşım, onun eserlerinin neden bu kadar ilgi çekici ve düşündürücü olduğunu net bir şekilde açıklıyor.
İkonik İzler: Serpentine Pavyonu ve Sağ Açının Şiiri Evi
Radić’in kariyerindeki dönüm noktalarından biri, 2014 yılında Londra’daki prestijli Serpentine Pavyonu’nu tasarlama göreviydi. Kapalı, yarı saydam ve devasa bir kaya parçasını andıran bu tasarım, hem merak uyandırdı hem de eleştirel beğeni topladı. Ancak belki de en çok tanınan eseri, 2010-2012 yılları arasında Şili’nin Vilches kentinde inşa edilen “Sağ Açının Şiiri Evi"dir (House for the Poem of the Right Angle). Fransız mimar Le Corbusier’nin bir resim serisine gönderme yapan bu siyah ev, dramatik bir ormanlık alana yerleşmiş ve dışarıya doğru uzanan tavan pencereleriyle monitör pencerelere (çatıdan ışık alan yükseltilmiş pencereler) sahiptir. Ürpertici görünen dış cephesine rağmen, iç avlu ve açık renk ahşap detaylar evi şaşırtıcı derecede ferah ve geniş göstermektedir. Radić, mimarinin heybetli dış görünümü ile onu deneyimleyen insanların daha narin doğası arasındaki gerilimi bu yapıtında çarpıcı bir şekilde sergiliyor.

Smiljan Radić’in Mirası: Geleceğe Kalan Bir Bakış
Radić, kazandığı ödül üzerine yaptığı açıklamada, “Mimarinin görevi hayal kırıklığı yaratmaktır,” diyerek kendi felsefesinin altını bir kez daha çizdi. Bu ‘hayal kırıklığı’, aslında beklentileri yıkarak yeni bir bakış açısı sunma ve alışılmışın dışına çıkma arzusunu temsil ediyor. Smiljan Radić, mimarideki bu cesur ve kırılgan yaklaşımıyla sadece yapılar inşa etmiyor; aynı zamanda düşünce biçimimizi ve mekanla kurduğumuz ilişkiyi yeniden şekillendiriyor. Onun eserleri, bize sadece yaşanacak yerler değil, aynı zamanda düşünecek, hissedecek ve deneyimleyecek alanlar sunarak, gelecek nesiller için ilham verici bir miras bırakıyor. Pritzker Ödülü, bu özgün ve derin mimari vizyonun hak ettiği değeri bulduğunu gösteriyor.
Kaynak: Dezeen | Yayın Tarihi: 13 Mart 2026